Mart 2013
Savaşı kazanacağını biliyordu ama kendine güvenemiyordu. Onlar geldi. İnanılmaz bir ses kulaklarınıı yalpalıyordu kralın. Ama artık yapacağı tek şey savaşmaktı. Çünkü o kraldı. Kaçmadı, savaşmaya devam etti.. İnanılmaz bir savaştı , büyük bir kırım oldu. Enefora orduları korkunçtu. İnsana benzemiyorlardı. Derileri daha kalın ve siyahtı. Rayden krallığını savunuyordu . Kalkanları çok büyüktü onların hiçbir oku tam isabet ettiremiyorlardı. Bu sırada barlar boşalmaya başlamıştı. Nathilus oradaydı. Nathilus kendine güvenen bir adamdı. O sırada arkadaşı Alfred Renly ile bir yarış içerisindeydi. Kim daha çok içebilirdi ?
Savaş öbür tarafta sürüyordu. İki sarhoş hızla koştular. Krallıkları tehlikede idi. Surların önüne geçtiler. Savundular şehirlerini, korkmadılar.  Alfred Renly hızla urksonlara doğru koşmaya başladı. Burası sizin değil adiler dedi. Koştu kılıcı onların derilerinden geçirirken o da savaşmaya devam ediyor yerdeki toprak zemin toz bulutu ile ortalığı kaplıyordu. Savaş başlamıştı. Alfred Renltüm gücünü kullanıyordu. Nathilus onu arıyordu. Neredeydi can dostu ?

Güney kapıları ele geçirilmişti. Ele geçirilen kapılardan gelen varlıklar insanlığa kötülüğe hazırlardı. Ve şimdi gerçekleştiriyorlardı. Buna Yeni dünya düzeni." deniyordu.

Yeni dünya düzeninde iyiye yer bırakılmıyordu. Sadece onlar onlar burada varolmalıydılar. İşte bu durumda insanlar son güçlerini savunmalıydılar.


      Hızla koşuyordu.. Şimdi arkasında O vardı. Koşarken ne kadar güçsüz olduğunu hissetti. Kaçmaya çalışıyordu ama onu yakalayacaktı. Belki de ona güvenmemeliydi. Her şey 1978 Kasım ayının gün ışığında yaşanmıştı. Elwor evde canı sıkkın bir şekilde geziyordu. Bazı psikolojik sorunları vardı. Dışarı çıkması ve temiz hava alması lazımdı. O da öyle yaptı. Hazırlandı ve dışarı çıktı. Kasım ayı Rello'da soğuk geçer..

       
Sokağın ışıkları çok cılızdı, bu mevsimde burada ışık daha da azdır. Bazen gösterir kendisini. Dışarısının soğuğu çoğu zaman evleri kaplar. Elwor bir yere gidiyordu, bir nehre.. Orada kendini mutlu hissediyordu. O anda bir çığlık sesi duydu.  Durdu ve bir ara sokakta bir kadını öldürmeye çalışan iki kişiyi gördü.  Durdu..  Hayır o Relay'dı. O cinayeti görmüştü. Uzun boylu iki adam deri eldivenleri yere attılar. Elworu gören iri adam hızla Elwor'a doğru koşmaya başladı.

DUR ! Orada. Seni küçük sersem.
       Parfüm hastalığı olan insanlardan birçoğu günlerce hatta aylarca kalıcı olabilecek parfümlerden ararlar.Günlerce kalıcı olan parfümler üzerimizde kalıcı bir etki yapar.İşte bu kalıcı etkisi olan parfümler , uzun süreli kullanımlarımızda , vücudumuzla özdeşleşerek bizim ten kokumuzla ortak bir koku oluşturur.İşte burda güzel bir kokuyu yakalayabildiysek bir daha parfümümüzü değiştirmemeliyiz.Çünkü parfümümüz değiştirdiğimiz zaman tenimizle uyumu güçleşecektir.

     Bir parfüm alacaksanız sadece teninize sürüp koklamakla yetinmemeli, tene sürüldükten sonra alkolün uçmasını da beklemelisiniz. Ancak o şekilde parfümün gerçek kokusunu ve teninizle uyumunu görebilirsiniz. Koku tercihinde, cilt özellikleri dikkate alınması gereken en önemli konuların başında gelmektedir! Çünkü cildin özellikleri, kokunun kalıcılığını etkileyen önemli unsurdur. Mesela; yağlı ciltlerde koku, daha yoğun ve uzun süre kalacaktır. Buğday tenlerde baharatlı kokular daha kalıcı olur. Yaşam tarzınız koku seçiminiz de yine ön plana çıkan kriterlerdendir. Sportif, klasik ya da sıra dışı.

