Eylül 2017
Video Pazarlama İçin Bilmeniz Gereken Her Şey Burada

Duyduklarınızı ya da okuduklarınızı zaman zaman unutabilirsiniz. Peki ya seyrettiklerinizi? Genel olarak hafıza yöntemleri ele alındığında görsel zekanın birçok kişide çok daha etkili olduğu sonuç çıkıyor. Kaliteli bir reklam ve ürün tanıtımının anahtarı ise bu sonuçtan yola çıkılarak şimdilerde video pazarlama yöntemleri ile gerçekleştiriliyor. Ürün ya da hizmet satışı yaptığınız bir sayfaya sahipseniz ve bunu çağın gerisinde geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriyorsanız ne yazık ki rakiplerinizin çok gerisinde kaldığınızı söylemek yanlış olmayacaktır.
Oysa günümüzde en etkili pazarlama yöntemleri arasında ilk sırada yer alan video pazarlama, sayfanızı ziyaret eden müşterilerinizin 2 dakikadan çok daha uzun süre sayfanızda kalmasına olanak sağlıyor. Bu süre arama motoru optimizasyonu olan SEO için oldukça altın değerinde bir süreyi işaret ediyor. Bir kullanıcının bu süre içerisinde sayfanızda kalması aradığını bulması olarak düşünülüyor.
Güzel, akıcı ve içeriğin tam olarak anlatıldığı bir video seyredilmekten zevk alınarak ürün ve hizmet satışını hızlandırıyor. Böylece arama motorlarında üst sıralara çıkarak çok daha fazla kitleye ulaşma şansı yakalamış oluyorsunuz. Rakipleriniz video pazarlama yöntemini çoktan keşfetmiş ve uygular hale geldiyse fakat siz henüz bundan haberdar değilsiniz neden satışlarınızın iyi olmadığını sorgular hale gelebilirsiniz. Oysa yapacağınız birkaç basit ve etkili hamle ile rakiplerinizi geride bırakmanız mümkün hale gelecek.
 Doğru sayfalara tıklayın, video pazarlama hakkında tüm gerçekleri ve detayları öğrenin. Bunun için kullanabileceğiniz, bilmeniz gereken her şeyi size sayfalarında sunan Videomarketing sitesi ile siz de bu alandaki tüm ipuçlarına sahip olacaksınız. İnsanların %55’lik kısmı videoları her gün çevrimiçi olarak izliyor. Facebook videolarının %85’i sessiz bir şekilde izleniyor. Yöneticilerin %59’luk kısmı aynı konu hakkında video ve metin olması halinde videoyu tercih ediyor. Açılış sayfasına eklenen bir video, ziyaretçilerin alıcıya dönüşme oranlarını %80’e kadar artırıyor. Bu ve bunun gibi genel eğilimlere bakıldığında video pazarlamanın önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Eğer siz de bu alanda kendinize bir yer edinmek istiyorsanız bu konunun ehli bir sayfayı tıklayın ve tüm detaylar parmaklarınızın ucuna gelsin.


Röportajımıza geçmeden önce bir kaç şey söylemek isterim. Sayın Yenal Akgün hocam benimde tasarım dersinden hocamdı. Bana mimarlık konusunda çok şey kattı.  Mimarlığı sevdiren bir yapısı ve kaliteli kişiliği ile her zaman saygı duyduğum hocamla bir röportaj yapmak istedim. Sonuç gayet keyifli oldu :) Ben okuyunca mimarlıkla alakalı çok şeyi yeniden düşünmem gerektiğini öğrendim. Mimarlık bağlamında bir çok konuda farklı ve özgün bilgiler bulabileceğiniz bir röportaj sizlerle. 


1-) Merhaba röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. İlk etapta Mimarlık ile ilgili sorulara geçmeden önce bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?



1978 Elazığ doğumluyum. İlkokul ortaokul ve liseyi İzmir'de okuduktan sonra mimarlık eğitimimi İstanbul Teknik Üniversitesi'nde 1999-2006 yılları arasında aldım. Daha sonra İzmir'e dönerek bir süre çeşitli ofislerde çalıştıktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine başladım ve bir süre sonra araştırma görevlisi oldum. Burada yapı bilgisi, bilgisayar destekli tasarım ve mimari proje dersleri verdim. Akademisyenliğe paralel olarak çeşitli mimari proje yarışmalarına farklı ekiplerle katıldım. Bu yarışmalardan 2 de ödül kazandım. Yüksek lisans sonrasında doktora eğitimim sırasında Stuttgart Üniversitesi'nin hafif Strüktürler ve Kavramsal Tasarım Enstitüsü'nde bulundum. Bu enstitüde dünyaca ünlü mimar/ mühendisler Frei Otto, Jörg Schlaich ve Werner Sobek ile çalışma imkanım oldu. Bu süreç, hem araştırmacı hem de mimar olarak olaya bakış açımda önemli farklılaşmalara ve gelişmelere yol açtı. Doktora sonrasında ise İzmir'de çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalıştım. Bu sırada meslek pratiği ile de ilişkilerimi gerek mimari proje yarışmaları, gerekse bazı proje işleriyle sürdürdüm. 2015'te yine bir ulusal mimarlık yarışmasında ödül kazandım. Bir süre kendi ofisimi freelance olarak devam ettirdikten sonra şu anda da Konak Belediyesi'nde mimar/ tasarımcı olarak çalışıyorum. Yani bir parça uygulamanın içine geri döndüm ve akademik kariyerime eğitimci olarak ara verdim. Ancak çeşitli jürilerde, derslerde konuk olarak akademiyle ilişkimi de sürdürüyorum.

 


2-) Mimarlık günümüzün en popüler meslekleri arasında ve herkesin bu meslek hakkında az çok fikri var fakat biz birazda işin eğitim kısmını öğrenmek istiyoruz. Yani kısacası mimarlık fakültesinde okuyacakları 4 yıl boyunca neler bekliyor?

Mimarlık eğitimi oldukça sabır gerektiren, maddi manevi yorucu bir eğitim. Bunu baştan kabul etmek gerekiyor. Hep sorulan bir soruya cevap olarak söyleyeyim, iyi resim çizebilmekle hiç ama hiç alakası yok. Çok iyi resim çizebilip mimarlığı hiç beceremeyen niceleri olduğu gibi tam tersi bir dolu örnekle de karşılaştım. Aslında mimarlık çok yönlü bir meslek ama temelini “tasarım” kavramı oluşturuyor. “İki rengi biraraya getirmek”, “iki farklı mekanı biraraya getirmek” ya da “iki farklı kıyafeti bir araya getirmek” aslında farklı mesleklere ait olsa da hep tasarım sorunları, ve cevabı da benzer bir eğitimden geçiyor... Mimarlık eğitimi de aslında tasarım eğitimi verilen tüm bu mesleklerin oluşturduğu piramidin bence en tepesinde olduğu için bütün tasarım alanlarına bir parça yakın olmanızı sağlıyor. Bu anlamda da penceresi ufku geniş insanlara ihtiyaç duyuyor. Ama tabi ki ilgi olmadan da olmuyor. İlgi duyuyorsanız ve vizyonunuz genişse herşeyin olumlu gelişmesi daha kolay. Yani,, eğitiminizin, yani mimarlığın, bir hayat biçimi haline gelmesi gerekiyor. Yoksa başarı gerçekten oldukça zor. Zaten içinizde bu eğilim varsa bir zaman sonra her olaya her nesneye tasarımcı gözüyle bakmaya başlıyorsunuz. O ışık yanmıyorsa da maalesef hiç yanmıyor ve eğitim büyük bir zulüm haline geliyor.

Daha somut konuşacak olursam daha ilk yıldan sabahlamalara alışmak, hazır olmak gerekiyor. Burada tek sorun iş yükünün çokluğu değil bence. Test tekniği gibi sorgulamaya çok açık olmayan bir sistemden herşeyi sorguladığın bir eğitime geçtiğinde öğrenci bocalıyor. Bocaladıkça işler uzuyor tabi. Sabahlamalar bence biraz da bundan. Gerçi bu sabahlama ortamları eğer grup halinde çalışılıyorsa keyifli de olabiliyor ama bu tarz bir zorluğa alışmak gerekiyor. Tabi sabır da önemli. Masa / bilgisayar başında saatler geçirmeye hazırlıklı olmak lazım. Çok uzun saatler, günler çalışmak başarının her zaman garantisi de olamayabiliyor. Günlerce uğraşıp hazırladığın proje daha ilk sunumda hocalar tarafından darmadağın da edilebiliyor. Bu yüzden bir parça eleştiriye açık olabilmek, yapılan eleştirilerden kendine birşeyler çıkarabilmek ve de sakin kalabilmek de önemli.

Yani bir sürü zorluğundan bahsettim ama bence tasarım (ve de mimarlık) eğitimi çok güzel ve de eğlenceli. İnsanın başka yönlerini tanımasına fırsat veren, yaratıcılık odaklı bir eğitim. Bu anlamda bence bütün zorluklara değer.

3-)En çok etkilendiğiniz mimar kimdir ve sizi nasıl etkilemiştir ? 

