Ekim 2013
Fuub.Net - Webmaster Forumu

Merhaba arkadaşlar sosyofikir.com olarak bir çok kaliteli forum yöneticisi, moderatör ve yazar ile röportajlar  hazırladık. Bu sefer de herkesin yakından tanıdığı Fetih Akdoğan ile güzel bir röportaj geçirmeyi umuyorum. Kendisine ulaşmam hiç de zor olmadı. Çünkü gerçekten de çok mütevazi bir insan, isteğimize hemen yanıt verdi ve röportajı kabul etti. Umarım güzel bir röportaj olur. Sizlerde Fetih Akdoğan ve fuub yönetiminin düşüncelerini bir ağızdan daha iyi anlama fırsatını yakalamış olacaksınız. Bu tip röportaj yazılarımız devam edecek. Takipte kalın. :) 

Merhabalar ….. ; Öncelikle isminizi alabilr miyiz ? Neler yaparsınız ? Hobileriniz neler ?
Adım Fetih AKDOĞAN, Arayüz tasarımcısıyım. Zamanımın büyük bölümünü çağımızın hastalığı olan bilgisayar başında geçiririm. Geçimimi Grafik tasarım yaparak sağlıyorum. :)Türkiye’de internet size ne ifade ediyor ?
                                    
Teşekkür ederim bu güzel cevabınız için sırada biraz da forumlarla alakalı bir soru var. Türkiye’de bir çok forum  var.  Sizin forumunuzun diğer forum  sitelerinden farkı var mı ? Kaliteniz nedir ?

Fuub.NET hiç bir kar amacı gütmemektedir. İçerisinde yer alan reklamların tamamı Webtures'e aittir ve Webtures Fuub.NET'e güç veren Bilişim frmasıdır. Biz burada daha çok insanlara bir şeyler öğretmek istiyoruz, ticaret 2. planda kalıyor bunu yaparken de. Fuub.NET bir paylaşım platformu, ticarete pek fazla önem vermiyoruz.


Yani ticaret sizin için ikinci planda. Amacınız paylaşım konusunda insanlara, webmaster adaylarına çeşitli bilgiler sunmak ve onları geliştirmek. Peki siz diğer webmaster sitelerini bu yarışta nasıl görüyorsunuz. Herhangi takip ettiğiniz bir webmaster sitesi var mı ?

Tabii bizim kulvarımızda webmasterlara hitab eden köklü bir kaç tane forum var. Ancak bazılarında ticaret daha çok belirginleşirken bazılarında ise paylaşımdan çok w*rez içerik yer almakta. Şuan 15,000'e yaklaşan bir kitleye hitab ediyoruz. Amacımız yaş ayrımı yapmadan, bilgiyi arayan herkese en doğru yoldan yalın halde bilgiyi iletmek. Bunu da varolan mevcut üye kitlemiz ile başarmayı hedefliyoruz.
                               
Bu samimi cevabınız için teşekkür ederim. Eminim şuan röportajımızı okuyan okurlar sizinle ilgili daha çok bilgilye ulaşıyorlarıdır. Neyse bir başka sorumuza geçelim. “Interface Designer” Bu kelimeler tabiiki de size bir şeyler ifade ediyor sanırsam. Çünkü siz dizayn işi ile de ilgileniyorsunuz. Fetihakdogan.com adlı website sizin. Bir de sloganınız var. “Renkler her dili konuşur”.  Kısacası profesyonel UI tasarımcısı nedir ? 

 Profesyonel bir UI tasarıcısı nedir, ne iş yapar. Herkese göre değişir bu kavram, herkes işinde bir profesyonel sıfatı almak ister. Benim yaptığım iş Grafik tasarım olunca profesyonel sıfatını kaldırırım. Ancak UI yani User Interface olunca Profesyonel sıfatını kendime yakıştırıyorum. Profesyonel bir Kullanıcı arayüzü tasarlıyorsanız dikkat etmeniz gereken bir çok husus var.
 Header genişliği, orta alan, sektöre uygun renk seçimi, kurumsal kimlik kullanımı ve hatta kullanıcı göz hizası bile buna giriyor. Bu yüzden standardımızı hep en üst düzeyde tutup, profesyonel sıfatını getiriyoruz ismimizin başına.
                                                       
Teşekkürler cevabınız için. Türkiyede webmaster konusunda gelişmiş, işinin ehli kişiler olduğuna inanıyor musunuz ?

 Webmaster sıfatı kullanımı bence çok yanlış. İnsanlar profesyonel oldukları alanlar üzerinde kendilerine ünvan belirlemeli. Webmaster çok kapsamlı bir kelime. Seocu, Tasarımcı, Coder, Sosyal Medya ile ilgilenenler... Hepsi Webmaster kelimesinin içerisine giriyor ve kendini ispatlamış insanlar var tabii. Ancak göz önünde olmaktan kaçınıyor tabii bu tür kişiler. Gizli kahramanlar diyebiliriz onlar için.

Malum, Türkiye’de çok gelişmiş bir sosyal ağ profili var. Siz hangi sosyal ağları kullanıyorsunuz ? Sosyal medya sizde ne ifade ediyor ? Haber almak için kullanır mısınız ? Kısacası sosyal medyayı siz etkin olarak ne şekilde kullanıyorsunuz ?