    Bir parfümü almaya karar verdikten sonra , aldığımız parfümün kalıcılığını ve üzerimizdeki etkisini test edebilmek için  bir süre kullanmalıyız. Clinique indirimli parfüm  fiyatlaı için siparis.im adlı siteden uygun fiyat önerilerini alabilirsiniz.Uygun fiyata kaliteli parfüm çeşitlerinin bulunduğu sitede birbirinden farklı ve geniş bir yelpazesi olan ürünler bulunuyor.


   Parfumün sabahtan akşama kadar kalması isteniyorsa belirli yerlere sürülmesi yeterlidir. Bunlar kulak arkası, boyun, dirsek kıvrımı ve bileklerdir. Çok az da saçların dibine sürülürse iyi olur. Böylece parfümünüzün kokusu üzerinizde daha kalıcı olacaktır.Böylece tüm gün güzel kokarak karşıdaki insanları etkileyebiliriz.

 
   Bazı parfümler kalıcı etki yaratmazlar , bunlar daha ucuz olan kısa sürede etkisini yitiren parfümlerdir.Bu ve bunun gibi parfümleri biyere gidip gelirken , günlük hayatta aradabir kullanabiliriz.Ancak özel parfümleri yani kalıcı olanları ise ,  daha çok kullanmalıyız.Çünkü onlar bir süre sonra bizde klaıcı etki yaratarak , güzel bir kokunun ortaya çıkmasını sağlar.Yine bu parfümlerden olan lancome parfümleri belirtiğimiz sitelerde internette ucuza satılıyor. İndirimli lancome parfümleri için internetteski bu sitelerei gezerek , ucuza kaliteli bir parfüm alabiliriz.Ayrıca bu sitelerde peşin fiytına kredi kartına taksitler yapılarak , çok daha kolay bir ödeme ile parfümlerden alabilme imkanımız oluyor.

Korkudan hızla koşuyordu Rayden. Onlar gelmişti. Kral bağırdı.
SALDIRIN. ! Son askere kadar, son kanınıza kadar, son evde baa tütene kadar..
Askerler koşarak savaşmaya başladı. Enefore gelmişti. İnanılmaz bir ses vardı kulaklarda. Ses kan gibiydi. Tenlerine nüfuz eden lanet olası o ses içlerindeydi. Dün insanlara baktı Rayden kendi puslu ve kirli camında hepsi mahvolmuştu. Korkudan artık kaçmaya hazırlardı. Ama onlara bir şey diyemedi. Onunda gücü kalmamıştı. Umudu kalmamıştı. Umutsuz kral mahvolmuş kraldır.....

Kaliteli web kişilikleri ile konuşmaya, tartışmaya devam ediyoruz. Bu sefer konuğumuz İlkay Gürler.

Sosyofikir(Ata): Merhabalar İllkay Gürler; Neler yaparsınız ? Hobileriniz neler ?

İlkay Gürler : Öncelikle merhaba atakan. Benimle roportaj yapmayı istediğin için teşekkür ederim.İlk soru ile başlıyalım o halde. Öncelikle yaptığım şeyler genelde internet ile ilgileniyorum. Bunu biraz daha açarsak internet üzerinden nasıl gelir elde edilebilir bunlar ile meşgülüm. Hobilerime gelirsek.İlk göz ağrım olan kişisel blogumu tutuyorum. Şu aralar güncel içerik giremiyorum. Yeni projelerim olduğu için her ne kadar güncel tutamasamda benim yinede ilk göz ağrım blog yazmak dışında. Sosyal hayatımıda çok ön planda tutuyorum. Hobilerim arasında gelen ilk şey çalışmak olsa gerek. Yaşadığım şehir hayatın bana gösterdiği zorluklar ve ardı arkası kesilmeyen olumsuzluk üçgeni ile çalışmakta hobi haline geldi bende. Bunun yanı sıra ise, yemek yemeyi de bir o kadar seven ben. Yaklaşık 2 saat sofradan kalkmayan bir insanım.:)

Sosyofikir(Ata): Türkiye’de internet size ne ifade ediyor ?

İlkay Gürler : Türkiyede ki internet bana sürekli e-ticaret ortamı ifade ediyor. Son zamanlarda artan e-ticaret ortamları arka arkaya gelen yeni siteler. Yani biz Türkler sürekli birbirimize birşeyler satmaya çalışıyoruz. Türkiye'deki internet bana göre ticaret ortamı haline gelmeye başladı ki öylede oldu artık benim gözümde. Kısacası birbirimizi yiyoruz başka birşey yaptığımız yok.