Tek bir mimardan etkilendim demek doğru olmaz. Bence hiçbir alanda tek pencereden de bakılmamalı zaten. Çeşitli yönlerini sevdiğim etkilendiğim birçok mimari grup var benim de. Rem Koolhas'ın mekan düzenini ve yenilikçiliğini severken, Tadao Ando ya da Peter Zumthor'un malzeme duyarlılığına, malzeme/ mekan arasında kurduğu ilişkiye hayran olmamak mümkün değil bence. Yıllar da geçse Mies'in mekan kurgusundaki akışkanlığa hayranlık duyarken, Heatherwick Studio ya da BIG'in çağdaş mimarlığını yok saymak olmaz. Ya da Rafael Moneo ya da Fernando Menis'în bağlamla kurduğu ilişkiyi... Bakış açısına göre beğenilerim de değişiyor yani.

4-) Herkesin tercih döneminde bölüm seçmesine bir şeyler vesile olmuştur. Peki, siz neden Mimarlığı seçtiniz ve verdiğiniz bu karardan hiç pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

Bence lise öğrencileri aslında meslekler konusunda çok da bilinçli değil. Bizim zamanımızda da değildi. Her devrin moda meslekleri oluyor ve herkes o mesleklere yöneliyor. Sonrasında o mesleğin modası geçince, ya da dışarıdan göründüğü gibi olmadığını farkedince hüsran yaşanıyor. Bazı moda mesleklerin piyasada karşılığı da o kadar geniş olmayabiliyor. Bunlar hep sorun... Mesela şöyle örneklerle de karşılaştım şimdiye kadar: “Mimarlık yazmayı düşünüyorum ama diyetisyenlik mi mimarlık mı karar veremedim” diyor öğrenci. “Git önce bir kafanı netleştir” diyorum bu tarz adaylara. Aslında onun da çok suçu yok: Puanının yettiği bölümler, o an moda olanlar ve kulaktan dolma bildikleri arasında sıkışıp kalıyor. O zaman da böyle acaip kafa karışıklıkları yaşanıyor.

Neyse bu kadar alakasız bilgiden sonra kendime geleyim. Ben de aynı bilinçsiz ekiptendim. Ama hep teknik disiplinlerden yanaydı gönlüm. Mühendislikler gibi. Aslında ben hep Makine mühendisi olmak istemiştim ve tercihlerimde de hep mühendislik yazmıştım. Tabi o zamanlar tercihlerini sınavdan önce yazıyordun. Bunları istiyorum deyip tercihlerini yapıp sınava öyle giriyordun. Sınavda olabilecek aksiliklere karşı da garantici bölümler de yazmak gerekiyordu yani:) Ben de dürüst olmak gerekitse bir anlık tercihler, sınav anındaki baz hatalar vb etmenlerle kendimi İTÜ Mimarlık Bölümü'nde bulmuştum. Bir yandan komik gelir bana hala, çünkü o kadar tercih iindeki tek mimarlık bölümü ve tek İstanbul tercihiydi. Bu kadar zaman sonra geriye baktığımda ise “iyi ki İTÜ Mimarlık Bölümü'nü” kazanmışım diyorum ama. Bugün sınava tekrar girsem tekrar mimarlık yazarım. Yaptığım işin beni yansıttığını düşünüyorum. Mimar olarak çalışmak ya da mimarlık eğitiminin bana kattığı hayata bakış açısından dolayı gerçekten mutluyum.

5-) Eğitim sistemimiz hakkında hemen hemen herkesin eleştirdiği belli başlı noktalar var. Peki, sizin Mimarlık Fakültesinde verilen eğitimde eleştirdiğiniz kısımlar nelerdir? 


Bence mimarlık eğitimi ile ilgili en önemli sorun bölüm ve kontenjan sorunu. Diğer sorunlar çözülür. O kadar çok mimarlık bölümü var ki... Bence gereğinden fazla mimar mezun oluyor her sene ve bu da mesleğin değerini düşürüyor. Üstelik ister inanın ister inanmayın ama bazı mimarlık bölümlerinde bir tane bile mimar öğretim üyesi yok. Hocaları arasında aşçı olmayan aşçılık bölümü olur mu ki mimarlıkta da olsun. Bu tarz bölümlerden yetişen öğrenci de yukarıda anlattığım mimar bakış açısına ne yazık ki asla sahip olamıyor. Boşu boşuna okumuş oluyor. Bu anlamda üniversitelerin bölümleri arasında inanılmaz bir kalite farkı var. Ama bizim mevzuatımıza göre her nereden mezun olursa olsun, ya da hangi bilgiye sahip olursa olsun mezun olur olmaz istediği büyüklükte yapıya mimar olarak imza atma yetkisine sahip oluyor. Mimarlık eğitimi alamamış mimarların imzaladığı, tasarladığı (??) binalarla doluyor çevremiz sonunda da. Eğitimle ilgili bence en önemli sorun bu.

Yoksa çok çalıştırılmak, bazen değerlendirme kriterlerinin öğrenciye çok subjektif gelmesi (bazen de gerçekten subjektif olması) gibi öğrenciye büyük sorunmuş gibi gelen şeyler aslında en kolay çözülecek konular.

6-) Mimarlık oldukça zor bir bölüm ve sanırım derslerde zorlanmamak pek mümkün olmuyor. Peki, eğitim hayatınızda en çok zorlandığınız ders hangisi oldu?

Eğitim hayatımda en zorlandığım ders “Temel Tasarım” oldu. Pekçokları için de böyledir eminim. Zira lisede alıştığın eğitimden bambaşka birşeyle karşılaşıyorsun, ve bunla da pat diye karşılaşıyorsun. Bundan büyük bir adaptasyon sıkıntısı olamaz. “”Neyin içine düştüm” diyebiliyorsun ilk anda. Hele benim gibi lise hayatında bile çok analitik düşünmüş birisi için. Zaten bir ekstra bilgi vereyim: Mimarlık bölümü en çok 1. sınıfta bırakılıyor. Bu adaptasyon sorunundan ötürü. 1. sınıfı aşınca herşey daha kolay yürüyor. Derin denize atılarak yüzmesi beklenen biri gibi oluyorsun bir parça. Yüzebilirsen deniz çok güzel:) Ama boğulma ihtimalin de var. Bunu göze almak gerekiyor.

7-) Gelecekte bu bölümde okuyacak kişilerde sizce ne gibi özellikler bulunmalı? 



Aslında sohbetin başından beri epeyce özellik sıraladım sanıyorum. Resim yapma örneğini verdim ama adayın kendini BENCE nasıl test edebileceğini anlatmadım:) Gözünü kapattığında içinde bulunduğun ortamı gözünde canlandırabiliyorsan, ya da bir odayı, mekanı tariflediğimizde gözünde canlanabiliyorsa mimarlık eğitimi almak için maya var demektir. Sonrası zaten öğreten kişinin sorunu. Öyle ya da böyle öğretiliyor iyi bir okulda. Tabi bunun yanında sabır, belirli bir iş disiplini, okumayı ve gezmeyi sevmek, bir parça da sağlam bir sinir yapısı şart. Son söylediğim özellikle ilk yıl şart.:)

8-) Ülkemizde son yıllarda gündem olan kentsel dönüşüm yavaş yavaş başlıyor. Bu durumun mimarlara olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

Kentsel dönüşüm konusu başlıbaşına birden çok konferansa konu olabilir. Ben kentsel dönüşümün tekil bina bazında yapıldığında kent için çok da faydalı olduğuna inanmıyorum. Yani bir bina yıkılıp aynı kat sayısında (çoğunluklukla da birkaç kat daha yüksek) yapılınca o sokak daha iyi olmuyor. Yeşil artmıyor, çoğunlukla kaldırım genişlemiyor, otopark üretilmiyor. Kısaca kentlerimizi güzelleştirme anlamında çok işe yaramıyor. Ama tabi hem eski ve depreme dayanıksız binanın yenilenmesi, hem de inşaat sektöründeki mimar dahil aktörlere daha fazla iş çıkmasını sağlıyor ama keşke bina bazında değil de bölge bazında dönüşüm yapılabilse. O zaman bu işten kentlerimiz de daha karlı çıkacak.

9-) Türkiye’de Mimarlık hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Bu da oldukça uzun konuşulabilecek bir konu. Aslında ara ara çok çok iyi örnekler de ortaya konsa da ülkenin mimarlık yaklaşımını çok da başarılı bulmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bir kere iyi kent iyi yöneticiler ve iyi mimarlarla oluşur ancak yukarıda saydığım sebeplerden ötürü mimar kalitemiz de düşük. Tabi ki mal sahibi, yatırımcının da beklentileri de mimarlığın seviyesine direkt etki ediyor. 1 cm bile alan kaybetmeme kaygısı, yapının nitelikli olmasının önünde çoğu zaman. Ya da bunu kaça satabilirim kaygısı. Okulda üretilen kalitede projeler maalesef piyasada çoğunlukla bu sebeplerden ötürü çıkmıyor. Bir diğer sorun da tek tipleşme. Aynı apartman mimarisini ülkenin neresine gitsek görürüz ama Artvin'in coğrafi ve iklimsel koşulları ile Antalya aynı mı? Ama aynı mimarlık her yerde uygulanıyor. Buna biraz da yönetmelikler de sebep oluyor.

Yani özetle konu çok bilinmeyenli bir denklem.

Bu röportaj için Yenal Akgün hocamıza teşekkürlerimizi sunuyorum :)

Umarım siz okurlarımız içinde keyifli bir röportaj olmuştur.
Telefon Tercihleri Kullanıcıları Zorlamaya Başladı!