Sosyal medyayı her insan gibi bende kullanıyorum ancak tabii sürekli bilgisayar karşısında olduğumuz için gereğinden fazla kullanmak durumunda kalıyoruz. Twitter ve Facebook kullanmaktayım ancak herhangi bir Blog yazmadım hiç bir zaman. Bir tek bunu başaramadım sanırım. :)

Fuub.Net’teki  bu rütbeye nasıl ulaştınız ?

Fuub.NET'e ilk girdiğimde ilgimi çekti ve 26-11-2011 tarihinde üye oldum. 4-5 ay içerisinde Moderatör rankına ulaştım. Sevmiştim ortamı ve bayağı zaman geçiriyordum. Daha sonra talihsiz bir olay ile forumdan ayrılmak zorunda kaldık. 3 ay kadar ayrı kaldım ve daha sonra yaklaşık 6 ay önce tekrar moderatör olarak geri döndüm. Bundan 3 ay önce co-admin olarka devam ediyordum. 1 Ay kadar co-adminlik yaptıktan sonra Forumun yönetimini tamamen alıp Admin sıfatı ile devam etme kararı aldı üst yönetimimiz. Şu anda forum ile ilgili her türlü sorun ile ben ilgilenmekteyim.

Teşekkür ederim cevabınız için şimdi de başka bir konuya geçeceğiz. Türkiyede webmasterlara oranla bir çok illegal internet korsanı da yetişiyor. Bunu nasıl görüyorsunuz. Yani aslında bu illegal internet korsanları  uğraşsa yaratıcı fikirler ortaya atamazlar mı webmaster  konularında? Yani biraz dolaylı bir soru oldu ama aklıma geldi bir an herkes de merak ediyordur. Yani bu potansiyele sahip  insanlar enerjilerini yararlı işler için de kullanamazlar mı ?

Bizim insanımız hacker kavramını bilmeden hacker olan bir millet. Hayatım boyunca çok internet cambazı tanıdım ama hiç bir hackerle tanıştın mı derseniz denk gelmedim. :) Çünkü Türkiye'de bu tip insanlar bulmak çok zor. Bu işi layığı ile yapanlarda zaten göz önünde olmayı sevmeyen insanlar şüphesiz ki. Yeterli bilgiye sahip olan kişiler legal işler yaparak, bilgilerini pazarlayamadıklarından illegal yollardan para kazanma peşine düşüyorlar ve ne yazık ki w*rez içeriğin kapısını aralıyorlar. Çok iyi yazılımcılarımız var ülkemizde ancak sıfırdan oturup bir şey yazmak istemiyor hiç kimse. Hazır olanı geliştirmek daha kolay olduğundan ona kafa yoruyorlar. En azından benim gözlemim bu şekilde.

Türkiye’de blog yazarlığını nasıl görüyorsunuz ?
Gelişmesi biraz da özgün Blog yazan insanların bir gelir elde etmesine bağlıyorum ben. Eskiden reklam ağları yoktu, özgün yazıyor diye kimse kimseye bir şey kazandırmıyordu. Google'ada seo yapmanın kimseye bir faydası yoktu. İnternet gelişti, insanlar bilinçlendi ve firmalar internete akın etmeye başladı. Özgün blog yazarları da bundan dolaylı yoldan da olsa payını aldı. Reklam ağları bloglara reklamlarını yerleştirmek için yarışır oldu neredeyse. Tanıdığım bir kaç kişi 8-10 adet blogunu aynı anda yönetiyor ve aylık 1200-1500$ arasında gelir elde etmeyi başarıyor. Bu rakam da Türkiye şartlarında askeri maaşın 2-2,5 katı diyebiliriz.


Her zaman internetten bahsetmeyelim. En sevdiğiniz müzik türü nedir ? Hangi kitapları okursunuz ?
Rap müzik dinlerim genel olarak, ritmi hızlı müzikleri severim ama Rock türü biraz ağır geliyor. Kitap konusunda ise en son Tamer ŞAHİN'in Hackerin Aklı olarak kaleme aldığı kitabı okudum. Biyografik kitapları okurum ancak boş zamanlarımı daha çok yurt dışındaki bir kaç tasarım sitesinde geçirmeyi severim. İşimi geliştirmeye özen gösteriyorum.

Klişe bir soru olacak belki ama okumak mı gezmek mi ?
 Benim için gezmek.

 Öncelikle bize bu değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Şimdi son sorumuz geliyor. Sosyofikir blog sitesini daha önce takip ettiniz mi ? Eğer siteyi ziyaret ederseniz sizden, kaliteli yorumlarınızı alabilir miyim Olumlu veya olumsuz değerlendirmenizi istiyoruz.
Sosyofikir.com'u ben tabii ki arayüzü üzerinden değerlendireceğim :) Text'e önem veren bir tema yapısı mevcut, grafikler minimum seviyede. Bu tarz çalışmaları pek sevmesem de hoş durmuş. En azından her şeyin yeri belli, yer paylaşımı çok güzel duruyor. Bundan sonra yazılarınızı da takip edeceğimden emin olabilirsiniz. :)


Buradan üyelerinize söylemek istedikleriniz var mı ?  Bu röportajımız fuub.net forumunda da yayınlanacaktır
Üyelerimiz yerine arkadaşlarımız dersek çok daha doğru olur. Çoğu ile abi-kardeş gibi olduk zaman içinde. Onlar sayesinde bu gün böyle bir konumdayım ve sizinle keyifli bir sohbet içerisindeyim. Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Size de bu ince ve anlayışlı tavrınız için çok teşekkür ediyorum.