Sosyofikir(Ata):  Sizce en iyi webmaster sitesi hangisi ? Sorun yaşadıklarınız oldu mu ?
İlkay Gürler : Bana göre en iyi webmaster sitesi şuan R10.net. Çünkü e-ticaret ortamı ve yardımsever insan müşteri bulma olanağı çok yüksek bir ortam. Bunun yanı sıra ise Wmaracı da çok güzel ve bana göre yardımlaşmayı seven bir ortam wmaracını da sevmiyor değilim. Şu zamana kadar bir çok webmaster sitesinde bulundum. Websultan da yaşadığım sorunu hiçbir sitede yaşamadım. Websultan hakkındada burada ileri geri konuşmak istemiyorum. Kimin ne olduğunu herkes biliyor zaten.

Sosyofikir(Ata): Siz bir tasarımcısınız. Yani tasarımlarınızı hazırlıyorsunuz, ya da olan bir tasarımı geliştirerek Türk webmaster dünyasına tanıtıyorsunuz. Temalarınıza olan ilgi gerçekten de çok fazla. İnsanlar temanızı  çok beğeniyorlar. Bunun nedeni nedir ? Bu şekilde tasarım yapmayı nereden öğrendiniz ? Kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz ? Yeni webmasterlara önerileriniz var mı ?

İlkay Gürler : Bunun nedeni şu olmalı.
Bizim insanlarımız taklit etmeyi çok seviyor. Tamam bende herşeyi kendim tasarlamıyorum veya hepsini kendim yapıyorum demiyorum. Dağıttım temalar şuanda çoğu kişiye zemin olmuş durumda. Yani benim dağıttım tema klonlanarak yeni temalar çıkarılmaya başlanmış. Hatta satıldığına bile şahit oldum.:)
Kendimi  css ve html öğrenerek geliştirdim. Tabi bunlar bir anda olmadı. Birkaç entegre ile wordpressten blogger üzerinde aktarım yaparken öğrendim. Yani bende başka bir tasarımı kopyalarken öğrendim bunları. Kimse 4/4 lük değil. Bütün tasarımcılar illaki bir şeyi muhakkak alıntı yapıyor buna bende dahilim. Fakat ben tasarım yapmayı boza boza öğrendim. Bozdukça yapmaya çalıştım.
Önerilerim ise şu şekilde olacaktır; Yeni webmaster arkadaşlara öncelikle oturup düşünerek kendi tasarımlarını kendi yazılarını yazmalarını öneriyorum. Çünkü alıntı olduğu zaman ortadaki emeğin hiçbir anlamı kalmıyor. Şuan o kadar çok genç webmaster var ki dağıttığım tema yı klonlayıp kendisine göre editleyip birde footer a temayı ben yaptım yazmaları beni güldürmüyor değil.:)

Sosyofikir(Ata): Türkiyede webmaster konusunda gelişmiş, işinin ehli kişiler olduğuna inanıyor musunuz ?

İlkay Gürler : Elbette ülkemiz bu konuda gelişmiş ve gelişmeye devam etmekte. İşini doğru düzgün hile ve hurda karıştırmadan yapan insanlar muhakkak var fakat bir o kadarda alıntı yapan insanlar(ız) var.

Sosyofikir(Ata):Örnek vermek ister misiniz ?

İlkay Gürler : Şuan benim gözümde en iyi örnek olan Boldistanbul adlı bir girişimci sitesi oldu. İşini ehli ile yaptıklarına inanıyorum.

Sosyofikir(Ata): Türkiye program düzenleme değil de, bazı illegal internet korsanları tarafından ünlü . Size bu kadar çok bilgi bilen insanlar yeni programlar üretemezler mi?

İlkay Gürler : Üretir elbette. Fakat bizim insanlarımız kolay yoldan para kazanmayı kafalarına koymuşlar bu yüzden yeni programlar yapabilirler fakat yapmıyorlar. Yapılan programların altyapılarını değiştirmek yerine yeni baştan program yazmak bize, bizim ülkemizin insanlarına zor geliyor.

Sosyofikir(Ata): Türkiye’de blog yazarlığını nasıl görüyorsunuz ?

İlkay Gürler : Bu soruyu sorduğun için teşekkür ederim Atakan.
Türkiye de önüne gelen arkadaşımız blog yazmaya çalışıyor. Takip ettiğim bir çok blog var fakat aralarında bazılar özellikle takip ediyorum işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar. Bunun dışında kalan kısım ise birbirinden alıntı yaparak sözde blog yazarlığı oyunu oynuyor.

Sosyofikir(Ata): Sözde blog yazarlığı. Bu konuda gerçekten de haklısınız galiba. Taklit bloglar veya blog çöplüğü deneilebilecek bir ülkedeydik. Ama yeni araştırmalara görülüyor ki Türk blogları gerçekten gelişiyorlar. Yani her konuda bloglarımız olmaya başladı. Kaliteli bloglar da mevcut . Sizden takip ettiğiniz ilk 5 blogunuzu alabilir miyiz ki okurlarımızda onlara göz atabilsinler.