Teknoloji dünyasının en popüler ürünlerinden olan akıllı telefonlar, son birkaç yıldır büyük bir değişim geçirmeye başladı ve bu değişim sürecine, dünyanın birçok farklı noktasında da yeni isimler katılmaya başladı. Yepyeni bir sektör haline gelmeye başlaması yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe dayalı olan akıllı telefon, en nihayetinde günümüzün en popüler teknolojik ürünleri arasında yer alıyor.

Tüketiciler tarafından yoğun bir ilgi ile karşılanan ve bu ilginin satış miktarlarında da kendini göstermeye başlaması, birçok farklı ismin de telefon üretim sürecine dahil olmaya başlamasına vesile oldu. Bu sürecin ardından içinde bulunduğumuz dönem itibariyle kullanıcıların dikkatini daha çok çekmek isteyen ve global satış yüzdelerini artırmak isteyen üreticiler, başta akıllı telefonların tasarımları olmak üzere birçok farklı noktada farklılaşmanın yolunu arar oldular. En nihayetinde birçok farklı tasarım, özellik ve donanımsal yapıları ile birbirinden farklı markanın birçok yeni ürünü raflarda yer almaya başladı.


Söz konusu olan bu değişim sürecinin başlaması ile beraber de özellikle son yıllarda tüketiciler telefon tercihleri yaparken ciddi anlamda zorlanmaya başladılar. Hem kısa döneme kadar inen yeni cihazların lanse edilmesi hem de tasarım ve donanım tarafından iddialı ürünlerin kıyasıya rekabete girişmesi, kullanıcıların bu tercih zorluğunu daha da ileri bir noktaya taşımış oldu.

Bu süreçte Apple, Samsung ve LG gibi teknoloji dünyasının öncü isimleri varlığını sürdürürken, Xiaomi, OnePlus, Meizu ve Huawei gibi Çinli isimlerin de global arenada kendilerini göstermeye başlaması ve rekabet konusunda ciddi bir atılım gerçekleştirmesi, kullanıcıların mevcut olan tercih sorunlarını daha da büyük bir çıkmaza sokmuş oldu. Nitekim sektörde kullanıcı elde etmek isteyen akıllı telefon üretici firmalar, yeni telefonlarında çok daha yenilikçi bir strateji izleme yolunu tercih etmeye başladılar.

En büyük zorluk, tasarım farklılıkları ile belirgin oluyor!

Son birkaç yıldır teknoloji dünyasını internet üzerinden takip eden kullanıcıların, en çok rağbet gösterdikleri yazılı ve video içerikler arasında telefon incelemeleri yer alır oldu. Elbette ki en çok rağbet gören içeriklerin başında akıllı telefon incelemeleri konusunun yer almasında, tüketicilerin tercih yapmakta ciddi anlamda zorluk yaşaması yer alıyor.


Daha önceleri akıllı telefon dünyasında ismi en çok geçen ismin Apple ve iPhone olmasını takip eden kısa vade içerisinde başta Samsung olmak üzere birçok teknoloji devi, Apple’ın karşısında ciddi bir rekabet sergilemeye başladı. Bu süreçte kullanıcılar, daha çok donanım ve yazılım detaylarına dikkat ederek tercihlerini yapıyorlardı. Apple’ın iOS mobil işletim sürümünün de hem kullanıcı dostu yapısı hem de donanım ve yazılım birlikteliğinden doğan çok yönlü işlevselliği ile birçok kullanıcı, tercihini kolaylıkla Apple’ın iPhone modelleri tarafından yapmaktaydı.

Bu süreçte Google tarafından desteklenen Android mobil işletim sisteminin de çok ciddi bir yol kat etmesi ile beraber kullanıcılar, iOS ve Android tercihinden çok daha fazlasını aramaya başladılar. Dada sonraları kamera ve işlemci gibi özelliklere dayalı seçimler kendini göstermeye başladı. Zira akıllı telefonların gelişim sürecinde donanımsal anlamda çok ciddi sıçramalar kendini göstermekteydi.

Günümüze gelindiği vakit ise Apple, Samsung, LG, Huawei, Xiaomi, Motorola ve Meuzi gibi firmaların telefonları, donanımsal anlamda ciddi benzerlik göstermeye başladı. Her ne kadar kamera, işlemci ve grafik birimi tarafında halen daha Apple’ın iPhone modelleri ciddi bir üstünlük sağlıyor olsa da günlük kullanımlar hesaba katıldığında, güncel telefonların birçoğu kullanıcısını donanımsal anlamda zora sokmayacak noktaya ulaştı.

En nihayetinde ise günümüzde kullanıcılar, sadece iOS ve Android işletim sistemi tercihi kararından farklı olarak, en büyük etmenler arasında olan tasarım tarafına da önem vermeye başladı. Bu noktada da Google’ın akıllı telefon modelleri piyasada yer almaya başladı ve tasarım rekabetinde ciddi bir süreç başlamış oldu.

Akıllı telefon tasarımları, firmalar arasındaki en büyük rekabet alanı olmaya başladı!

Son birkaç yıldır başta akıllı telefon modelleri olmak üzere mobil cihazlar için en büyük tasarım atılımı, çerçevesize yakın tasarım anlayışı ile ortaya çıktı. Bu süreçte üretici firmalar, akıllı telefonlarının ekran boyutlarını artırarak, cihazların kasa oranını düşürürken ekran boyutunu artırmayı başarmış oldular. Kullanıcılar tarafından yoğun talep göre büyük ekranlı telefonlar da nitekim büyük cihazlardan haz etmeyen kullanıcılar için de satın alınabilir seviyeye ulaştılar.

Bununla beraber estetik açıdan da ciddi bir farklılık sunmaya başlayan çerçevesize yakın akıllı telefon anlayışı, Samsung’un Galaxy S6 modelleri ile birlikte sektörde başlangıç yapmış oldu. İlk etapta kavisli erkan ile yola çıkan Samsung’u Apple, Xiaomi ve LG gibi firmalar da takip etmeye başladı.



En nihayetinde de tasarım anlamında da birbirine benzemeye başlayan akıllı telefonların tercihinde kullanıcılar, tek bir paket içerisinde en iyi deneyimi sunan modelleri tercih etmenin yolunu aramaya başladılar. Bu süreçte de elbette ki akıllı telefon incelemelerine olan rağbet, zirve seviyelere kadar ilerlemiş oldu.

Tüm bunların dışında şu an için fiyatlandırma politikası bir kenara bırakılırsa kullanıcıların telefon tercihi konusundaki en büyük sorunsalı, iOS işletim sistemi tercihi ve Android işletim sistemi tercihi üzerinde kalmış kalıyor.

iOS tarafında tek seçeneğin iPhone modelleri olduğu hesaba katıldığında, asıl büyük karmaşa Android işletim sistemi taşıyan akıllı telefon modellerinde oluşuyor. Çinli firmalarında çok ciddi telefon modelleri ile global pazarda yer almaya başlaması, Android tarafındaki rekabeti büyük oranda etkilemeyi başardı.


Özet olarak belirtmek gerekiyor ki akıllı telefon dünyasındaki üretici firmaların telefon modelleri, birçok açıdan birbiri ile benzer bir yaklaşım sunmaya başladı. Bu süreçte kullanıcılar, başta güvenlik kaygıları olmak üzere birçok açıdan iOS ve Android işletim sistemi tercihlerini yapmaya başlamış olacak. Lakin pazar araştırmalarından elde edilen bilgilere göre kullanıcıların telefon tercihleri, birbirine benzeyen ve artan fiyatlara sahip modellerden dolayı, giderek daha da zor bir hale gelmeye devam edecek gibi görünüyor.


Tüm Boncuk Modelleri En Uygun Fiyatlarla

Doğal taş ve boncuklar, takı tasarımı sanatının her döneminde en çok kullanılan malzemeler arasında yer almıştır. Zira her ikisi de, çok sayıda renk, biçim ve ebat seçeneğine sahiptir. Bu bakımdan, boncuk çeşitleri doğal taşlara kıyasla daha kullanışlı bir takı malzemesidir. Zira doğal taşlar doğadaki hallerinin cilalanmış ve biçim verilmiş hallerinden ibaretken, boncuk modelleri suni olarak üretilebildikleri için çok daha fazla sayıda seçenek sunmaktadır. Boncuklar; şekillerine, ebatlarına ve üretimlerinde kullanılan materyale göre çeşitli kategorilere ayrılır. Örneğin plastikten üretilen boncuklar, sayıca bir hayli fazladır ve en ucuz takı malzemeleri arasında yer alır. Ancak cam cürufu gibi özel materyallerden üretilen, çok daha gösterişli ve etkileyici boncuk çeşitleri de mevcuttur.

Miyuki Boncuk Çeşitleri Satın Al


Miyuki boncuk çeşitleri, bunların başında gelir. Japonya’daki aynı adlı fabrikada üretilen miyuki boncuklar, 1960’lı yıllardan bu yana piyasada bulunabilmektedir. Dayanıklılık, kullanım kolaylığı ve kalite bakımından tartışılmaz bir üstünlüğe sahiptirler. Nitekim Miyuki firması, dünyanın belki de en büyük boncuk üreticisidir ve delica boncuk gibi çeşitlerin de patent sahibidir. Miyuki boncuk çeşitleri, tüm takı modellerinde rahatlıkla kullanılabilir. Ancak en çok miyuki bileklik modelleri üzerinde kullanıldıklarını görebilmek mümkündür. Miyuki bileklik yapımı oldukça kolaydır ve bu nedenle amatörler tarafından dahi rahatlıkla yapılabilmektedir. www.prestijboncuk.com/miyuki-boncuk

Miyuki Bileklik Nasıl Yapılır?

