Temmuz 2017


Yeterince kitap okuyor muyuz ? Yanıt kendimce söyleyeyim hayır. Bunun nedeni her şey zor geliyor. Alacağımız ana fikri bile filmlerde geçe geçe alıyoruz. Film seyretmekle olmaz. Yada mükemmel dizi senaryoları var dünyada izliyoruz. İşte Game of thrones, LOST, Breaking Bad ve dahası. Ancak gel gelelim neden bu şekilde bir dizi yada film oluşturamıyoruz. Neden senaryo yazmada bu kadar sığ ve niteliksiziz ? Geçen bir arkadaşımın önerisiylebir anime dizisine başladım. Yani Japonların daha büyük yaş grupları için oluşturduğu çizgi anime dizisi. Adı Death Note'dı Gerçekten de mükemmel bir kurgu, mükemmel senaryo, mükemmel çizimler ve en önemlisi de onları sarmalayan adeta birbiriyle raks ettiren müzikleri. Son zamanlarda hep birşeyler yazasım var ama ne zaman bilgisayar başına otursam, ya aklıma birşey gelmiyor, ya da senaryo, kurgu tam oturmuyor yerine. Bunun nedenininde kitap az okumamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Aslında ne kadar kitap okursak hayal gücümüzde o denli gelişiyor. Kelime dağarcığımız okuduğumuz kitap oranında artıyor.  Aslında yazacak o kadar çok konu varki ama gel gelelim yazmaya geçince zorlaşıyor aklımıza bir şey gelmiyor. Ama bu sorunu aşmak için daha çok kitap okuyacağım. En azından okumadığım klasiklerden başlamalıyım. Yakında sosyofikir de güzel yazılar, farklı hikayeler görebilirsiniz. Blogum kurulalı neredeyse 7 sene oluyor. Bir senesi ilk yılki amatörlüktü. Ama yavaş yavaş blogla beraber büyüyoruz.:) Kitaba olması gereken değeri vermiyoruz.  Biz bir kaç adım atalım bakalım hayal gücümüz bizim için neler yapacak ?
Merhaba arkadaşlar son zamanlarda oldukça popüler olan ve dünyanın yeni mecrası olan facebook nasıl kuruldu ? Zuckerberg Harvard'da nasıl bir süreçten geçti. ? Ne denli bu kadar başarılı oldu ? Biz insanlara hedeflerini gerçekleştirebilecekleri bir ortam sağlayamıyoruz. Neden biz de her şey basma kalıp neden her şey hep olduğu gibi olmak zorunda. Bir yenilik üreten insana adeta çılgın gözüyle bile bakılabiliyor maalesef bu ülkede. Bir Zuckerberg olmak belki imkansız değil ama hangi ortamda ?  Gelelim kısaca Facebook'un kuruluş hilkayesine;


Okul yönetiminin kimlik dosyalarını hackleyerek aldığı sınıf arkadaşlarının fotoğraflarını kullanan bir çeşit seksi ya da seksi değil uygulamasıydı. Çıktığı ilk 4 saat içinde 450 kişi tarafından 22.000 sayfa görüntülemesi almıştı. Birkaç gün sonra Harvard telif hakkı ve güvenlik endişeleri nedeniyle uygulamanın kaldırılmasını emretti.

Piyasaya çıkmasından 6 gün sonra 3 Harvard son sınıf öğrencisi Cameron ve Tyler Winklevoss ikizleri ile Divya Narendra, Zuckerberg ile kendileri için HarvardConnection.com’u yapacağına dair anlaşmaya vardıklarını fakat Zuckerberg’in onları dışlayarak onların fikrini kullanıp Facebook’u yarattığını iddia ettiler. Aralarındaki dava 2008’de 1.2 milyon Facebook hissesi verilince anlaşmaya bağlandı. Bu hisseler Facebook ilk halka arzını yaptığında 300 milyon $ değerindeydi. Mart 2004’te Yale, Columbia ve Stanford üniversitelerine yayılmıştı. Zuckerberg Harvard üniversitesinden arkadaşları olan öğrenciler Dustin Moskovitz (solda), Eduardo Saverin, Andrew McCollum ve Chris Hughes’u kurucu ortak olarak büyümeyi ve sitenin yapılandırmasının devamlılığı için getirdi.