İlkay Gürler : Herkes kimin ne olduğunun farkında. Kim kimi yemeye çalışıyor bunu görüyoruz.
Takip ettiğim ilk 5 blogun listesi ise şöyle;
http://webeyn.com/
http://www.usluer.net/
www.anarschi.com
http://bidusun.com/
http://www.webrazzi.com/

Sosyofikir(Ata): Her zaman internetten bahsetmeyelim. En sevdiğiniz müzik türü nedir ? Hangi kitapları okursunuz ?

İlkay Gürler : İlgilendiğim müzik dalı şuan elektro gitar. Çalmaya her ne kadar fırsatım olmasada dinlemeyi çok seviyorum.
Üzülerek söylemek istiyorum ki kitap okuma alışkanlığı edinemedim.

Sosyofikir(Ata): Bu sorumuz aykırı sorular bölümünde olacaktır. İlkay gürler olarak her zaman çok takdir edildiniz. Ama bir o kadar da eleştirildiniz.  Webmaster sitelerinde bazı eleştirileriniz sizi "sivri dilli" olarak tanımladı. Mizacınız gerçekten sertr midir . Yoksa sadece haksızlığa mı gelemiyorsunuz ?

İlkay Gürler : Evet taktir edildiğim doğru. Eleştirildiğimde doğru. Sivri dilli birisi olduğumda doğru gerçekten sert birisiyim. Fakat sadece haksız konumda iken oluyor bu. Karşımdaki kişi haklı ise hiçbir şekilde söz konusu bile olmaz tartışma yaratmam fakat söz konusu ben haklı isem gereken cevapları veririm. Bu yüzden bazı webmaster platformlarında sivri dilli olarak adlandırılıyor olabilirim sebebi ise işini doğru dürüst yapmayı bile bilmeyen arkadaşların yönetime geçip ahkam kesmesi ve ego tatmin etme çabası.
Gerçi insanlar ne düşünüyor beni ilgilendirmiyor beni bilen zaten biliyor.:)

Sosyofikir(Ata): Websultan ile sorun yaşadığınızı düşünüyor musunuz  ? Sorunu çözdüğünüz iletildi. Bunu çözerken nasıl bir yol izledinz ?

İlkay Gürler :Websultan ile çok sorun yaşadım sırf bazı arkadaşlar ego tatmin etmek için forumdan uzaklaştırsa bile. Sorunu gerekli kişi ile konuşup çözdük. Tatlı dille konuşunca her şey oluyormuş bunu bende biliyorum fakat insan olana tatlı dille konuşulur değil mi.? Bende kötü konuştum konuşmadım demiyorum fakat bazı arkadaşlar rütbenin verdiği cesaret ile moderatörcülük oynamaya devam ediyorlar.
Tam sorunu çözdük dedim 1 gün içinde yine forumdan uzaklaştırıldım. Bunun açıklamasını burada yapmak istemiyorum. Gerekli açıklamayı yapabilirim fakat yine kendilerine yediremeyeceklerini biliyorum.

Sosyofikir(Ata):Bu konuda size yardımcı olan biri var mıydı ?

İlkay Gürler :Evet sorunu Sinan adlı arkadaş ile hallettik.

Sosyofikir(Ata): Klişe bir soru olacak belki ama okumak mı gezmek mi ?

İlkay Gürler :Okumak bana göre. Gezmek için her zaman vakit olabilir fakat okumak için vaktin oldukça kısıtlıdır. Arkana bakmak istemiyorsan önüne koyduğun kitabı okumaya devam etmelisin.

Sosyofikir(Ata): Sizin de vaktinizi fazla almayalım. Sosyofikir blog sitesini daha önce takip ettiniz mi ? Eğer siteyi ziyaret ederseniz sizden, kaliteli yorumlarınızı alabilir miyim Olumlu veya olumsuz değerlendirmenizi istiyoruz.
Röportajımıza katıldığınız için teşekkürler

İlkay Gürler :Takibimde olan ve gelişme aşamalarını gördüğüm bir site. Sosyofikir i daha iyi yerlerde görmek isteriz. Ben teşekkür ederim iyi çalışmalar.