Gerçekten de, miyuki boncuk bileklik yapımı için ihtiyacınız olan tek malzemeler miyuki boncuk çeşitleri ve bir adet iptir. Arzuya göre misina ipi veya bu iş için üretilmiş miyuki boncuk ipleri kullanılabilir. Boncukları ip üzerine dizip iki ucunu birleştirerek, dakikalar içinde miyuki bileklik üretmeniz mümkündür. Prestij Boncuk web sitesi, boncuk çeşitlerinin ve kalitesinin takı imalatı için olan önemini bildiğinden, hobi tutkunlarına bu bakımdan en çok sayıda seçeneği en uygun fiyatlarla sunar. Tüm boncuk çeşitlerimiz, onlarca farklı renk seçeneğine sahiptir. Boncuk fiyatları ise hiçbir zaman bütçenizi zorlamayacak niteliktedir. Web sitemizden sipariş verip, ürünlerinizi kargo ile teslim almanız, hatta arzu ederseniz ödemenizi de kargo görevlilerine yapmanız mümkündür.




Şubesiz Bankacılığın En Kolay Hali İle Tanışın

Bankalarda uzun kuyruklar beklenen günler artık geride kaldı. Hatta öyle ki hala bankada kuyruk bekliyorsanız çağın gerisinde kalmış olma ihtimaliniz de oldukça yüksek. Çünkü devir teknoloji devri ve artık tüm işlemler parmaklarınızın ucunda. Şubeye gitmeden birçok işlemi gerçekleştirmek mümkünken aksini yapmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey olmasa gerek. Zamanın çok kıymetli olduğu çağımızda, hayatın hızlı akışında dinlenme payına sahip olabilmek için birçok şeyin kolay yolunu araştırıyoruz. Bunların başında ise hemen herkesin ihtiyaç duyduğu bankacılık işlemleri yer alıyor. Bu işlemler arasında ise şubesiz bankacılık ön plana çıkmış durumda.
Herhangi bir ödemenizi gerçekleştirmek için EFT ve havale yapmanız gerekirken bunun için bir de zaman ve ücret harcamak elbette rahatsız edici bir ayrıntıdır. Kuveyttürk Seninbankan.com.tr sayesinde ise EFT ve havale ücreti ödemen tüm ödeme işlemlerinizi rahatlıkla kısa süre içerisinde gerçekleştirebilirsiniz. Senin danışmanın hizmeti de sunan Kuveyttürk, bu alanda aklınıza takılan tüm sorulan cevaplarını size vermek için hazır olarak bekliyor. Aklınıza takılan tüm sorulan cevaplarını şubesiz bankacılık hizmeti ile sonlandırabilirsiniz.

Sadece EFT ve havale hizmetleri ile değil, altın hesabı, gümüş hesabı, yatırım hesabı ve platin hesabı gibi farklı yatırım hesapları ile sahip olduğunuz birikiminizi güvenli bir şekilde yönetebilirsiniz. Cep telefonunuzdan ya da tabletinizde indireceğiniz bir uygulama ile kısa sürede tüm işlemlerinizi gerçekleştirmeniz mümkün olacak. Üstelik bunu yüksek güvenlik seviyesi eşliğinde yapacağınızı da unutmamalısınız. İnternet şubesi sayesinde şubesiz bankacılık işlemleri içinden dilediğiniz işlemi saniyeler içinde gerçekleştirerek kalan zamanınızı sevdiklerinize ayırmanız da mümkün hale geliyor. Zamanınızı artık işlemler ya da uzun kuyruklarda heba etmek yerine sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz anlara ayırmanız sizi de mutlu etmeye yetecek. Hayatın akışı içerisinde şubesiz bankacılığın size sağladığı ayrıcalıklardan faydalanarak kartsız para çekme, cebe para gönderme ve fatura ödeme gibi uzun zamanınızı alacak işlemleri artık tek tık ile halletmeniz mümkün hale geliyor. Eğer hala Kuveyttürk bankasının sağladığı avantajlardan haberdar değilseniz, zamanınızı doğru şekilde idame ettiremiyorsunuz demektir. 
Kaliteli Cami Halısı

            Müslümanların ibadetlerinde oldukça önemli bir yer kaplayan camilerin bakımı ve iç donanımı da oldukça önemlidir. Çelebizade halı firması 1994 yılından bu yana cami halıları üretiminde öncü durumdadır. Hizmet kalitesinden ödün vermeden çalışmakta olan firmamız dünya çapında kabul görülmektedir. Pek çok desen ve renkte üretilen cami halısı kaliteden ödün vermeyen hizmet anlayışının bir sonucu olarak doğmuştur.




 Uzun Süreli Kullanım

            Camiler Müslümanların günün her saati ziyaret ettikleri mekanlar olmasının yanı sıra kendileri ile de baş başa kalmak için sık sık gittikleri mekanlardandır. Bu neden ile cami halısı seçiminde oldukça hassas davranmak gerekir. Özellikle kaliteli ürünler seçilmeli ki uzun süre verim alınabilsin. Cami halısı kalitesiz olursa halılarda kısa süre içerisinde aşınma ve yıpranma meydana gerecektir. Bu da yeni bir halı almayı gerektirecektir. Kısa süre içerisinde defalarca halı değiştirmek yerine bir kez kaliteli bir ürün alıp uzun yıllar yıpranmadan kullanmak oldukça iyi bir alternatiftir.

            Cami halısı üretimi yapan firmamız kalitenin yanı sıra sağlığa da önem vermektedir. Gün içerisinde cami halıları üzerinde pek çok kişi ibadet için bulunmaktadır. Bu da olası rahatsızlıkları beraberinde getirebilir. Bu neden ile camiler için seçilecek halıların sağlıklı olmasına özen gösterilmelidir. Konuya fazlası ile önem veren firmamız Türkiye'de ilk kez anti bakteriyel halı üretimine başlamıştır. O zamandan günümüze kadar da bu hizmeti geliştirerek devam ettirmiştir.

 Farklı Desenler

            Farklı renk seçeneklerinin de sunulduğu halı çeşitleri genellikle kaymaz tabanlı olarak üretilmektedir. Tercihe göre duvardan duvara da üretilebiliyor. Toz ve tüy bırakmayan bir yapıda üretilen halılar anti septik özellikleri ile de dikkat çekiyor. Bu sayede cami halısı üzerinde herhangi bir biçimde mikrobun barınmasına izin vermiyor. Bu da hastalıların yayılmasını engellemiş oluyor.
 Üretimini sürekli olarak çeşitlendirerek kendini yenileyen firmamız saflı cami halısı modellerini de üretmektedir.

            Saflı cami halısı camilerde en çok tercih edilen modeller arasındadır. Bu halının yapısı gereği cami cemaatinin namaz esnasında safları düzenli bir biçimde sağlamasına yardımcı oluyor. Saflı cami halısı modelleri arasında onlarca renk seçeneği bulunuyor. Bu ürün kategorisinde üretilen halıların farklı renklere sahip olmasının yanı sıra aynı renkte farklı tonları da bulmak mümkündür.

 Dünya Çapında Bir Kalite


            2014 yılından bu yana üretimleri ile dünyaya açılan firmamız giderek artan talepleri karşılamak için yeni tasarımlar geliştirmektedir. Son yıllarda cami halılarında en çok tercih edilen modellerin arasında göbekli cami halısı da bulunuyor. Göbekli cami halısı şık ve estetik görünüm sebebi ile tercih edilmekteyken caminin iç dekorasyonuna da uyum sağlayacak pek çok model bulunuyor. Cami içerisinde tercih edilen halı desenlerinin doğru seçilmesi hem caminin mimarisini ön plana çıkarak destekleyecek hem de ziyaretçilerine görsel bir zarafet sunacaktır. Göbekli cami halısı çeşitleri de diğer halı çeşitleri gibi kaymaz tabanlı ve anti septik özelliğe sahiptir. Farklı motifler ile üretilen halıların yanı sıra aynı motifte fakat farklı renkte olan ürünler de bulunuyor. Yüzlerce cami halısı modeli arasında her caminin yapısına uygun bir renk ve desen mutlaka çıkacaktır.

            Tecrübeli bir ekip ile 20 yılı aşkın bir süredir sektörde hizmet veren firmamız duvardan duvara halıların montesi için de destek sunmaktadır. Ürettiğimiz hizmetin kalitesine sonuna kadar güvenmenin yanı sıra bu kaliteyi de uluslararası düzeyde ve ISO 9001 gibi çeşitli kalite sertifikaları ile kanıtlıyoruz. Uzun süreli kullanım ve sağlıklı bir ortam için ürettiğimiz cami halıları renk ve motifleri ile de tüm dünyanın dikkatini çekecek düzeydedir.



12 Dev Adam Eurobasket 2017 D Grubu final maçında,grupta sıralamayı belirleyecek mücadelede Letonya'ya 89-79 mağlup oldu ve grubu 4. sırada tamamlayarak C Grubu lideri İspanya ile son 16 turunda eşleşti.Millilerimizin büyük çaba sarfettiği ve son dakikalara başa baş girdiği mücadele malesef mağlubiyet ile sonuçlandı.Karşılaşma ile ilgili düşüncelerimi sizler ile paylaşmak isterim.