Bu noktada Facebook hala Zuckerberg’in yurt odasında faaliyet gösteriyordu fakat artık ciddi olmanın zamanı gelmişti. Zuckerberg 2004 yılında Harvard’ı bıraktı, tıpkı ondan önce Bill Gates’in yaptığı gibi.









İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri´ndeki tüm okullar facebook´da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu, .ac.uk, vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibarıyla katılım gösterebilmektedirler.



Temmuz 2007 itibarıyla, 34 milyon kullanıcısıyla dünyanın en büyük üniversite tabanlı kullanıcılarına sahip oldu.

Alexa istatistiklerine göre facebook 20 Ekim 2007 itibarıyla; Dünya´nın en fazla ziyaret edilen 7´inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç´in en fazla ziyaret edilen sitesi; İngiltere ve İsveç´in 2. en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama´nın 3., ABD, Avustralya ve Türkiye´nin de 5. en fazla ziyaret edilen sitesidir. Aynı zamanda Türkçe, Facebook´da İngilizce dışında en çok kullanılan dildir.

Facebook ismini “paper facebooks”´dan alır. Bu form A.B.D. üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur.
Şu anda 400 milyondan fazla kullanıcısı bulunmaktadır.[/quote_box_right]

Site kullanıcılara ücretsizdir ve gelirini banner reklamlarından ve sponsor gruplarından almaktadır (Nisan 2006´da gelirlerin haftalık 1.5 milyon dolar olduğu öne sürülmüştür). Kullanıcılar profilleri fotoğrafları, ilgi alanları, gizli ya da açık mesajları ve arkadaş grupları sergilemektedir. Profillerin gösterimi sadece arkadaşlara görünecek şekilde veya belli ağların dışındakilere açık olmayacak şekilde sınırlandırılabilir. TechCrunch´a göre; A.B.D.´deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85´inin facebook´da bir hesabı bulunmakta ve bunların %60´ı her gün bağlanmaktadır. %85 her hafta, %93 her ay bağlananlar arasındadır. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların her gün ortalama 19 dakika facebook´da vakit geçirdiğini söylemektedir.

13 Mart 2009 itibarıyla facebook´un yeni arayüzü tüm hesaplarda kullanılmaya başlamıştır. Ancak bu arayüz, kullanıcılar arasında ikilik yaratmıştır. Bazı kullanıcılar bu arayüzü çok başarılı bulurken, bazı kullanıcılar protesto etmektedir. Facebook yöneticileri ise bu yeni arayüz için ısrar etmektedirler.

Teknik açıdan ise facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı Web 2.0 uygulamalarından biri olarak gösterilmektedir.

2006 yılında, MySpace´in News Corporation´a satılmasıyla facebook´un da satılacağı söylentileri çıkmıştır. Zuckerberg ise facebook´u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır.

İlk teklifin Viacom tarafından 975 milyon dolar olduğu öne sürülürken; Eylül 2006´da Yahoo 1 milyar dolar teklifte bulunmuştur. Ekim ayında ise; Google YouTube´u satın aldıktan sonra, facebook için 2,3 milyar dolar teklifte bulunmuştur.

Facebook yöneticilerinden Peter Thiel ise, Facebook´un iç değerinin 8 Milyar dolar olduğunu ve proje gelirlerinin 2015 yılı için 1 milyar dolar olduğunu söylemiştir.

24 Ekim 2007´de; Microsoft facebook´un %1,6´lık hissesini 240 milyon dolar ödeyerek satın almıştır. Google ve diğer şirketler de benzeri bir yöntemle facebook hisselerine yönelmektedir.