Röportajımıza katıldığınız için teşekkürler, gerçekten çok keyifliydi. :), bir de röportajımızı kabul ettiğiniz içinde ayrıca tekrar teşekkürler..

Ben teşekkür ederim, yayın hayatınızda başarılar Atakan bey. :)

   Soğuk bir bölgede mi yaşıyorsunuz ? Eksi 10 15 'ten mi bahsediyorsunuz ? O zaman buraya göre çok iyi bir pozisyondasınız. Çünkü Rusya'da bulunan Oymyakon adlı köyde kış zamanlarında havanın sıcaklığı eksi 52 derece ile 78 dereceyi buluyor. Ve bu dünyada en soğuk yer ünvanını almalarına yardımcı oluyor. Fakat burada hala 600 kadar insan yaşıyor ve bu köyde yaşamaktan çok memnun olduklarını belirtiyorlar. Çoğu zaman sığır eti yiyerek yaşayan köylüler yaz sıcaklığını bekliyorlar. Ve bunu gerçekten istiyorlar. Fakat ortalama sıcaklık eksi 48 derecelerde geziyor. Kış olduğu zaman otomobil ve elektronik cihazlar çalışmıyor. İşte böyle bir köyden bazı manzaraları sizlerle paylaşıyorlar.


Köylüler burada yaşamaktan çok memnun görünüyorlar.

Çoğu zaman hüç kapanmaya sobalar  evlerde yerlerini almışlar.

Konuşurken ağzınızdan duman hiç eksik olmuyor. Eksi 47 dereceden bahsediyoruz. Ortalama sıcaklık :)

Yılın her zamanı karlı olan bölge ancak bazen rahat nefes alabiliyor. O da yazın. :)


 Evet rekor onda. Tahmin ettiğiniz gibi rekor Nokia'da. Nokia son zamanlarda kendini akıllı telefonlarda pek fazla iyi gösteremese de yine en fazla satışa sahip olan cep telefonu markası ünvanını taşımaya devam ediyor. Nokia sanırsam işletim sistemi yüzünden kaybeden cep telefonlarından. İşte Apple Ve Samsung'un onu al aşağı etmesindeki en büyük etken bu sorunuydu Nokia'nın.
 Elop, Nokia için Windows Phone’u tercih etmenin başlarda zor olduğunu ancak şu an her şeyin yolunda gittiğini söylüyor. Hatta meydan okuyup, 41 megapiksel kameralı Lumia 1020‘nin karşısına rakipler beklediklerini belirtiyor. Elop son olarak, “Doğru bir karar verdik. Şu an Android’li cihaz üreticilerine bakın, hepsi çok zor durumdalar.”

2004 yılında piyasaya sürülen Nokia 2650, dünya genelinde 35 milyon sattı.


Apple`ın 2009 yılında sunduğu iPhone 3GS modeli, 35 milyon satış rakamını geride bırakmıştı.


Sırasıyla 2011 ve 2012`de sunulan Samsung Galaxy S 2  S 3 telefonları 40 milyon satış rakamına ulaştı.


Nokia`nın 2004`te sunduğu 6230, 50 milyon satıldı.


Ekşi Sözlüğe sorduk en çok satan en iyi iki büyük markayı karşılaştırmaları:

evet samsung bir mac book, bir ipod üretememiştir. ancak apple'nda bugüne kadar galaxy s ürettiğini göremedik.
çinliler kopyalar, samsung her zaman daha iyisini yapar.
o yüzden çinliler marka koymaz veya var olan markaya benzetmeye çalışır, samsung kocaman koyar markasını.
samsung'un bilgisayarlarına, telefonlarına, tabletlerine sadece belli bir program vasıtasıyla müzik atılmaz, sadece belli bir programda film seyredilmez, sadece kulaklığın girişini küçültüp (yemin ediyorum o apple'lardaki girişin boyutu başka bir işe yaramıyor) triplere girmez.
kısaca samsung'unuz varsa özgürsünüzdür, apple'la ancak içe kapalı ve kendi başına tripcan yaşarsınız. ve de kazık yemek için sıraya girersiniz.

yıl olmuş 2011 hala samsung'u apple'la kıyaslayanlar var...kimin kimi kopya ettiğini anlamak için önce hangisinin piyasada olduğunun belirlenmesi gereken tartışma...


               Kaynakça

2. http://www.aksam.com.tr/ekonomi/teknoloji/nokia-neden-android-yerine-windows-phoneu-secti/haber-227239 (Nokia'nın işletim sistemi ile ilgili bilgi aldığım kaynak olduğu için paylaşma gereği duyuyorum.)
Müslüman olan Iraklı Dame Zaha Hadid , mükemmel bir yat tasarladı, bu yat şuan dünyada en çok konuşulan tasarımlar içerisine girdi.