Letonya maça temposu yüksek bir oyun anlayışı ile başladı.Hücum sürelerinin hemen hemen ilk 10 saniyesi içinde hücumu bitirme çabası göstermeye çalıştılar.Biliyorsunuz millilerimizin daha önceki mücadelelerinde yapmış olduğu savunma ve müdafaa gayreti dikkatleri üzerine toplayan bir unsurdu.Bu savunmamıza karşı rahat sayı bulmak adına rakibimiz tempoyu yüksek tutmak amacındaydı.Timma'nın post oyunları üzerinden yaptığı asistlerle sayı bulan Letonya ayrıca yıldız ismi Porzingis'e karşı aldığımız ikili sıkıştırma önlemini ekstra paslar ile boş üçlük imkanı bularak bu durumu avantaj haline getirmeyi başardı.Neyseki buldukları 4 üçlük fırsatından sadece bir tanesini isabete çevirmeyi başarmaları ilk çeyreği sadece 2 sayı geride kapatmamızı sağladı.

Millilerimiz ise Melih Mahmutoğlu'nun performansı ile etkileyici bir başlangıç yaptı.Melih Mahmutoğlu ilk çeyreğe 11 sayı sıkıştırmayı başardı.Özellikle hızlı hücumlarda potaya giderek hanemize sayı yazdırmayı başaran Melih Mahmutoğlu ilk çeyreğin kahramanıydı diyebiliriz.Genel anlamda milli takımımızın ilk çeyrekteki hücum düşüncesinden bahsedecek olursak;boyalı alanı görmeye çalışarak,içeriyi zorlayarak,boyalı alana top indirmeye çalışarak sayı bulmayı arzulayan bir hücum düzeni görüntüsünden söz edebiliriz.Bu hücum düzeninde ısrar edilmesinin nedeni Kristaps Porzingis'i fiziksel anlamda yıpratmak ve faul problemine sokmakdı.Ufuk Sarıca'nın akıl dolu bu hamlesine dikkat çekmek isterim.

24-22'lik skor ile 2 sayı geride başladığımız ikinci çeyreği pek iyi geçirdiğimiz söylenemez.İlk periyotta benimsediğimiz boyalı alandan sayı bulma fikrini bu periyotta sürdürmeye elimizden geldiğince devam ettik ancak ilk çeyrekteki kadar başarılı değildik.Israrla Semih Erden'in Porzingis'i sırtına alıp potaya gitmesini ve sayı bulmasını sağlamayı denedik.Bununla birlikte kısalarımız içeriyi zorlayarak çemberi görmeye çalıştılar.Boş döndüğümüz hücum sayısı çoğalmaya başladı ve zorlama şutlara yöneldik.Kısacası hücum disiplininden uzaklaştık istediklerimizi yapamamaya başladık.Furkan Korkmaz'ın bu dakikalarda yaptığı top kayıpları her şeyi açıklar nitelikteydi.Düşüncelerimizi uygulayamıyorduk.

Tüm bu olumsuzluklar ile birlikte Letonya'ya ardı ardına hızlı hücum fırsatı verdik.Korktuğumuz başımıza geldi ve Kristaps Porzingis sahneye çıktı.Oyunun temposunun da yükselmesiyle birlikte Porzingis'in yıldızlaşmasına ardı ardına sayılar bulmasına engel olamadık.Porzingis'e indirilen toplar canımızı çokça yaktı.Aynı hücumu üst üste üç defa deneyip 6 sayı çıkarmaları ikinci çeyreği ne kadar kötü geçirdiğimizi gözler önüne serdi.İlk yarıyı 9 sayı geride 47-38'lik skor ile kapattık.Letonya'nın bu periyotta attığı 23 sayıya sadece 16 sayı ile karşılık verebildik.


Letonya Dersine İyi Çalışmış

Milli takımımızın ilk yarıda daha önceki karşılaşmalarında gösterdiği müdafaadan eser yoktu.Letonya'nın dersine iyi çalıştığı aşikar.Savunmamızı temposu yüksek ve seri hücumlar ile aşmaları kimseyi şaşırtmamalı.Hızlı oyun kurmaları gerçekten takdir edilesi.Porzingis ismini de tam zamanında devreye sokarak soyunma odasına büyük avantaj ile girdiler.Airnars Bagatskis'i tebrik etmek gerek.



İkinci yarıya tıpkı ilk iki periyotta ısrarcı olduğumuz planlamayı uygulayarak başladık.Semih Erden'in sırtı dönük oyunlarını kullanarak Porzingis'i oyundan düşürmek.Tüm yaptıklarımıza gösterdiğimiz çabalara bu sefer gölge düşüren çalınan tartışmalı düdükler oldu.Rakibimiz bu düdükler ile farkı 12 sayıya kadar çıkardı.

Çeyreğin ikinci 5 dakikasında sertlik iyice tavan yaptı.Harcanan efor ve enerji hat safhaya ulaştı.Sürekli olarak hücumlarımızı faul yaparak durdurup serbest atış imkanı vermelerine rağmen kaçırdığımız serbest atışlar farkı kapatmamıza mani oldu.Porzingis'in kenarıya alındığı çeyreğin son 4 dakikasında sazı elimize alıp farkı 6 sayıya kadar düşürdük.Son çeyreğe 10 sayı farkın altında girmemiz gerçekten çok önemliydi.Daha önceki yazımda belirtmiştim.10 sayı farkı ''Psikolojik Baraj'' olarak tanımlıyorum.

Son 10 dakikada oynanan oyundan bahsedecek olursak periyoda iyi başlayan taraf olduk.İlk birkaç dakika sayı attırmadık Letonya takımına.Hızlı hücumlar ile etkili olduk ve Porzingis'e karşı olağanüstü bir savunma gösterdik.Adeta ''Dişe diş,kana kan'' olarak tabir edebileceğimiz sertliğin dozunun arttığı bir mücadele izledik son çeyrekte.Melih Mahmutoğlu'ndan gelen talihsiz sportmenlik dışı faule kadar maça ortak olmayı başarmıştık.Bu faulden sonra oyundan düştük,Cedi Osman'ın sorumluluk almasına rağmen üstünlük el değiştirmedi ve karşılaşmadan mağlubiyet ile ayrıldık.



Aynı Bireysel Performanslar,Aynı Senaryo

Millilerimizin bireysel performansları grupta oynadığı diğer karşılaşmalar ile hemen hemen aynı görüntüyü verdi.Cedi Osman'ı gerçekten ayakta alkışlamak gerek.Takımın skor yükünü sırtlaması dışında,ribaund alması,asist yapması,çekinmeden sorumluluk alması ve tercih konusunda hata yapmaması NBA'de kalıcı olabileceğinin sinyallerini bizlere göstermekte.

Melih Mahmutoğlu takımın skor yükünü çeken bir başka isimdi.Yine yapması gerekeni yaparak kendisinden istenilen katkıyı fazlasıyla verdi.Zaman zaman takımı ateşleyen parça oldu.

Cedi Osman ve Melih Mahmutoğlu ikilisi dışında Semih Erden'in gösterdiği performanstan memnun kaldığımı söyleyebilirim.Sezonun büyük bir kısmını oynayarak geçirmemesine rağmen harika bir turnuva geçiriyor.Ayrıca Kenan Sipahi ve Erkan Veyseloğlu'nun ellerinden geleni yaptıklarının apaçık ortada olduğu kanaatindeyim.

Gecenin hayal kırıklığı ise Sinan Güler oldu.Turnuvanın başından beri çoğumuzu hayal kırıklığına uğratan bir Sinan Güler izledik.Bu takımın kendisine ihtiyacı var.İspanya maçında kendisinden iyi performans beklenecektir.


İstenen Milli Takım

40 dakika sonunda galip gelemesek de maçın her saniyesini yüreğiyle,kolunu bacağını parke üzerine bırakacakmışcasına,her şeyini ortaya koyarak oynayan bir milli takım seyrettik.Tribünler,atmosfer muhteşemdi,taraftar görevini layıkıyla yerine getirdi.Gerçekten gurur duyulası bir takım olduklarını ortaya koydukları bu karakter ile ispatladı bu takım.Galibiyet,mağlubiyet hiç önemli değil.Bu millet sahaya ruhunu yansıtan,savaşan bir milli takım istiyor ve bu takım bunu başardı.




Milli takımımıza gelecek karşılaşmasında başarılar diliyorum.


Zeki Baş


Özel Günleriniz İçin Yepyeni Bir Site


Göz Dolduran Tasarımlar

            Kalbinin attığı kadar canlısın, gözünün uzağı gördüğü kadar genç. Sevdiklerin kadar iyisin... diyenler yanılıyor olamaz. Sevdiklerinize zaman ayırmak dünya telaşı içinde oldukça zor olsa da onlara her zaman aklınızda olduklarını hatırlatacak anlar var. Bu özel anlarda onlara Kişiye özel hediye alternatiflerimizden birini seçerek hediye edebilir, mutluluklarını ikiye katlayabilirsiniz. Özel fotoğraf baskılı tişörtler, fotoğraf kolajları, ahşap görünümlü, fotoğraflı duvar saatleri, imza sitiliyle isim yazılı kemerlerden cüzdanlara, kalemlerden anahtarlıklara kadar bir çok hediyeye sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca çiftlere özel tavla, tişörtler ve kupalar tasarım ürünlerimiz arasındadır.