2008 Ağustos´unda Facebook´un aylık 100 milyon aktif kullanıcısı vardı. İnsanlar birbirini Facebook´a çağırdı ve bu sayı 7 ayda iki katına çıktı. 2009 Nisanı´nda ise bu sosyal ağın ulaştığı insan sayısı 200 milyondu. 2009 Temmuz´unda ise dört aydan kısa bir sürede Facebook kullanıcı sayısı 50 milyon daha artarak 250 milyona ulaşmıştır.

Kaynakça


Hayatım şu sıralarda gayet dolu dolu geçiyor diyebilirim.Bir çok sıkıntı geride kaldı. Artık önümde koskoca mutlu ve güzel bir gelecek var inşallah. Bunun için daha iyi çalışacağım ve kendimi geliştireceğim. Size ara sıra yazabilmiş olsamda bundan sonra daha çok vakit ayırmaya çalışacağım. Hayatımı , yaşadıklarımı daha çok anlatacağım. Bu son zamanlarda staja gidiyorum.  Detaylı bir şekilde mimarlık konusunda çalışıyorum. Bakalım inşallah bir yerlere geleceğiz. Bunun yanı sıra tabiiki de felsefe, psikoloji, blogculuk vb. işlere devam. Şu son zamanlarda Kaan Ünsal Alphan adlı youtuber'ın videolarını izliyorum da  gerçekten mükemmel sizlerle paylaşmak istedim. Kendisi de çok mütevazi bir insan. Kendisinin adının bir şekilde röportaj içerisinde kullanılmasını uygun bulmadığı için röportaj yapamadım kendisi ile ama size bir kaç videosunu göstermek istiyorum.  Ara sıra gerçekten durup düşünmek lazım. Bu dünyayı, evreni tam anlamıyla biliyor muyuz  ? Farklı bakış açılarıyla yeni bir soluk getiriyor Kaan Ünsal Alphan belgesel dünyasına.. :)



Hey hey hey ! diye başlamak istiyorum yazıya. Alışkanlık oldu herhalde bu giriş. Ben namıdiğer ‘’Saykolog’’arkadaşlar.

Kısaca kendimden bahsedeyim size. Yaşım 24. Yeni mezun olmuş taze bir psikoloğum. Ya senin ne işin var Youtube’da falan git mesleğini yap seslerini duyar gibiyim. Belki de haklısınınız. Ama napayım ileride pişman olmamak için, ben bunu yapsaydım şuralara gelirdim ya da ya ben bunu niye yapmadım dememek için böyle bir işe girdim. Aslında çok uzun süredir Youtube ile ilgileniyorum. İyi bir Youtube izleyicisiyim diyebilirim. Peki bu işe nasıl girdim beni ne cesaretlendirdi ya da ne tetikledi biraz bundan bahsedeyim size. Babamın işletmiş olduğu küçük bir kırtasiye var ve kırtasiyenin yan tarafı da Playstation Cafe. İkisi de bize ait. İşyerinde çok fazla duran bir insan değilim. Bir gün iş başa düştü ve durmak zorunda kaldım. Başımdan şöyle bir olay geçti. Saat sabah 9-10 sularında, 2 çocuk yaşları 10-11 civarı. Dükkandan içeri girdiler ve Playstation oynamak istediklerini söylediler. Ben de yaşlarının yeterli olmadığını 12 yaşından küçüklerin girmesinin yasak olduğunu belirttim. Çok fazla ısrar ettiler, dayanamadım. Gizli bir köşeye oturttum ve masalarını açtım. 30 dakika oynayıp çıkacaklarını söylediler. Paralarını verdiler ve masada yerlerini aldılar. Baktım çocuk Playstation konsolunun üzerine cep telefonunu yerleştirdi, kamerada kendisini arkadaşına kontrol ettirdi, düzgün çıkıp çıkmadığını sordu. Videoyu başlattı ve ardından şu ses; Merhaba arkadaşlar! Kanalıma hoşgeldiniz. Bugün sizinle Mortal Kombat oynayacağız. Şaşırmıştım. Bu kadar küçük birinin bu kadar özgüvene ve cesarete sahip olması beni şaşırtmıştı açıkçası. Oyunun içeriğinden bahsetmeye başladı. Anlattı da anlattı. Daha sonra süreleri bitti ve abi çok teşekkür ederim. Bu arada kanalımı takip edersen sevinirim. Akşam bu videoyu montajlayıp koyucam dedi. Hatta pardon montaj da demedi editlerim dedi. 10-11 yaşlarında birinin bu sözleri kullanması beni şaşkına çevirmişti. Daha sonra kanalının ismini sordum ve not aldım. Teşekkür etti ve işyerini terketti. Hemem Youtube’u açtım ve ismini yazdım. Karşıma 3 aboneli bir kanal çıktı. Sadece 1 tane videosu vardı. O da mahallede maytap patlatma. Ama çocuğun özgüveni inanılmazdı. Bu olaydan sonra kendi kanalımı kesinlikle açmam gerektiğine karar verdim.