Merhaba arkadaşlar Warcraft günlükleri ile karşınızdayız. World Of WarCraft bahsettiğim. Öncelikle oyun ile ilgili söylememiz gereken bir Blizzard yapımı olmasıdır. Oyun gerçekten de çok kaliteli tasarlanmış. Öncelikle Knightonlineworld tarzı oyunlar gibi değil. Burada level kasmak çok önemli değil. Önemli olan görevleri yerine getirmek. Görsellik zaten inanılmaz derece iyi. Oyununn boyutu yaklaşık 23 GB . Oyun içi görüntüleri öncelikle size sunayım. Bir çok sınıf, ırk var. Bunların bazıları Druid, Human, Orc, Hunter vb. Bir mage çarı açtım. Ve onunla oynuyorum bu oyunu. Size oyunun başından itibaren oyunda yaşadığımız zorlukları, mutlulukları açıkçası Wow günlüklerini sunuyoruz. Oyundan ilk kareler..

Oyundan bir kare. Oyun içerisinde şehirden şehire giderken kullandığınız yollar..


Öldüğünüz zaman level düşmüyorsunuz. Yapmanız gereken ölmüş olduğunuz yeri bulmak. Yani ölü olarak oraya gidiyorsunuz. 



WARCRAFT GÜNLÜKLERİ - I

Bazen konuşmak istersin susarsın, bazen de susmak istersin konuşamazsın. İşte buna aşk deniyor galiba. Aşk ne güzel bir duygu öyle..  Aşk neden bu kadar acımasız ?
Yine bir Sora Template ile karşınızdayız. Temanızda müziklerde paylaşıyorsanız bu tema ile profesyonel bir tasarım olabilir. Bu tema müzik paylaşan bloglar için çok iyi. Bu arada blogger temalarının bu denli yükselmesi de gerçekten sevindirici.



  







Tema Özellikleri : Wordpress görünümlü, 2 kolonlu, sağ kolonlu, müzik temalı, slider, gri arka plan, sosyal paylaşım eklentileri, HTML 5 uyumlu müzik player, page navigasyon eklentisi


Lisans : Creative Commons Attribution 3.0


Slider Düzeni :
Blogger Kumanda Paneli => Tasarım => Html'yi Düzenle => aşağıdaki kodları bulun ve gerekli düzenlemeleri yapınız.

  • <div class='ribbon-slide'>
     <ul>
      <li class='slide-400'><a href='#'>
     <img class='fullwidth' height='400' src='/image.jpg' width='400'/></a>
      </li>
     ..........
    
    
Sağ taraftaki kısmı kendi resim URL'niz ile düzenleyin. "image.jpg" 

Açılır Menüyü Düzenle

Blogger Kumanda Paneli => Tasarım => Html'yi Düzenle => aşağıdaki kodları bulun ve gerekli düzenlemeleri yapınız,

  • <ul class='menu' id='menu-main-menu'>
     <li><a href='#'>News</a>
      <ul class='sub-menu'>
       <li><a href='#'>Ribbon Slider</a></li>
       <li><a href='#'>Fade Slider</a></li>
     ..........
    
    
# işaretinin yerini tıklanıldığında gitmesi gereken URL'yi yazıyoruz. "#"

Sosyal Paylaşım Eklentilerini Düzenleyin.:

Arayın:
  • <a class='facebook' href='#' target='_blank' title='Facebook'/>    
    <a class='tumblr' href='#' target='_blank' title='Tumblr'/> 
    <a class='twitter' href='#' target='_blank' title='Twitter'/>

Burayı düzenlemeyi biliyorsunuz : Sayfada kaç yazı görünsün.

  • var posts=5, // Number of posts in each page
        num=2, // Number of buttons will display

Müzik playerını düzenleyin 
Aşağıdakileri arayın ve düzenleyin :

  • <div class='playlist'>
     <a href='/song1.mp3'>Song Title 1</a>
     <a href='/song2.mp3'>Song Title 2</a>
    </div>
Song.mp3 yazan yere kendi şarkınızın URL'sini yazıyorsunuz. 


SoraTemplates 2013 yılının ilk aylarında yine bir atakla iyi bir yere geldi. Ve kendileri kaliteli temalar paylaşıyorlar. Yeni temanın adı Musimag , yani Türkçesi ile Müzik Magazini teması. 

Temayı anlatalım  :

Tema Özellikleri : 2 Kolonlu, Sağ Kolonlu, Müzik, Magazin, Galeri, Mavi arka plan, Açılır kapanır menü

Lisansı : Creative Commons Attribution 3.0


 Slider'ı düzenleyin.

