Kibrit kutusundan fotoğraf makinesi denildiğinde ya da insanlar makineyi gördüklerinde ilk olarak oyuncak sanıyor baştan belirteyim bu gerçekten, Evet! gerçekten fotoğraf çeken bir makine bir fotoğraf makinesi.

Öncelikle iyisi mi kibrit kutusundan fotoğraf makinesi yapma fikrine nerden vardığımla başlayayım.

Okul yeni bitmiş okul zamanı vize, final derken gidemediğim yerlere gitmek, ertelediğim hobilerime zaman ayırmak ve okuyamadığım kitapları okumak için yeterli zamana kavuşmuştum. İki yıl önce aldığım ama hadi şöyle bir çıkıp da fotoğraf çekeyim dediğimde ya ışığı ayarlayamadığım ya kadrajı tutturamadığım fotoğraf makinem çantada öylece bekliyordu.  Boynuna Canon’u asanın fotoğrafçı olduğu bu zamanda benimde bir kursa yazılarak fotoğraf çekmenin ilmini öğrenmemin tam zamanıydı.

İlk ders hocam fotoğraf çekme prensibinden bahsederken birazdan bahsedeceğim siyah oda mantığından bahsetti ve kibrit kutusuyla bile fotoğraf çekebilmenin mümkün olduğunu söyledi ve makine çeşitlerini anlatmaya devam etti. Bense ‘’Olur mu öyle şey nasıl olacak yapsan da çeker mi ki’’ diye düşündüm. Acaba bu siyah deri montlu adam abartıyor muydu yoksa gerçekten kibrit kutusuyla fotoğraf çekilebilir miydi?

İlk fotoğrafın çekilmesi 1800’lere dayanıyor mucidi ise Nicephore Niepce. Tarihte çekilen ilk fotoğraf Fransa’da çekilmiştir desem şaşırmazsınız herhalde. Niepce bu fotoğrafı Camera Obscura     (karanlık oda) ile çekiyor. Işık almayan karanlık bir kutu düşünün ve yüzeyinin ortasına açılmış minik bir delikten giren ışık diğer iç yüzeydeki filme ters bir şekilde fotoğrafı düşürüyor.
Kibrit kutusundan yapılan makine için de aynı mantık geçerli.
İçi siyah boyayla boyanan kibrit kutusunun önüne iğne ile delik açıldıktan sonra önceden aldığımız dolu 36’lık pozu kibrit kutusunun içinden geçiriyoruz ucunu boş 36’lık pozun ucuna bantlayıp sarıyoruz. İğne ile delinerek açılan delikten ışık girmesini sağlıyoruz. Bir bakıma fotoğraf makinelerinde olan diyafram gibi yani makinenin içine girecek ışığın miktarını ayarlayan mekanizma gibi çalışıyor. İğne deliği bir kâğıtla veya metal yüzeyle sürekli kapalı kalıyor sadece fotoğraf oluşurken 5-6 saniye kadar açık tutuyoruz. Bu süre ise fotoğraf makinelerindeki enstantane yani makinenin ışık alma süresini belirleyen mekanizma gibi çalışıyor.  
Tüm bunları öğrendikten sonra ihtiyacım olan şey zamandı ve sanırım o zamanlar bende en bol olan şeydi. Sonra ben bunu yaparım o fotoğrafı çekerim dedim ve başladım.

Malzemeleri ararken sanki koskocaman İzmir de bütün kibritler kullanılmış fabrikalar kapatılmıştı. Hani bir şeyi ararken bulamazsın ya öyle işte. Her girdiğim dükkan da ‘’Kibrit var mı?’’ diye sorup ‘’Çakmak var’’ cevabını alıyordum. Anladım çakmak var ama benim kibrite hatta kutusuna ihtiyacım var. Babamdan isteyeyim belki bulur diye düşündüm.
- Bulursan kibrit alır mısın kibrit kutusundan fotoğraf makinesi yapacağım
- Anaokulundaydın sana gazoz kapağı, renkli peçete toplardık kaç yaşına geldin hala malzeme istiyorsun
Cümlede 'Kibrit kutusundan nasıl fotoğraf makinesi yapacaksın' sorusunun eksikliği dışında bir enteresanlık yok aslında. Çünkü babam oyuncak makine yapacağımı sanmış. Fotoğrafı çektikten sonra babama gösterdim.
 - Aa o makine oyuncak değil miydi? dedi
Baba 24 yaşındayım kibrit kutusundan niye oyuncak fotoğraf makinesi yapayım allasen!
Neyse sonunda bir bakkalda buldum kibriti. Şimdi ise marketlere girdiğimde hemen gözüme çarpıveriyor. Ama o gün benim o kibriti arayasım varmış.
-Kibrit var mı?
- Var -hayret çakmak var demedi-
20 paket kibrit istediğim adam şöyle bir süzdü beni
-Ne yapacaksın ki sen bu kadar kibriti
- Fotoğraf makinesi yapacağım desem
- Nasıl yani oyuncak makinemi?
- Varsa bir kaç paket daha alabilir miyim?
- Anaokulu öğretmeni misin sen
diye uzayıp giden muhabbete dahil olmadan çıktım dükkandan, 
Poz almaya Hamza Rüstem’e.