Evet Youtube’a başlama hikayem bu şekilde. Biraz kendi kanalımdan (‘’Saykolog’’) bahsetmek gerekirse; yaklaşık kanalı açalı 1 ay oldu. Kanalın içeriği Eğlence kanalı. Daha çok oyun, vlog ve challenge çekmeye çalışıyorum. Belli bir süre geçtikten sonra hangi videolar daha fazla izlenirse, ya da hangi yaş grubu benim videolarımı daha çok izlerse, ona göre yol ve rota çizmeye çalışacağım. Bu işte sürekliliğin ve sabrın çok önemli olduğunu biliyorum. Zamanla da kendimi geliştireceğime inanıyorum. Bu kanalda insanların benimle gülmesini, eğlenmesini ya da tebessüm etmesini sağlayabilirsem ne mutlu bana. En kötü ilerde çocuklarıma gösterebileceğim eğlenceli içerikler olacak ve hayatta yaptığınız hiçbir şey boşa değildir bundan eminim.


Görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Takipte kalın. Bu arada like atmayı ve abone olmayı unutmayın 😊


Kanala gitmek için lütfen burayı tıklayınız.



     Türkiye konumu itibari ile dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir. Teknoloji,bu internet ve bilgi çağında çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Ancak biz Türkiye olarak global projelerde kendimizi neden gösteremiyoruz ? Bunu sordum kendime önce.. Benden daha önce bunları düşünen ves sorgulayan bir oluşum olduğunu fark ettim. Bizpoint. İşte şimdi size onların hikayesinden bahsedeceğim. Türkiye'de ve Dünyadaki bu hızlı yükseliş mobil ve İnternet uygulamalarındaki bu gelişmeler olurken bir marka ve proje eksikliğini fark ettiler. Ve bunun üzerine çalışmaya başladılar. Herkes gibi düşünmeyip, bir katkı da ben koyabilirim düşüncesi ile yeni bir fikir ortaya atıldı. Bizpoint. İşte bu oluşumla alakalı şunları söyleyebilirim. Siteye giriş yapıp, kullanan birisi olarak söylüyorum.
Bireysel olarak gelen kullanıcılar ve profesyoneller arasında iş yerleri ile de kaynaşan tam entegre olmuş bir hizmet sunmayı planlamışlar. Bunu tasarımdan en ince ayrıntıya kadar direkt görüyorsunuz.