 Anıları Canlandıran Kalemler

            Söz uçar yazı kalır. Peki bir hediye ne kadar unutulmaz olabilir. Size iyi haberlerimiz var. Çeşitli boy ve ebatlarda onlarca şık tasarım hediyelik kalem, özel ürünlerimiz arasında sizleri bekliyor. Kaliteli malzeme ve işçilikle üretilen kalemlerimizin üzerine ister sade bir isim, ister imza stilli bir isim soy isim, ister baş harfleriniz gibi değişik şekilde yazılar yazılabilir. Kalemler tekli olarak satıldığı gibi set olarakta satın alınabilir. Özel tasarımlı kutusunda anahtar ve kalem setleri, kartvizitlik, anahtarlık ve kalemden oluşan üçlü set ve usb, kalem ve kartvizitlikten oluşan üçlü set şeklinde de sitemizde bulabilirsiniz. Hat yazılı deri kalem en tercih edilen modeller arasındadır.

 Hediye Almanın Kolay Yolu

            Günlerce gezmenize, o önemli gün için en iyi hediyeyi aramanıza bunun için kilometrelerce yorulmanıza gerek yok. Size yepyeni alternatifler sunan hediyefabrikasi ile evinizde rahat rahat uzanırken dikkatinizi tamamen alacağınız hediyeye verip, yorulmadan, zaman kavramına takılıp kalmadan seçim yapabilirsiniz. Güvenli alışverişin yeni adresi olan site adı gibi adeta bir hediye fabrikası. Özel güne göre ve cinsiyete göre ayrılmış kategorilerimiz sayesinde seçeceğiniz hediyeye daha hızlı ulaşabilirsiniz. Siteye üye olduktan sonra sepetinize eklediğiniz ürünleri en uygun fiyat garantisi ve değişik ödeme seçenekleriyle alabilirsiniz. Zaman zaman ürünler üzerinden yapılan indirimleri sitemizden takip edebilir, böylece istediğiniz ürünleri daha uygun fiyatlara alabilirsiniz. Üstelik tüm ürünler ücretsiz şekilde hediye paketi yapılıp, özel olarak tarafınıza kargo edilir, kusursuz bir hediye alma işlemi gerçekleştirirsiniz.


Sevdiklerinize Kendilerini Daha Özel Hissettirebilirsiniz!


            Özel günlerde sevdiklerimize hediye seçerken kendilerini özel hissetmeleri için en güzel hediyeleri seçmeye çalışırız. Hediye seçerken karşımızdaki kişinin cinsiyeti, beğenileri, hobileri ve daha birçok unsuru göz önüne almamız gerekir. Çoğu zaman ne yazık ki onlar için özel bir hediye bulamaz ve klişe seçenekler arasından seçim yapmak zorunda kalırız. Ancak artık sevdiklerinize tamamen onlara özel hediyeleri hediyesepeti.com ile verebilirsiniz!

            Hediye sepeti ile sahip olacağınız ayrıcalıklar dünyasında elde edeceğiniz avantajlar ve hediye seçenekleri ise şöyle:

            - Kişiye özel hediye: Hediye sepeti kişiye özel hediye seçeneği ile aldığınız hediyeleri özelleştirmenizi ve karşınızdaki kişinin kendini daha da özel hissetmesini sağlıyor. İsim baskılarından fotoğraf baskılarına çeşitli imkanlarla seçtiğiniz hediyeleri özelleştirerek sevdiklerinizi mutlu edebilirsiniz. Kişiye özel hediyeler birçok farklı ürün grubunda geniş tercih seçenekleri ile beğeninize sunulmuş durumda!

            - Geniş ürün seçeneği: Kadın ve erkek hediyelerinden özel günlere kadar ihtiyacınız olan tüm hediye gruplarına bir arada Hediye Sepeti ile ulaşabilirsiniz. Kategorilendilmiş ürün gruplarının yanı sıra özelleştirilmiş arama seçenekleri ile de sevdiklerinize en uygun hediyeleri hızlı bir şekilde bulabilir ve hediye almak için haftalarca zaman kaybetmeden hızlı bir şekilde hediyelerinizi seçebilirsiniz.

            - Farklı hediye seçenekleri: Sevdiklerinize klasikleşmiş hediyelerin dışına çıkarak farklı hediyeleri Hediye Sepeti ile vereceksiniz. Değişik fikirlerin bir arada buluştuğu sitede klasik hediyeler de özelleştirilerek sıra dışı bir hal alıyor. Hediye kalem almak istiyorsanız bunu üzerine sevdiklerinizin adını yazdırarak özelleştirebilir ve sıradan bir hediyeyi her zaman kullanılacak bir ürüne çevirebilirsiniz. Hediye alınacak kişi gruplarında yapacağınız aramalar ile daha bilinçli hediye seçebilir ve sevdiklerinizin yüzünü güldürebilirsiniz.

            - Kaliteli ürünler uygun fiyat seçenekleri: Kaliteli ürünleri uygun fiyatlarla bir araya getiren Hediye Sepeti, bütçenizi de düşünerek sizlerin yanında oluyor. Ödeme seçenekleri sayesinde zorlanmadan ve kendinize en uygun imkanlarla alışveriş yapabilir, hızlı kargo imkanları ile ürünlerinizi günlerce beklemek zorunda kalmadan hemen sahip olabilirsiniz. Özel günlerde yapılan fırsatlardan ve indirimlerden de yararlanarak alışverişlerinizi daha da keyifli bir hale getirmek sizin elinizde! Hediye Sepeti ile artık hediye bulmak çok kolay!


Nefis Yemek Tarifleri  2007 yılında kurulmuş olan Türk mutfağı başta olmak üzere mutfağımıza uyarlanmış dünya mutfağından da muhteşem lezzetleri parmaklarınızın ucuna getiren, bu muhteşem yemeklerin nasıl yapıldığını kolay bir şekilde öğreten yemek tarifi sitesidir.

Nefis yemek tarifleri arayüzü
Siteye girdiğinizde sizleri en başta en güncel tarifler karşılar. Her gün yüzlerce yeni tarifin eklendiği sitede aynı ekranı iki defa görmeniz pek olası değil.  Ana Sayfa, tarifler, videolar, menüler, yazarlar, keşfet, soru cevap ve bugün ne pişirsem gibi başlıklarla ziyaretçiler aradıkları alanlara hızlıca yönlendiriliyorlar. “Ana Sayfa” isminden de belli ana ekrana yönlendiriliyorsunuz. “Tarifler”e tıkladığınızda sizler için kategorilenmiş olan tarifler ekrana geliyor. Çorba tarifleri, diyet yemekleri, içecek tarifleri, hamurişi tarifleri bunlardan sadece birkaçı. “Videolar” a tıkladığınızda en son eklenen video en başta olmak üzere bugüne kadar videolu olarak hazırlanmış tüm tariflere ulaşmanız mümkün.  “menüler” başlığı altında çeşitli akşam yemeği menüleri, kahvaltı menüleri, özel günler için menüler sitenin takipçilerine yemek tarifleri kombinasyonları yapmada büyük kolaylık sağlıyor. “Yazarlar” kısmında ise yemek tariflerini paylaşan yazarlar bulunuyor. Paylaşım yapan yazarları aktiflikleri veya tarif sayıları gibi çeşitli kriterlere göre sıralamak mümkün. Buradan yazar profillerine ulaşarak beğendiğiniz bir yazarın diğer tariflerine de ulaşabilirsiniz. “Keşfet”  ise günün, haftanın, ayın ve tüm zamanların popüler yemekleri listelendiği bir alan. Burada amaç çeşitli zaman dilimleri arasında kullanıcılar tarafından ilgi gören tarifleri süzerek, binlerce tarif arasında en beğenilenleri daha rafine bir şekilde ziyaretçiye sunmak.  Bir çeşit forum gibi kullanılan “Soru Cevap” kısmında ise sitenin kullanıcıları daha çok mutfak konuları olmak üzere kendi aralarında soru-cevap yapabiliyor, birbirlerinden bulundukları duruma göre tavsiye isteyebiliyor. “Bugün Ne Pişirsem” kısmı ise bugün ne pişireceğinize karar verememeniz durumunda sizlerin imdadına koşuyor. Her evde bulunan malzemelerle hazırlanabilecek, çorba, ana yemek ve salata gibi çeşitli kategorilerde öneriler günlük olarak değişerek kullanıcıya yemek yapma konusunda fikir vermeyi amaçlıyor.
Nefis yemek tariflerinde üyelik
Nefis yemek tarifleri sitesini sıradan bir kullanıcı olarak kullanabileceğiniz gibi üye girişi yaparak da kullanabilirsiniz. Üye girişi mevcut e-posta adresiniz veya facebook profilinizle hızlıca yapılabilir. Peki üye girişi yapmak ne sağlar? Öncelikle daha az reklam görürsünüz :) Yorum yapabilir ve denediğiniz tariflere fotoğraf ekleyebilirsiniz.  Daha da önemlisi ise siteye üye olmanız halinde beğendiğiniz tarifleri sizin için ayrı bir alanda saklayabilecek online tarif defterinize sahip olursunuz. Bu tarif defterine eklediğiniz tariflerinize her zaman cep telefonlarınızdan bile kolayca erişebilirsiniz. En güzel tarafı ise nefis yemek tariflerinde üyelikle birlikte sunulan tüm özellikler ücretsizdir. Üye olmak için veya üyeliğin devamı için herhangi bir ücret alınmaz.