6 ader farklı şekilde yat tasarlayan Zaha Hadid aslında gerçekten de mimarinin farklı akımlarını temsil ediyor. Bunun nedeni tüm tasarımlarında organik mimariyi kullanma çabası içerisine girmiş. Bu da kendisine ve tasarımlarına farklılık kazandırıyor. İşte bu onu dünyada önemli ve saygın bir mimar yapıyor. 

Yatların içerisinde bir çok şey düşünülmüş. Havuzdan, mutfağa, mutfaktan oturma odasına kadar her ayrıntı lüks ve farklı bir iç mimari ile düşünülmüş , tasarlanmış bir yattan bahsediyoruz. Yat içerisinde süper lüks malzemeler kullanılmış. Yatların tahmini değeri bilinmiyor.


Geminin dış tasarımı bitti. Ve bir Alman gemi firması tarafından ortaklaşa bir proje hazırlanacağı düşünülüyor. Bu yatı alan muhtemelen çok zengin biri olmalı, ayrıca rahatına da düşkün.

Başlığa bakarak bu gerçekten sadece bir komediden ibaret demeyin hepsi gerçek
Tayvantlı bir işletmeci, Tayvan'da popüler olan klozet konseptli restorantın bir benzerini Los Angeles'ta kuruyor. Yemeğinizi klozetin üzerine oturarak yiyorsunuz. 


 Müşteriler bu restorandaki yemekleri çok beğeniyorlar. Ayrıca burada yemek yemenin kendilerini rahatlattığını belirtiyorlar.


Yemekler de pisuvar veya klozet şeklinde geliyor. Müşteriler ise peçete kullanmak yerine tuvalet kağıdını kullanarak temizliklerini sağlıyorlar. Restoran o kadar büyüdü ki şimdi de bir diğerini A.B.D'de kurmayı isteyen Çinlilerin yine ilginçlikte üstlerine yok doğrusu.

Yemek menüsü de oldukça doygun bir menüye sahip her türlü çorba ve dünya mutfağından lezzetlerin bulunabileceği söyleniyor.

Restoranın sahibi bu restoranı dünyada daha iyi yerlere götürmeyi amaçlıyor.


Gerçekten bu Çinlilerden korkulur. Adamlar yemeği de tuvalette yedirdiler insana.


  Yıldönümü Hediyesinin Önemi

     Sevgililer arasında yıldönümü çok önmelidir. Sevgililer uzun yıllar süren veya uzun aylar süren ilişkileri sonucunda ilk ilişkiye başladıkları tarih gelir çatar. Yıldönümleri  gelir. Sevgililer yıl dönümlerinde ne yapacaklarını uzun zaman öncesinden düşünmeye başlarlar. Düşünceler arasında acaba nasıl bir hediye alsam, yemeğe nereye gitsek, o gü nasıl giyinsem veya erkek için nasıl bir çiçek alarak onu karşılasam gibi sorular yıl dönümünüzde kısa bir süre öncesinde aklınızda en çok gezen sorulardan olacağından hiç şüphe yoktur. Her yıl dönümü öncesinde bir hazırlık yapılır. Önceden hediyeler alınır. Arkadaşlara danışılır. Hatta yıldönümü akşamı için özel giysi ve elbise alan bayanlar bile vardır. Özellikle yeni ilişkiye başlamış sevgililerin birinci yıllarını kutlayacaklarsa o zaman durum biraz daha farklı olur. Çünkü o zaman ilk yıldönümleri olacağından dolayı çok daha heyecanlı ve güzel geçecektir. Çünkü ilk buluşmalar ve ilk yıldönümleri uzun yıllar hafızalardan silinmez. Uzun yıllar o sizde anı olarak kalacaktır.

   Yıldönümünze kısa bir süre kala bayan tarafında da erkek tarafında da küçükte olsa bir heyecan söz konusudur. Özellikle erkekler yıldönümü hediyesi bayana nasıl alınacağı ve ne alınacağı konusunda bir hayli sıkıntı yaşar. Kızlar için tercih  kadar fazladır ki ne alınacağına kolay kolay karar vermessin. Kolay karar verecek olsan bile yıldönümü olduğu için daha özel bir hediye olması gerekmektedir. İşte sırf bu yüzden sevgilinze çok özel bir hediye düşünmelisiniz. Yıldönümüde verilecek olan hediyenin özel ve yıllarca unutlamaması gereken bir hediye olması gerekmektedir.