        Bizpoint sayesinde Asya, Avrupa hatta Amerika'da dahil olmak üzere Türkiye'mizin tüm illerinde ve çevrenizde planlanan etkinlikleri görebilirsiniz. İhtiyacınız olan hizmetler için iş yerlerinden veya bireysel profesyonellerden teklifler isteyebilirsiniz."Bireysel kullanıcılar ve profesyonellerin yanı sıra işyerleriyle de bütünleşik, tam entegre ve kaliteli bir hizmeti nasıl sunarız fikrinin çözüm arayışına başladık.Ülkemizin ihracat ve turizme çok ihtiyacı var; dolayısıyla yurtiçi ve yurtdışını kapsayacak yatay bir iş modeli tasarlayıp, hem bireysel kullanıcılar ve profesyoneller hem de işyerleri için 7x24 aktif ve gerçek zamanlı çalışabilecekleri bir platform yapılmasının faydalı olacağı düşüncesindeyiz.BizPoint’te İşyerleri ve Profesyoneller’in yanı sıra, Bireysel Kullanıcılar da ihtiyaç duydukları birçok inovatif çözümleri, çeşitli fırsatları ve faydalı araçları tek çatı altında bulabilirler." diyorlar kendileri bence doğru ve yerinde bir söylem olmuş 7/24 aktif bir ve gerçek zamanlı bir platform olması bu konunun profesyonelce ele alındığını göstermektedir.

Neden Bizpoint hizmetlerini kullanalım ?

Bu soruya en güzel cevap herhalde Bizpoint'in 7 gün 24 saat canlı ve aktif bir platform olması sayesinde interaktif iş şekilleri ve çözümleri ile ilgili bilgiler mevcut bu websitesinde. Çok kolay bir şekilde yönetilebilen, tam otomasyona sahip bire bir mesajlaşmalar yapabildiğiniz, yorumları okuyabildiğiniz ve yazabildiğiniz mükemmel bir sistem yapmışlar." Online ve Offline, Offline ve Offline arasında da bağ kurdurmaktayız." demişler. Bu da çok yerinde bir tespit olmuş her zaman çevrimiçi olamazsınız ama sizin için sizi anlatan bir göz 7 gün 24 saat

Hayat büyük resme bakıp detaylara odaklanmaktır. İçinizdeki iş potansiyelini serbest bırakın. Bir de sitede en çok beğendiğim bir diğer nokta da ; Sitedeki üyelik paketlerinden benimde halihazırda kullandığım "basic" paketi ile ücretsiz olarak kullanıma sunulmasıdır. Bunun yanı sıra diğer ücretli üyelikler 2 ay boyunca da ücretsiz olarak denenebiliyormuş. Bence bu da çok büyük bir avantaj sağlıyor. Yani önce deniyorsunuz, sonra kullanıyorsunuz. Bizpoint ile rakiplerinizin önünde olun.
Cümle Çeviri Sitesi: IngilizceTurkce.Gen.Tr
Çeviri, bir dilin bu alanda uzman kişi ya da kişiler tarafından başka bir dile aktarılmasıdır. Bu tanım, çevirinin biraz daha eski yıllardaki tanımı olarak kabul edilir. Günümüzde bilgisayar program ve uygulamalarının dil çevirisinde kullanılmaya başlaması, çevirinin reel tanımını biraz değiştirmiştir. Modern çağın tanımıyla çeviri, bir dile ait sözcük ve cümlelerin kişisel ve grup çabasıyla ya da bilgisayar program ve uygulamalarının yardımıyla başka bir dile çevrilmesidir. Bilgisayar ve teknoloji çağında yaşıyor olmamız, burada çevirinin tanımında meydana gelen değişim adına en önemli etkendir.