Blogger Kumanda Paneli => Tasarım => Html'yi Düzenle => aşağıdaki kodları bulun ve gerekli düzenlemeleri yapınız.
  • <div class='featured_banner'/>
     <div id='slider'>
     <div class='jFlowPrev'><img alt='' height='194' src='images/previous.png' width='35'/></div> 
     <div id='slider_img'>
     <a href='#'><span>The best interview is here</span><img height='360' src='../image.jpg' width='900'/></a>
     ..........
Aşağıdaki kısımları düzenleyin:
  • "#" Gitmesini istediğiniz yer (URL)
  • "image.jpg" Slider Resimleri
Açılrı Kapanır Menü:

Blogger Kumanda Paneli => Tasarım => Html'yi Düzenle => aşağıdaki kodları bulun ve gerekli düzenlemeleri yapınız.
  • <div id='navigation'>
     <ul>
     <li><a href='#'>Interview<span>Meet your artists</span></a></li>
     <li><a href='#'>Videos<span>Watch Stereolite TV</span></a>
      <ul class='sub_menu'>
       <li><a href='#'><span>Concerts (2)</span></a></li>
     ..........
Düzenleyin:

 "#" Gitmesini istediğiniz URL


Navigasyon Düzeni
Arayın :


  • var posts=4, // Sayfadaki yazı sayısı
        num=2, // Number of buttons will display

    Download                                              Demo


Türkiye'de ve Dünya'da birçok kişinin merakla ve ilgi ile izlediği, çoğu zaman inanılmaz bulduğu adına filmler çekilen İllüzyonistler ile ilgili daha çok şey öğrenmek istemez miydiniz ? Bu sebebten ötürü Sosyofikir.Com sizin için Türkiye'nin en iyi illüzyonist sitelerinden illüzyonist.com'un sahibi Doruk Molo ile keyifli bir röportaj hazırladı. Umarım beğenirsiniz.

1. İllüzyon ve İllüzyonist nedir ?

İllüzyon Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelimedir. İllüzyon kelime olarak yanılsama anlamına gelen bir sözcüktür. İllüzyonist ise sihirbazlık ve illüzyon sanatını icra eden kişiye verilen addır. İllüzyon sanatı tüm dünyada çeşitli illüzyonistler tarafından sergilenen bir sahne sanatıdır.


2.İllüzyon ve sihir ile ilgili tanım hataları yapılıyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz ?

Özellikle illüzyon kelimesinin kullanımı ile ilgili bir çok yerde "ilüzyon, ilizyon, illizyon "şeklinde yazım hataları yapılıyor. Doğru yazılışı illüzyon ve illüzyonist şeklindedir. İngilizce'de Magic Sihir, Magician ise Sihirbaz anlamındadır. Türkçe'de illüzyonist olarak adlandırdığımız illusionist İngilizce'de de "Magician" yani "Sihirbaz" ile aynı anlamı taşısa da genelde büyük sahne şovları yapanlara verilen bir addır. Sihir kelimesi bazen büyü ve benzeri olağanüstü güçleri çağrıştırdığı için sihirbaz kelimesi de büyücü gibi bir anlamı çağrıştırabiliyor. Bu nedenle yaptıkları işin illüzyon olduğunu savunan illüzyonistler genelde Sihirbaz yerine kendilerine İllüzyonist denmesini tercih ediyorlar. Ama tabiki Sihirbaz ve İllüzyonist aynı anlamdalar.

3.İllüzyonun hayatınızdaki önemi nedir ?

İllüzyon çok güzel bir sanat dalı olmakla beraber aynı zamanda çok güzel bir hobi. İllüzyon sanatı profesyonel olarak icra edilmese bile sergilendiği her ortamda büyük beğeni toplayan, insan ilişkilerini kuvvetlendiren ve aynı zamanda sizi ve etrafınızdakileri çok eğlendiren bir uğraş. Dolayısı ile benim hayatımda oldukça değerli bir yere sahip.

4. İllüzyon ile ne zaman tanıştınız ? Siz de illüzyonist misiniz ?  Neden bir İllüzyon sitesi kurdunuz  ?

İllüzyon ile ben 2002 yılında Sihirevi'nin kurucusu olan Erdem Bulungiray sayesinde tanıştım. Beni bu güzel hobi ile tanıştırdığı için kendisine bir kez daha teşekkür etmek isterim. 2002 yılından beri aktif olarak illüzyon ile ilgileniyorum. Bir süre boyunca profesyonel olarak illüzyonist'lik yaptım, şuanda mesleğim dolayısı ile profesyonel olarak gösterilere çıkmaya maalesef vakit ayıramıyorum, ama bir hobi olarak illüzyon'u bırakmayı hiç düşünmedim. Düzenli olarak illüzyon konulu görsel ve yazılı medyayı takip etmekteyim ve bu konuda Türkiye'de maalesef büyük bir açık bulunuyordu. Ben de bu boşluğu değerlendirmek ve Türkiye'de yer alan tüm illüzyonistleri ve illüzyon meraklılarını bir araya getirebilecek bir platform olması amacı ile illuzyonist.com'u yayına aldım. 2008 yılından beri yayın hayatına devam eden illuzyonist.com'un şuan da 1500'den fazla illüzyon meraklısı üyesi bulunmakta ve aylık ortalama 10000 farklı ziyaretçi tarafından ziyaret edilmekte. Tabiki üyelerimizin paylaştığı illüzyon konulu içeriklerimiz ile beraber bu sayılar da giderek artmakta.