Nefis yemek tarifleri sitesine tarif göndermek

Dileyen her kullanıcı üye girişi yaptıktan sonra tarif gönderebilir, kendi yazar profilini oluşturabilir. Tarif gönderme işlemi cep telefonlarınızdaki nefis yemek tarifleri uygulaması üzerinden veya web siteden yapılabilir. Bunun için ‘tarif gönder’ bölümünü tıklamanız yeterli. En kolay ve en anlaşılır şekilde tarifin paylaşılabilmesi için gerekli yönlendirmeler site tarafından yapılmakta. Tarifler gönderildikten sonra mutlaka editör ekibi tarafından titizlikle kontrol edilmekte, böylelikle ziyaretçilerin memnuniyeti ön planda tutulmaktadır.
Bütün bu saydıklarımız nefis yemek tarifleri sitesinde bulunan binlerce özellikten sadece bir kaçı. Milyonlarca kişinin takip ettiği ve büyük bir bağlılıkla kullandığı Nefis yemek tarifleri sizi keşfetmeye çağırıyor.





Selamlar arkadaşlar, biliyorsunuz ki wattpad üzerinde bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bu kitabı sosyofikirde'de paylaşıp daha fazla okura ulaşmayı umuyorum. Kitabın wattpad sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.Kitabı sosyofikir.com'da okumak isteyenler için buraya da yavaş yavaş bölümler gelecek. Ama unutmayın son bölümler en güncel bölümler her zaman wattpad'deki hikayemizde olacak. Buraya yaklaşık 1 -2 gün sonra düşebilir yeni bölümler. Şuan 5 bölüm oldu yavaş yavaş başlayalım o zaman.






Bölüm:1 Yabancı


Karşıya geç ve dön


Yanmasına izin verme, hissettiğin noktaların
Hepimiz özlemek istiyoruz
Acımasız olma, sevgi dolu ol

Seni ağlatmak gerekmez miydi?
Sana söylemek istediklerimi söyledim
Söyledim




Bu şarkıyı mırıldana mırıldana yolda yürüyordu. Akşam olmuştu. Karanlık bastığında insanlar yavaş yavaş evlerine dağılırken hep sıradan bir insan olmayı diliyordu. Ancak bu gerçek olmadı, olamadı. Ona bir hediye miydi bu ? Yoksa bir lanet mi ? Yaşadıkları, içinden çıkamadığı durumlardaki beynindeki duyguları kontrol edemeyen başka bir insan daha var mıydı ? Genç hızla yürüyor bir yandan düşüncelerinin derinliği onu yutacak gibi geliyordu. Yollarda başına neler gelecekti ? O hiçbir şey bilmiyordu sadece kurtulmak, bazı şeylerden sıyrılmak ve özgür olmayı diliyordu. Sadece yüksek bir ateşle bilmediği bir yerde uyanmış olan bu genç hayatın içerisinde bu koca dünyada bir toz taneciği yada bir şeytan tüyü gibi rüzgarın onu götürdüğü yere gidecekti. Adını bilmiyordu.. Yada kim olduğunu.. Nereden geldiği de belli değildi. Sadece elindeki o kağıtta bir kaç kelime yazı vardı. Bir de kağıdın altında buruşmuş olan kısmında bulunan o bir kaç cümle.

Karşıya geç ve dön..



                                                               Bölüm 2: Mavi Kitap

Kimdi o ? Neden bir ateşle bilmediği bir yerde uyanmıştı. Kendisini tanıyamıyordu. Sadece kafasında endişelendiği bir şeylerin olduğunu hissediyordu. Hisler çoğu zaman gerçekleri yansıtır. Ama bazı zamanlarda istisnalar olabilir.( Obsesyon gibi durumlar yaşayan insanlar hisleri ve endişeleri ile bilinmez bir yolda baş başadır. Kurtulmaları  ancak çeşitli kompulsiyonlar ile olur.)
İçindeki duyguları tanımlamaya çalıştı. Belki de kendini bu şekilde bulabilirdi.  Az sonra yağmur yağacaktı. Bu yağmur onun kendisini keşfetmeye başlamasına sebep olacak can suyunu onun için sunacaktı. 
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya başladığında o da bir dükkanın tentesinin altına girdi. Orada yağmurun biraz dinmesini bekledi. Arkasını dönüp bulunduğu dükkanın vitrin camına baktı. Burası bir kitapçıydı. Eski bir kitapçıya benziyordu. İçerisi eski mobilyalarla donatılmış, antika değeri taşıyan kitaplık vardı.  "Ağaç Kitapçı" böyle yazıyordu camda. Onu okuyabilmişti. 

İçeri girdi. İçeri girerken dükkanın kapısının üzerinde olan çıngıraklı zil çaldı. O anda içeriden yaşlı, gözleri çukur çukur olmuş bir adam belirdi.
-Kim o ?
-Merhaba, yağmur yağıyordu da buraya sığındım. Dininceye kadar bekleyebilir miyim ?
- Olur evlat, keyfine bak. Bu zamanlarda yağıyor mübarek..
-Teşekkür ederim efendim.
dedi. Ve yavaş yavaş kendini, içerideki büyülü havaya bıraktı. Raflarda bir sürü kitap yan yana sıralanmış bir şekilde dizilmişti.  Yağmurda kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Gök adeta bir aslan gibi kükrüyordu. Genç adam rastgele bir kitap aldı. Bu kitap mavi renkte, üzerinde yeşilimsi bir etiketi olan eski bir kitaptı. Kitabı aldı ve kitapçının kitap okumak isteyenler için oluşturduğu, eski motiflerle donatılmış masa ve koltukların yanına gitti. Yavaşça koltuğa oturdu. Adeta gömülmüştü.. Düşünceleri, onu çıkmaza sürükleyen bu yeni hayatı ona neler sunacaktı. O anda bir müzik arkadan ince ince duyulmaya başladı.
   
Müzik bir hızlanıyor bir yavaşlıyordu. Adeta onun beyni gibi.. Bir şey için endişe duyuyordu ama bu neydi ? Bu yere nereden ve nasıl gelmişti ? Kitabı açarken elleri titriyordu. Yavaş yavaş kitabın ağır kapağını kaldırdı ve okumaya başladı.
"Sevgili okuyucu bu kitabın içerisindekiler herkesin anlayamadığı bazı şeyler ihtiva eder. Bu yüzden okumadan önce durun ve düşünün. Bu kitapta ne arıyorum ? Ne bulmak istiyorum ? Düşündünüz mü ? Tamam o zaman başlayalım bu senin için bir lütuf mu yoksa bir lanet mi okuyucu onu bilemeyeceğim ama bu kitabı okuduktan sonra hayat senin için daha farklı olacak.Her şeyi daha farklı görmeye başlayacaksın.."
   
Genç adam şöyle bir etrafa bakındı. Çevresi o kadar güzel, o kadar can alıcıydı ki orada sonsuza dek kalabilirdi. O sırada içerideki dükkan sahibi içeri geldi. Gencin yanına yaklaşarak gözlüklerini biraz aşağı indirdi. Ve söze başladı.
-Ee genç adam, kendine bir kitap bulmuşsun bile. Yağmur'da hemen dinecek gözükmüyor. İstediğin kadar burada oturup bu kitabı okuyabilirsin. 
dedi. Genç'te kafasını sallayarak onayladı ve okumaya devam etti.
"Sen içindekini tam olarak biliyor musun ? Kimsin sen nereden geldin ?Neden bu dünyaya gönderildin. Bu kadar canlı neden yaratıldı ? 
Az mısın çok musun ? Var mısın yok musun? Sen bir masal mısın gerçek misin ? Hiçlikler içinde kanayan bir yüreğin mi var? Güçlükler içerisinde çürüyen bir ruhun mu var ? O zaman bu kitabı okumaya devam et çünkü sonucunda kendini ihya edip, farklı zamanlarda farklı yerlerde olmayı öğreneceksin. "
Genç ne olduğunu anlamadı ancak bu kitap dikkatini iyice çekmişti. Ama bu kitaptan önce neden buraya geldiğini bu bilmediği yerde olduğunu açıklamalıydı.
Bazı kişiler henüz benliklerini bulamadıklarını söylerler. Ama benlik insanın bulduğu değil yarattığı bir şeydir.O da kendi benliğini oluşturmalıydı.
Genç adam içerideki kitapçıya seslenerek." Efendim, selamlar tekrardan konuşabilir miyiz ? " diye sordu. Adam içeri geldi ve elindeki kahve fincanını eski ardıç ağacından yapılmış olan masaya bıraktı. Masa o kadar biçimsizdi ki bir dikdörtgen olmuyordu. Delikanlı söze girdi.
"Efendim belki bu söylediklerim sizin için garip gelebilir. Ama ben bunları yaşıyorum anlamlandıramadığım olaylar zinciri peşimi bırakmıyor. Kim olduğumu hatırlamıyorum. Ya da nereden geldiğimi. Bir evim var mı onu da bilmiyorum. Nereye gideceğim ? Bugün hiç bilmediğim bir yerde uyandım. İçimde yine o aynı endişe ve korku vardı. Sonra dışarı çıktım, yağmur başladı ve sizin dükkanıza rast geldim.İşte benim hikayem bu. İsmimi bile bilmiyorum. Çok acı veriyor bu delirecek gibi oluyorum. Belki de bunlar bir düştür. Sadece bir rüyadan ibarettir." dedi
Adam genç delikanlıya şöyle bir baktı ve " Şu an ve şimdi, gerçektir, canlıdır. Geçmiş canlılığını yitirirken, gelecek henüz can bulmayandır. Yani bugün var, yarın olmayabilir. Evlat geçmişte kim olduğun önemli değil, önemli olan şuan kim olduğun ve gelecekte kim olacağındır. Ve sen iyi birine benziyorsun. Mavi kitabı bulmuşsun. Şimdi senin ilginç olduğunu anlamaya başladım. O kitap okurunu kendi seçer. Ve ancak kendi iradesiyle bir şeyler aktarır karşıdaki okuyucuya. Gerçek sevgi iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir. Sende o sevgi var. İçini hissedebiliyorum. Bak evlat dükkanın arkasında küçük bir oda var. Ben bazen eve gitmediğim zamanlarda orada kalıyorum. Ama istersen senin için orayı düzenleyebilirim. Kendini bulana kadar benimle burada kal belki kendini bulmana yardımcı olabilirim." Dedi.