  Örnek vermek gerekirse bir yıdönümünde sevgilinze çok klas bir parfüm hediye edebilirsiniz. Çünkü bayanların her zaman saate karşı bir sempatileri vardır. Bayan olarak ise düşündüğümüzde sevgilinze çok şık bir saat hediye edebilirsiniz. Saat özellikle erkeklerde tamamlayıcı aksesuar olarak çok güzel görünmektedir. Çok şık bir saat takım elbise ile gömlek ile kolda çok güzel görünecektir. Eğer takım elbise giyen bir sevgiliniz varsa ona kol düğmesi veya kıravatta düşünebilirsiniz. Bunlar her gün giyebileceği ve faydalanabileceği tarz hediyeler olacaktır. Erkekler ise yine bayan sevgilyie hediye olara düşünecekleri hediyelerden biride zarif ve gümüş renklerinde olacak bir kolyedir. O tarz renklerde olan zarif ve şık bir kolyeye de hiç bir kız yok diyemez. Çünkü o tarz bir kolye sevgilinizin boynunda aksesuar olarak çok klas bir şekilde duracaktır. O kolyenin zaten gümüş olmasına gerekte yok sadece şık olması yeterlidir. Çünkü bir hediye alınırken ilk düşünülecek şey para değil maddiyat değil maneviyattır.

Ünlü yönetmenler kendi filmlerini çekerken çoğu zaman film bestecilerine senaryoyu okutmak istemezler. Bunun nedeni müzisyenin asıl hayal gücünü çıkarmak. İşte tam bu durumda bazı kötü sahneler, kötü oyunculuklar müzik ile törpülenebiliyor.  Şuan Enver Aysever'in programında ünlü besteci  Rahman Altın var. Ve Enver öyle bir soru sordu ki gerçekten de kafamdaki bir soruydu. "Acaba siz bestenizi yapsanız ve bu beste 60 dakika falan sürse. Acaba bunun üzerine bir film yapılabilir mi ?" diye sordu. Ünlü besteci de "Neden olmasın bence olmalı." diye cevap verdi.


Rahman Altın " Los Angelesta ya 30 milyon ya da 300 milyonluk filmler var her zaman yüksek prodüksiyonlar var. Bizde ise bu bütçe meselesi." diye konuştu.

Ama düşüncem 300 milyonluk dev prodüksiyon yapıp insan ruhuna dokunmayan filmler yapmaktansa daha küçük filmlerle de aslında insanların ruhuna da dokunabilirsiniz. 

"Hollywood Fantastik Filmlerinde Müzik Yapmak İstiyorum."

Rahman Altın bunu söylerken aslında tek amacının müzik olduğunu belirtti.






Merhaba arkadaşlar bugün Seasons Gournet restaurantından bir sipariş verdim. Bunun nedeni bu restoranın çok beğenilmesi ve giden kişilerin Vedat Milör gelse bile beğenir dediklerini duydum. Amacım hem bir yazı dizisi oluşturmak hem de güzel bir yemek yemek. Foursquare birçoğumuz bilir. Restorandan sipariş vermeden önce oradaki yorumlara bir göz attım. İşte onlardan bazıları;

  • besstG
    Pazar gunu kahvalti servisi yaklasik 50 dk !! Tok gelcen ki acikasin gelene kadar!
    besstG · Mayıs 5, 2013
  • Gamze Y.
    Yemekler şahane. Vedat Milor gelse ağlardı o derece.
    Gamze Y. · Eylül 22, 2012

  • Esin Zekoş E.
    Yenemeyecek kadar büyük ve lezzetli tavuk dolma güzel 😄
    Esin Zekoş E. · Ağustos 19, 2013


  •                                        Restoran'ın Sunduğu yemeklerden bazıları
     

    Not: Tüm resimler Foursquare.Com'dan alıntılanmış olup, her biri bir kullanıcının siteye eklediği resimlerden oluşmaktadır.

    Evet bu yorumlardan sonra ben de bu restoranı denemeye karar verdim. Fakat bir çok kişi restoranın yavaş olduğunu söylüyor. Bakalım siparişimiz ne kadar sürede gelecek. O değil de şu sıralar Vedat Milor'un programını çok izlemeye başladım. Dışarıdan yemek söylemeyi pek sevmem. Ancak söylediğim zaman da yemekte tat ararım. Umarım bugün söylediğim sipariş hem hızlı gelir hem de bu restorandan söylediğimize değer. Siparişi 15:07'de vermiştim. Bakalım dedikleri kadar bir yavaşlık söz konusu mu servis konusunda. Neyse siparişimiz biraz geç eldi ama tavuk dolması bir harika diyebilirim. Fiyat olarak biraz pahalı olmasına karşın lezzet olarak gayet iyi. Özellikle tavuk dolmanın içerisinde bulunan bir krema bence tam anlamı ile farklı bir tat ortaya çıkarıyor. Gerçekten de ben bu restoranı çok beğendim. Özellikle sunumları ve lezzetleri ile kendi bölgesinde bir numara olma yolunda ilerliyorlar. Bir de menü  içerisinde parmak patatesler bulunuyor. Onların da pişirme şekillerinin farklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü dışları biraz çıtır olmasına karşın içi ağızda dalan bir yapıya sahip. Yani gerçekten de dedikleri kadar varmış. Eğer yolunuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine düşerse Magosa'ya gelip bu restorana bakmalısınız.