5.) Sizce dünyadaki en iyi illüzyonist kim ?

İllüzyon sanatında tek bir dal olmadığı ve her dalda kendine ait çok iyi illüzyonistler bulunduğu için şu kişi en iyi illüzyonist'dir şeklinde bir tanım yapmak çok doğru olmaz. İllüzyon dünyasının Oscar'ı gibi adlandırılacak FISM adlı yarışmada her sene çok farklı dallarda eski veya yeni bir çok illüzyonist yarışmakta ve ödül almakta. Tüm dünyada en çok popüler olmuş ve en gösterişli sahne illüzyonu'nu gerçekleştiren kişi olarak bakarsak tabiki herkesin tanıdığı David Copperfield olacaktır. Ama tabiki bunun yanında örneğin kart ve para manipülasyonları dallarında benim kişisel olarak en çok beğendiğim illüzyonist Jeff McBride'dır. Kendisi geçmiş yıllarda ülkemizde de gösteriler sergilemiş olan birçok ödüle sahip oldukça yetenekli bir illüzyonist'dir.

6.) David Copperfield ve Criss Angel Arasındaki En Önemli Fark Nedir ?

David Copperfield şimdiye kadar dünyada en çok ödül almış, en gösterişli sahne gösterilerine imza atmış ve birçok kişi tarafından ticari anlamda en başarılı illüzyonist olarak tanımlanan, 1974 yılından beri sahnede yer alan bir illüzyonist.

Criss Angel ise David Copperfield'a göre çok daha yeni bir illüzyonist, fakat yaptığı sıradışı televizyon şovları sayesinde kısa sürede ünlü oldu. Sergiledikleri gösteri türleri birbirinden oldukça farklı. David Copperfield daha büyük kitlelere çoğunlukla canlı sahne performansları ile Grand Illusion olarak adlandırılan gösteriler sergilemekte iken Criss Angel daha çok televizyon şovları içerisinde korku temalı, olabildiğince sıradışı gösteriler yapmaya çalışmaktadır.

7.) Türkiyenin en iyi illüzyonisti Aref diyebilir miyiz ?

Biraz önce bahsettiklerimden dolayı tek bir kişiyi en iyi illüzyonist olarak tanımlamak çok doğru birşey değil. Her dalın kendine göre uzmanları bulunmakta. Aref kısa bir süre önce Yetenek Sizsiniz adlı yarışma programı sayesinde ünlü olan illüzyonistlerden biri. Birçok farklı illüzyon dalında Türkiye içerisinde sahne almakta olan oldukça yetenekli illüzyonistler bulunmakta. Dolayısı ile tek bir kişiyi göstermem mümkün değil.


Sorularınız için çok teşekkürler, umarım illüzyon konusunda aydınlatıcı olmuşlardır. İllüzyon Sanatı hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri ve illüzyonist olmayı düşünenleri www.illuzyonist.com'a bekliyoruz.

Türkçe inanılmaz bir dildir. Her zaman da öyle olmuştur. Kendine güvenen, kendini bilen bir dil. Konuşanları olarak başka dilde zor açıklanan kelimeler ve cümleleri açıklayan bir dildir Türkçe. Atamız zamanında TDK yı kurmuştur.


Pelin Batu Felsefeyi Türkçe Okumaktan Hoşlanmıyormuş.

Aferin.


Türkçe kaliteli bir dildir. Dünyadaki en önemli dilllerdendir. Kimin ne dediği önemli midir ?TÜRKÇEMİZ kalitedir.

 Kralım, kralım... Geliyorlar
dedi Galloro. Enefera kapıya dayanmıştı. Kral büyücüler dağına gitmeliydi. Ama dağ çok sarp ve kayalıktı, o aştı ve gitti. Büyücüler alemine gelmişti artık..

Büyücüler alemi Leona ile Keopsal arasında kalan bir yerde sıkışmıştı. Büyücler iki krallık arasında kalmışlardı. Onlar uzaklarda çok uzaklarda yaşıyorlardı. Rexon da öyle..


Rexon ve yanındaki koruyucuları ile büyücü ramberine gittiler.  Büyücüleryerlerini almışlardı. Onları bekliyorlardı.

Rexon :
 Enefora geliyor.

dedi. O anda büyücü kralı Anf yerinden kalktı ve Raydenin yanına geldi.
Nasıl koruyorsun ülkeni, kendini mahvetmişsin sen. Onların çok güçlü olduklarını biliyordun. Neden bu kadar kendine güveniyorsun. Rayden, baban gitti. Savaşı yönetmek ustalık ister. Kahraman olmak, halkının yaqnında olmak istiyorsan kendine gel evlat.

dedi.