36lık poz kaldı mı yahu? Hani çocukken annemin makineyi açma pozları yakarsın dediğinden. Cidden nerden bulacaktım şimdi. İnternette satılıyordur mutlaka dedim ama gelmesi en az 1 hafta diyordu evet zamanım vardı ama o kadar bekleyecek sabrım yoktu. Hocamdan nerde bulabileceğimi öğrendim; Hamza Rüstem. Fotoğrafçılıkla ilgilenip Hamza Rüstem’i bilmeyen yokmuş bense o gün öğrenmiştim.
Birkaç dolu poz ucuna bağlayıp çektiklerimi içine sarmak içinse birkaç boş poz aldım.
Malzemelerin en zor bulunanları da aldıktan sonra fotoğraftaki makineyi yaptım.



Sıra fotoğraf çekmeye gelmişti. Makineyi alıp kordona çıktım. Açıyı şöyle mi hesaplasam ışığı şuradan mı alsam enstantaneyi 5 saniye mi yapsam 3 saniye mi yapsam diye düşünürken tanıdık bir ses nasılsın iyi misin faslından sonra
-Bu arada elindeki nedir ne yapıyorsun onunla oyuncak mı o diye sordu.
Dur daha fotoğraf makinesi bile demedim yahu! Onu dedikten sonra oyuncak mı diye sormalıydın!
Herkes makineyi oyuncak sanıyor da makine fotoğraf çekmezse oyuncaktan hallice olacak ama diye düşündüm.  O an fotoğrafçılık tutkum! sönmüş tek derdim şu makinenin bir kare bir şey çekmesi olmuştu. Hem makineyi kursta herkese göstermiştim hocam da sorup duruyordu zaten.
Fotoğraf çıkmazsa tekrar aynı zamanlarla uğraşmayıp yenisini denemek için kimi pozda ışığın içeri düşme saniyesini 5 kimisinde 3 kimisinde 6 tuttum her pozun ışık alma saniyesini not ettim.
36’lık pozdan 20 tane çektim. Sonra hemen pozları tab edilmesi için fotoğrafçıya götürdüm. Almaya gittiğimde ise başka biri vardı
-Yalnız sizin fotoğraflar net çıkmamış makineniz mi bozuk? diye sordu.
Zarfı hemen açtım.
Çektiğim 20 pozdan 8 tanesi çıkmış 8 taneden 4 tanesinin ne olduğu seçiliyor. 1 tanesi ise diğerlerine göre daha iyiydi. 
-Makinem bozuk değil aslında bu fotoğraf kibrit kutusuyla çekildi
-Kibrit kutusu mu tebrikler kibrit kutusu için fazla bile
Bak işte işten anlayan insanın hali nasıl başka oluyor.
Makine fotoğraf çekmişti bende nefes almıştım.Hatta kursta son dersimizde hep beraber birer makine bile yaptık.
Hani biraz zamanınız birazda fotoğrafçılığa ilginiz varsa yapıp deneyebilir daha iyi fotoğraflar çekebilirsiniz.




Çok sonraları Ara Güler’in yıllar önce okuduğum bir sözünü hatırlıyorum ‘’Ben dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekerim.’’ O zamanlar bu sözü ne kadar kendine güvenen bir fotoğrafçı diye yorumlayan ben bugün bu düşüncemden utanarak işinin inceliklerini ne kadar iyi bilen bir fotoğrafçı diye yorumluyorum.
Dikiş makinesi mi olur mu öyle şey nasıl olacak hem yapsan da çeker mi ki?


Paylaşın:

Lütfen Yorum Yapınız:

1 yorum var.

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim, bu tarz yazıları bekliyoruz. Çok keyifliydi okuması..

    YanıtlaSil

Türkçe dil kurallarına lütfen dikkat edelim.
Yorumunuz en kısa sürede yayınlanacaktır..
Yorumlarınız bizim için değerlidir.