Reankarnasyon, yani başka bir deyişle yeniden dünyaya gelme, gizemci ve ruhsal bir olaydır. Ölen birinin ruhunun başka bir vücutta yeniden hayat bulacağı inancı dünyanın en eski ve yaygın inançlarındandır. Bu inanca göre ruh 2 kere veya birkaç kere doğar ve önceki hayatını hatırlamaz.
Howard Carter ve Lord Carnavon tarafından Mısır firavunu Tutanhamon'un (Tut-Enkh-Amun'un) mezarı ve hazinesi bulundu. Bu keşif hakkında bir çok yazı yazılmış, Carter'in düşünceleri ve anlattıkları defalarca yayınlanmıştır. Bu yazıların içinde en ilginç olanı ise Carter'in anlattığı bir olaydır. Carter mezarın kapağını açtığında faravunun üzerinde bir demet kır çiçeği görüyor. Çiçeklerin doğal renklerini korudukları onu hayretler içinde bırakıyor ve o zaman Carter bin yılın sadece kısa bir an olduğunu düşünüyor.

    Şuan muhallebi kafa'yı izliyorum da orada da konuşulan bir konu hakkında yazı yazmak istedim. Reekarnasyon'un çıktığı ortam evrenin ebedi olduğu dinlerde düşünülür. Yani sonsuz bir ruh dengesi vardır reakarnasyonda. Kozmoloji yanlış diye düşünüyorum. Bazen Hipnoz yapılarak reekarnasyon yapmak isteyen insanlar, öncelikle insanları uyutuyorlar daha sonra ona sen neredesin diyorlar hipnoz olan kişi de 15.yy ' da İngiltere'ye gittim vb.  diyormuş. Ama bunun için 15.yy hakkında araştırma yapan profesörler bu konuda düşüncelerin tamamen yanlış olduğunu söylüyorlar. Bunun nedeni kişinin hipnoz altında olmasıdır. Yani aktığınız zaman hipnoz altına alınan kişi zaten ilerideki bir zamanla alakalı da konuşabilirmiş.

Enerji asla ölmez diyor Pelin Batu.  Ve devam ediyor " Annem eskiden reekarnasyonla uğraşırken bana bir hikaye anlatmıştı. Birisi öldüğünü anlatmış, bir uçak kazasında ve yılı falan da belirtmiş. Ama bir bakıyorsunuz ki aslında öyle biri gerçekten varmış ve o kişi uçak kazasında ölmüş. Yeni burada ne var diye soruyor.


Herşey Bilimsel Olarak Açıklanabilir Mi ? 

Programdaki başka bir psikiyatr da bunu belirtti. Yani bilim bazı şeyleri çözemez diyor.  Kendisi de hipnoz yapabiliyormuş fakat yapmayı yeğlemiormuş.  

Hipnoz bir telkin yöntemidir. Bu da reenkarnasyonun yaygınlaştırılmasını sağlamıştır.

Bunu böylesine yazdım ama çok da bilimsel bir yazı değil zaten. Bu konu üzerinde daha detaylı bilgileri ve düşünceleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bu sadece ordan burdan harmanlanmış bir yazıdır.

Yararlanılan Kaynak
Hollanda, Arda Turan'ın Hareketini Konuşuyor

Türkiye-Hollanda maçı başlamadan önce Arda Turan, tribünlerin Hollanda milli marşını ıslıklaması nedeniyle el işareti yaparak protestoyu engelledi.
Maç başlamadan önce sahada milli marşlar okunmaya başladı. Hollanda Milli Marşı okunurken taraftarlardan ıslıklamalar geldi. Arda da bir el hareketinle derhal ıslığın bırakılmasını istedi. Çünkü futbol saygı oyunudur. Herkes herkesin değerlerine saygı duymalı . Ayrıca Robben'de İstiklal Marşımız okunurken çok etkilendiğini söyledi. Devlet televizyonuna konuşan Robben: "İstiklal Marşı'nı Söylemek İsterdim." dedi.

"SINIRSIZ SAYGIYA SAHİP"
Hollanda basını, Arda Turan'ın tam bir kahraman gibi hareket ettiğine vurgu yaparak; Türk taraftarların Arda'ya büyük bir saygı duyduğunu söyledi. Hollanda Milli marşının ıslıklanmasının kesilmesinde Arda'nın büyük bir paya sahip olduğunu ifade eden Hollanda basınında, "Arda, İspanya'da olduğu gibi Türkiye'de sınırsız bir saygıya sahip" denildi.

Yararlanılan Kaynak
Revolution, Amerikan bir kıyamet sonrası bilim kurgu televizyon dizisidir. Eric Kripke'nin yarattığı dizinin prodüktörlüğünü J. J. Abrams'ın Bad Robot Productions firması NBC televizyonu için yayınlamıştır.Türkiye'de 25 Kasım 2012'de orijinal dilde türkçe altyazılı ile CNBC-e'de yayınlanmaya başlamıştır. Türkçe dublajlı olarak ise 15 Aralık 2012'de Star TV'de Devrim ismiyle yayınlanmaya başlamıştır. 26 Nisan 2013'teNBC kanalı dizinin 2. sezonda da devam edeceğini duyurdu.