Çeviri denilince birçok kişinin aklına İngilizce çeviri gelmektedir. İngilizce, evrensel dil olarak kabul edildiğinden dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. İngilizcenin evrensellik ve yaygınlık açısından ilk sırada yer alması, İngilizce çevirilerin sayıca daha çok olmasına neden olmuştur. İngilizce, ihtiyaca yönelik olarak farklı dillere çevrilebilir. İngilizce Türkçe çevirileri, en çok karşılaşılan çeviri türleri arasında yer alır.
İngilizce Türkçe çevirideki temel amaç, İngilizce sözcük ve cümlelerin Türkçe karşılığını doğru şekilde bulabilmektir. İngilizce Türkçe ve Türkçe İngilizce çeviri için birbirinden farklı teknikler kullanılabilirken bunlar arasında en çok tercih edilenlerden birisi Google çeviri yani Google Translate uygulamasıdır. Google çeviri uygulaması, internet ortamındaki en anlaşılır çeviri programlarının başında yer alır. Üstelik Google çeviri uygulaması ile İngilizce Türkçe çevirisi dışında başka çeviriler de yapabilirsiniz. Dünyada konuşma ve yazı dili şeklinde kullanılan tüm dilleri Google çeviri (Google Translate) aracı yardımıyla birbirlerine dönüştürebilirsiniz.
Google çeviri, aynı zamanda dünyada en çok kullanılan çeviri aracı olarak tabir edilmektedir. Şüphesiz ki burada Google’ın kullanımının ciddi bir etkisi söz konusu. Ayrıca insanlar, Google tarafından tasarlanan uygulama ve programlara daha güvenle bakıyor. Bu da insanların kafasında Google çeviri aracıyla yapılan çevirilerin %100 doğru olduğu algısı yaratıyor. Google çeviri aracını kullanarak yaptığınız çevirilerde bile daima bir hata payı söz konusudur.

Bilgisayar sistemlerinde yaşanabilecek bu hataları çözmek için söz konusu çeviri araçlarıyla beraber sözlüklerden de faydalanabilirsiniz. İngilizce sözlüklerden yardım alarak İngilizce Türkçe çevirisi yapmanız oldukça kolay olacaktır.

Google çeviri üzerinden gerçekleştirdiğiniz çevirileri İngilizce sözlük yardımıyla yeniden gözden geçirebilirsiniz. Standart İngilizce sözlükler tek bir yöne çeviri de yapabilirler. Örneğin; İngilizce sözlük denince ülkemizde ilk olarak İngilizceden Türkçeye, Türkçeden de İngilizceye çeviri yapılacağı gelir. Oysa İngilizce Türkçe sözlük dediğimizde durum biraz daha farklıdır. İngilizce Türkçe sözlüklerinin amacı İngilizce sözcüklerin Türkçe karşılığını bulmaktan ibarettir. Dolayısıyla sadece İngilizceden Türkçeye yapacağınız çeviriler için İngilizce Türkçe sözlük kullanmanız yeterli olurken; Türkçeden İngilizceye de çeviri yapacaksanız İngilizce sözlük kullanmanız gerekecektir.

Çeviri, çok eski uygarlıklardan günümüze kadar gelen bir yöntem olduğundan yıllara bağlı değişimlerde çeviri yöntemlerin de değiştiğini biliyoruz. Günümüzde daha çok cümle çevirisi yapıldığından söz edebiliriz. Televizyon ve radyolarda sıkça rastlanan bir durum olan tercüman kullanımında da genelde cümle çeviri yöntemi kullanılır. İlk olarak asıl konuşmacı gerekli açıklamaları yapar ve sıra tercümana gelir.


Tercüman, cümle çevirisi yoluyla konuşmacının söylediklerini diğer dillerden birine çevirir. Ardından aynı dille konuşmacıya sorulan soruları konuşmacının diline çevirmek de yine tercümanın görevidir. Bilgisayar destekli program ve uygulamalarla cümle çeviri yapmak daha kolay bir iştir. İlgili program ve uygulamaların çeviri kısmına çevireceğiniz cümleyi eklemeniz ve çeviri butonu ya da ibaresini kullanmanız, cümle çevirinizi tamamlamak için yeterli olacaktır. Ayrıca cümle çevirisi sonrasında da sözlük yardımıyla çevirilerinizin doğruluğunu kontrol edebilirsiniz. Böylece yaptığınız işlemden daha emin olabilirsiniz.