12 Dev Adam Eurobasket 2017 D Grubu 3. maçında Sırbistan ile karşılaştı.Maçtan 80-74 mağlup ayrılan millilerimiz 3. maçında 2. mağlubiyetini almış oldu.Kafa kafaya süren mücadelede son bölümde istediklerini yapamayan ekibimiz Sırbistan'a boyun eğmek zorunda kaldı.

Karşılaşmaya başlanıldığında ilk hücum planımız boyalı alanda Sertaç Şanlı'ya top indirmek ve Sertaç'a şut imkanı yaratmaktı.İlk üç hücumumuzda bu planı uygulamaya çalıştık ancak iki top kaybı yaparak savunmaya sayı atamadan döndük.Bu sırada Sırbistan cephesinde Jovic pasör kimliğini konuşturdu ve Sırbistan'ın karşılaşmanın ilk dakikalarında üstün olan taraf olmasını sağladı.Sertaç Şanlı üzerinden sayı bulmaya çalışma fikri işe yaramayınca Cedi Osman sahneye çıktı.Cedi'nin Sorumluluk alarak Sırbistan'ın farkı açmasına izin vermemeye çalışmasına rağmen zorlama atışlar ile hücumdan eli boş dönmeye başladık.Hızlı hücumlar ile ardı ardına sayılar bulmaya başlayan Sırbistan farkı 11 sayıya kadar çıkarsa da Cedi Osman'dan gelen üç sayılık basket ile ilk periyodu 21-13'lük skor ile 8 sayı geride kapattık.

Sırbistan ikinci periyoda Boban Marjanovic'in bulduğu sayılar ile başladı ve 4-0'lık seri ile molaya gidildi.Mola sonrası Melih Mahmutoğlu'ndan gelen üst üste 3 sayılık isabetler ile farkı eritmeyi başarıp maça tekrar ortak olduk ancak hücumda yine istediklerimizi yapamadığımız ve hücum disiplininden koptuğumuz dakikalarda Sırbistan karşılaşma boyunca yaptığı en iyi işi yaptı ve hızlı hücumdan bulduğu basketler ile farkın tam anlamıyla kapanmasına izin vermedi.Periyodun son hücumunu Sinan Güler'in turnikesi ile değerlendirerek devre arasına 36-31 geride girdik.

Savunmada İyi Hücumda Sorunluyduk


İlk yarıda parke üzerinde iyi bir savunma gayreti ortaya koyduk ve Sırbistan'a sete set hücumda kolay basket bulma imkanı vermedik.Genel olarak buldukları sayılar hızlı hücumdan geldi.Kenan Sipahi'nin faul problemine girmesine kadar üst düzey bir müdafaa performansı gösterdik ve Sırbistan tarafının kilit ismi Bogdanovic'in devreye girmesine engel olmayı başardık.Kenan Sipahi'nin Bogdanovic'e karşı gösterdiği savunma gerçekten etkileyiciydi.

Doğuş Balbay'ın oyuna girdiği dakikalarda gösterdiği gayret ve getirdiği enerji ön plana çıkan faktör oldu.Çaldığı toplar ile rakibimize zor anlar yaşattı ancak Sırbistan savunmada Doğuş Balbay'ın düşük şut yüzdesini avantaja çevirip,kendisini savunmada boş bırakıp bu savunma şeklini ''double team'' ile destekleyince mecburen Doğuş Balbay'a şut kullandırmak zorunda kaldık ve isabet bulamayınca hızlı hücumdan sayı yemeye engel olamadık.

Sırbistan takımı hızlı hücumlarda uzunları Kuzmic ve Milosavljevic ile sayı buldu.Kuzmic ve Milosavljevic'in hızlı hücumlar ile etkili olduğu anlarda parke üzerindeki tek uzunumuz olan Semih Erden'in bu ikili kadar hızlı olamaması Sırbistan'ın farkı korumasındaki etkenlerden biri oldu.

Hücum disiplininden koptuğumuz dakikaları en aza indirip zorlama şutlardan kaçınmamız halinde Sırbistan'a daha az sayı attırmamız olasıydı.Hücumda yapamadıklarımız Sırbistan'ın hızlı hücumlar ile kolay sayı bulmasına imkan sağladı ilk yarı boyunca.




İkinci yarıya hızlı başlayan taraf millilerimizdi ancak rüzgarı tam anlamıyla arkamıza alıp devamını getiremedik.İlk yarıda düşük tempoda pek fazla sayı bulmasına izin vermediğimiz Sırbistan üçüncü çeyrekte düşük tempoda sayılar bulmayı başardı.Zaman zaman 5 kısa ile sürdürdüğümüz oyuna karşılık Aleksandar Djordjevic'den Kuzmic ve Stimac hamleleri geldi,boyalı alana topu indirip sayı bulmaları ayrıntılardan sadece bir tanesi oldu.Kuzmic ve Stimac karşısında Erkan Veyseloğlu ve Cedi Osman ikilisini kullanarak dış savunmadaki zaafiyetlerini lehimize çevirerek sayılar bulduk.

Üçüncü periyodu ''psikoloji baraj'' tarzında betimlemeler ile kastettiğimiz 10 sayılık farkın altında 53-45'lik skor ile geride kapatmamız son periyoda umutlu ve motive girmemiz açısından çok önemli bir noktaydı.

Son periyoda girildiğinde Sırbistan ve millilerimizin karşılıklı basketler bulması ile birlikte fark 7-8 sayı civarından ayrılmadı,ta ki bulduğumuz üst üste üç 3 sayılık baskete kadar.

57-50'lik skor ile Sırbistan'ın üstünlüğü ile geçilen periyodun ilk dakikaları sonrası bulduğumuz isabetler ile skoru 59-57'ye getirip mola aldırdık.Öne geçmemiz sonrası yine karşılıklı basketler silsilesi ile üstünlük sürekli el değiştirmeye başladı.Maç boyunca ekstra çaba ile savunduğumuz Bogdan Bogdanovic'in 3 sayılık basketleri maçın kırılma noktası oldu diyebiliriz.Farkı 2-3 hücuma kadar çıkaran Sırbistan maçtan galip ayrılmayı başardı.

Son periyodun Ufuk Sarıca-Aleksandar Djordjevic arasında geçen taktik savaşı olması dışında özellikle son 3 dakikada Sırbistan'ın hücumda Lucic-Jovic-Bogdanovic gibi isimleri ile bulduğu üç sayılık isabetlere karşılık verememiz Sırbistan'ı elimizden kaçırmamıza neden oldu fikri saçmalık değildir sanırım.Kritik anları oynamayı bilen Sırbistan karşısında mücadelemizi son topa kadar sürdürmemiz hafife alınacak bir durum değil.

Karşılaşmadan Küçük Notlar

Takımın liderliğini üstlenmesi gerektiğini düşündüğüm Sinan Güler tıpkı Rusya Maçında olduğu gibi kendini gösteremedi.Kenan Sipahi de faul problemine girerek Ufuk Sarıca'nın planladığı rotasyonun uygulanmasına engel olan isimdi.

Rusya mücadelesinde uzunlarımız Semih Erden ve Sertaç Şanlı faul problemine girerek Rusya'nın uzunları tarafından sindirilmişti.Aynı senaryo bugün kendini gösterdi.Özellikle Marjanovic başta olmak üzere parke üzerinde Sırp uzunlara karşı kendilerini gösteremedikleri zamanlar oldu.Semih Erden'in kondisyon sorununu bu detayla özdeşleştirebiliriz ama Sertaç Şanlı'nın yokları oynaması alınamayan galibiyet için bahsedilebilecek olumsuzluklardandı.

Olumlu etmenlerden bahsedecek olursak Cedi Osman'ın göz dolduran performansıyla birlikte Melih Mahmutoğlu'nun takımı ateşleyici oyununa dikkat çekebiliriz.Semih Erden'in yorgunluk belirtileri gösterdiği dakikalara kadar ortaya koyduğu oyun ile birlikte Furkan Korkmaz'ın eksikliğini hissettirmemesini de gözden kaçırmamalıyız.Ayrıca Kenan Sipahi'nin Bogdanovic'e karşı yaptığı savunma karşılaşmayı son bölümlere kadar kazanma ihtimalimizin bulunmasının faktörlerinden bir tanesiydi.

Umarım millilerimiz tüm olumsuzlukları aşarak,daha iyi oynayarak rakiplerini bir bir devirecek ve yüzleri güldürecektir.






Milli takımımıza gelecek karşılaşmalarında başarılar diliyorum.


Zeki Baş