Neyse bu hikaye kısmından sonra ben de size bu diziye başlama hikayemi biraz anlatayım. Aslında izleyecek dizi kalmamıştı ve ben lost, the walking dead, fringe tarzı diziler aramaya koyulmuştum ki bu dizi fringe dizisi ile mükemmel bir yakınlık gösteriyor. Olay şu şekilde başlıyor bir gün kalktığınızda elektriklerin dünya üzerinden gittiğini düşünün. İnanılmaz bir deneyim olurdu diyenleri duyar gibiyim. Ama hiçbir şey beklenildiği gibi olmuyor. Bunun nedeni elektrik ile birlikte tüm enerjinin gitmesi. İşte o zaman insanların asıl yüzlerini görmeye başlıyorsunuz bu dizide. Tüm o her gün işine giden kravatlı ceketli insanların aslında ne kadar da vahşileşebileceğini, soygun vb . bir çok olay başlıyor. Herkesin evi yağmalanmaya başlıyor. İşte böyle bir ortamda kahramanlarımız bir aile. Onların yaşamını anlatan bir hikaye revoulation. Daha sonra savaştıkları kişi aslında kendi amcalarının kurduğu bir milis gücü falan bunu anlıyorlar. Ben bu kadar şeyi neden anlattım ki yahu :) Neyse yani güzel bir dizi izlemelisiniz diye düşünüyorum.

Bakalım ekşi sözlük bu konuda neler söylemiş.

izlediğim en mantıksız bilim kurgu dizisi. hayır daha ilk bölümü izledim. bari mantık hatalarını ilk bölümden sıralamaya başlamasaydınız. miles diye bir adam. liderleri canlı istiyor. bulunduğu yere geliyorlar rahat 15, 20 kişi var. silahlarıda var. miles bizim malkoçoğlu'nu aratmayacak şekilde adamların yarısını indiriyor. kalan yarısıda silahlarıyla onu öldürmek maksatıyla ateş ediyorlar. iyide siz bu adamı canlı istiyorsunuz? o mermiler adama isabet etse bayılacakmı sanıyorsunuz. gerçi miles hepsini hallediyor.
birde ilk sahnede babaları ben ölüyor biliyorsunuz. karısı yanına gelip biraz ağlar gibi oluyor o kadar. kaç yıllık baban lan. kız yanına gidiyor babasının hiç bir şey olmamış gibi. babası buna son sözlerini söylüyor. ne karısında, ne oğlunda ne kızında en ufak bir yas tutma belirtisi yok. arkada bir tane figüran vardı. adam ölünce o biraz yüzünü asmıştı bak. hakkını yemeyelim.
daha bir çok mantık hatasıyla dolu bir dizi. ama genede izliyorum. hem beğenmemişsin hemde izliyorsun diyeceksiniz. başka dizi yok ne yapayım. kaliteli dizilerin hepsi bitince bunlara kaldık. canımda sıkılıyor. televizyonu açıp pis yedilimi izleyeyim.

Gördüğünüz gibi "okusa buyuk adam olur" adlı yazar bunları söylemiş. Haksız da değil hani. Gerçekten de bizimkiler böyle bir dizi yapsa, yapamaz ya yaptı diyelim gerçekten de oyunculuk olarak hepsinden daha iyi oyuncularımız var. Fakat bizdeki problem galiba kopyalama kaynaklı değil. Bir düşünsenize bir projeniz var kafanızda bir adada geçecek işte mükemmel efektler falan veya bir zombie dizisi yapmak istiyordunuz kafanızda da böyle bir fikir var. Bunu yapabilecek altyapı, bilgi, tecrübe nerede  ? Hiç düşünmeden para diyorum. Maddi kaynaklar Türkiye'deki dizi filmlerde de olsa bizimkilerde kopyalamadan özgün düşünceler yaratabilir diye düşünüyorum. Şimdilerde bir dizi var Kanıt galiba adı bak yani bir şeyler düşünebiliyoruz ama işte biraz daha aksiyon katmak için özel efektler kullanmak gerekiyor. Bu da haliyle tuzlu oluyor. Bizim dönem dizilerimiz bile bence çok başarılı efektlere saihp değil ki düşünün bu diziler Türkiye'nin en pahalı dizisi olma özelliğini taşıyorlar. Neyse biz de umut edelim ileride her yönüyle kaliteli dizileri ülkemizde de görürürüz. Tekrar söylüyorum oyunculuk yönünden hepsinden üstünüz ama işte gel gelelim ki uygulama, yapım ve efektler...

Kaynaklar
Merhaba arkadaşlar çok farklı bir yazı dizisi ile karşınızdayız. Sosyofikir.Com'u takip eden siz değerli okurlarımıza  2013 yılında çıkan en iyi blogger temalarını sunmak ve farkındalığınızı ortaya çıkarmak istiyoruz.  En iyi blogger temasını seçmek zordur, yüzlerce temaya bakmak en iyisini bulmak çok zordur. Ama biz bunu sizin için kolaylaştırdık ve zaten halihazırda birçok temayı sizler için eledik. En iyi temalar elimizde kaldı. Umarım sizlerde beğenirsiniz. Üstelik bedava temalardan oluşan bir arşivden bahsediyorum. Yeni bir tarz çıktı şimdi belki bilirsiniz. "Responsive temalar" gerçekten de yeni blogger kullanıcısının en çok beğendiği kaliteli premium gibi görünen ve kullanıcı odaklı olarak çalışan seo uyumlu tema anlamına geliyor. Bakalım sizler bu konuda ne düşüneceksiniz.  Eğer sizinde bir blogunuz var ve en iyi temayı seçmek istiyorsanız o zaman ne duruyoruz açıklamaya başlayalım..  Bu tasarımları iki yazı dizisinde sizlerle paylaşacağım ilki 15 adet en iyi tasarım olacak. Daha sonraki yazı dizisinde bu tasarımları 30'a çıkarmayı düşünüyoruz.

Not: Resimleri büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz.

Metro Classic Responsive Blogger Teması  

Metro classic teması biraz Windows 8 tasarımını anımsatıyor.  Eğer sizlerde teknoloji vb bloglar için tema arıyorsanız bence kaçırılmaması gereken bir tema. Ayrıca renk uyumu gözü yormayan sade bir tasarıma sahip. En önemlisi de bedava olması :)

Responsive Teması

Yine aynı şekilde çok güzel bir responsive teması ile karşı karşıyayız. Bu temadaki bir diğer güzel özellikte adsense uyumlu olmasıdır. Umarım sizler de beğenirsiniz. Bu temayı bizde kullanıyoruz.

Blogify Responsive Blogger Teması

Blogify da kişisel blog temaları için uygun bir tasarım. çok basit bir kodlamaya sahip ve kolay editlenebilir bir tema.

Bresponsive – Responsive Premium Magazine Blogger Teması

İyi bir tema le yine karşınızdayız çok sade bir tema üstelik bedava.

FlatUI

FlatUI teması da tamamil ile yanıt veren bir blogger teması.  Bu temanın editlemesi de gerçekten çok kolay ve bedava.

MaxMag – Responsive Blogger Teması

İşte bu tema zengin multimedya işler için ve özellikle magazin teması arayanlar için adeta bulunmaz hint kumaşı diyebilirim. Ayrıca slider'ı çok şık bir şekilde yerleştirilmiş. Bu temanın bir güzel yanıda slider'ın tüm sayfayı kaplamaması. Çünkü öyle olduğu zaman çok kaba bir görüntü olduğunu düşünüyorum. O yüzden yerleşimler çok hoş durmuş bu temada. Ayrıca adsense konusunda da epey bir yol alınmış gibi görülüyor. Şu reklam yerlerine bakın. Bence bu temayı kaçırmayın.

Elice – A Responsive Blogger Teması

Elice teması çok elegant bir tasarıma sahip Hızlı yüklenebilir olması da ayrı bir avantajı. Seo optimizesi yapılmış olan bu temayı bedavaya indirebilirsiniz.

eNews – Free Responsive Blogger Teması


Magazin teması için uygun bir tema diyebilirim. Görünüm çok iyi duruyor.  Blog yazılarınızı iki kolonda gösterebilirsiniz.

Sight Blogger Teması

 Çok temiz bir yapıma sahip bir tema ayrıca fresh ve pinterest tanımlamalarına da uyuyor. Çok elegant bir tasarıma sahip olan bu tasarım iyice kaliteli olacağa benziyor. Ayrıca menüsü de açılır menü olduğundan çok şık bir görünüm elde edilmiş.

Balance – Free Responsive Blogger Teması

Minimum standartlarla bezenmiş olan bu tema da yine wordpress temasından çevrilmiş bir temadır. Clean ve elegant tanımlamalarını bu tema için uygun buluyorum. Türkçelerini de yazabilriim ama sanki bu şekilde yazıldığında daha anlaşılır oluyor. 

Exelencia Blogger Teması

Yine responsive ( yanıt veren) bir tema ile karşınızdayız. Bu tema da 2 kolonlu sol sütunlu bir tema. Teme genel olarak beyaz, mavi, gri ve siyah renklerle donatılmış. Navigasyon menüsü de oldukça şık bir görünüm sağlamış.

Easy News – Responsive Magazine Blogger Teması


 Easy News çok temiz bir tema gibi duruyor. Bu tema size günlük haber sunumu yapan bir site veya magazin sitelerinde kullanılabilme imkanı sunuyor. 

Minimum – A Responsive Blogger teması

 Düzenlenebilir sosyal profile sahip çok sade bir tema. Ayrıca şık bir yorum sistemine sahip. Çok beyaz bir tema olmasına karşın gözü yormayan bir tasarıma sahip.

MXfluity Blogger Teması


Bu tema da kişisel ve fotoğraf blogları için gayet uygun bir tema.  Genel olarak varsayılan tema rengi siyah, beyaz, kırmızı. Ama çok kolayca düzenlenebilecek bir şey.  Ben bu temayı beğendim umarım sizler de beğenirsiniz.

Sensational – A Responsive Blogger Teması


 Sensational teması da responsive(geri yanıt veren) bir tema. Çok sade ve farklı bire tasarım elde etmek isteyen bloggerlar için büyük bir fırsat.  3 kolonlu kaliteli bir tasarıma sahip olan bu tema birçok özelli de sahip. Slider'ı yine güzel özelliklerinden. Kişisel bloglar için oldukça uygun bir tema.