Raydenin ilk savaşıydı. Kendine geldi. Hazırlanın savaşa gidiyoruz diye bağırdı. Exo'ya gittiler. Exo gelen düşmanın nerede olduklarını ve ne şekilde geldiklerini görebilen bir kara büyücü idi. Hayatı boyunca bir ızdırap içerisinde o görevi yürütüyordu. Onun için ızdıraptı çünkü yıllar boyu yıkılan insanlığa şahit olmuştu. Babası bir büyücü annesi ise insandı. O ölümsüz idi. O lanetlenmişti. 1201 yılında Leona güçsüz idi.  Leonayı almaya gelen Kratoslar siyah ve korkutucu idi. Tüm halk kırılmıştı. Exo'nun babası ve annesi o kırımda ölmüşlerdi. O ise küçük bir çocuk idi.

Exo, nerede onlar ?

diye sordu Rayden...

Ramber: Büyücü çadırı (Hükümdar mevikii.) 

Free yani Can, Ws forumunda uzun zamandır aktif bir kişi, foruma ilk geldiğinde birçok kişi tarafından bir anda hızlı yükselişi farklı algılandı. Ardından uzun bir süre sessiz kalan Free, büyük bir hızla en iyi yerlere ulaştı. Bunun sebebi olarak forumdaki arkadaşlık ortamını gösterdi. Kendisi foruma alıştı, forum da ona.. Sosyofikir.com olarak kaliteli internet kişilikleri ile konuşmaya devam ediyoruz. Bu sefer konuğumuz WS Koordinatörü ve Müdavimi Free


Ata(Sosyofikir ):  Ne iş ile uğraşıyorsunuz ? İnternet dünyasına ne zaman adım attınız ?

Can(Free):  Vallahi, bu net bir anlamda söylenecek olursa Bilgisayar işi ile uğraşıyorum ki. Genelde bana bilgisayarcı diye seslenirler. Ama benim asıl yetki aldığım ve uzman olduğum bölüm Programlama ve Bilişim sektörü yani işin en dip noktası. İnternet dünyasına yaklaşık atılalı 8 yıl olmuştur. Tabi bu rakam profesyonel anlamda.

Ata(Sosyofikir ):  Hangi görevlerde bulundunuz ? Hangi forumlarda başarılı işler icra ettiniz ? Websultan ile tanışmanız ne zaman ve ne şekilde oldu

Can(Free):  Görev derken şöyle söyleyeyim; Şirket pozisyonunda genelde Güvenlik ve Ar-Ge takımındaydım. Bir veri merkezinde uzun süre görev aldım ama sıkıntılar bitmeyince ayrılmak zorunda kaldım. Şuan Freelance olarak çalışıyorum. Yani özgür biriyim. Türkiye de sayılabilecek bir çok forumda yer aldım ama bu gizli kapaklı olsa gerek ki; Adım pek duyulmamıştır. İnternet üzerinde yaklaşık 580 kadar rumuz kullanıyorum. Buda işimin bir parçası. WebSultan ile şöyle tanıştım, google 'a webmaster yazdım ve ilk 10 sayfada ki sitelere bakarken burayı gördüm açılış videosunu izledim ve aşırı derece de ilgimi çekti.

Ata(Sosyofikir ):  Türkiye’de internet size ne ifade ediyor ?

Can(Free):   Türkiye de aslında internet var mı diye bir sorgulamak lazım, bunun en büyük sebebi TTNET'in bu ülke sınırları içerisinde tek bir marka olması insanı kapalı bir alana tıkmak gibi kötüleştiriyor. Superonline gibi servisler sonradan etkin hale gelse de yine bize karşı bunun etkisi çok düşük oldu. Yani Türkiye de internetin daha çocuk olduğunu düşünüyorum. Bence gelişmesi gereken çok nokta var.

Ata(Sosyofikir ):  Türkiye’de bir çok forum  var.  Websultan'ın diğer forum  sitelerinden farkı var mı ?  Kaliteniz nedir ?

Can(Free): Türkiye de çok forum var diyerek büyük bir konuya girdiniz aslında bence bunu şöyle yorumlamak gerekiyor; Türkiye de adam gibi forum var mı? Burada kullandığım tabir şu ki; Türkiye üzerinde açılan tüm forumların belli başlı, aynı kategoriye hizmet eden siteler olmaları ki zaten Sosyal Ağların çıkışı ile birlikte forumların etkisi 10 saniye içinde düştü. Yani insanların feedback alacağı ve daha iyi bir şekilde paylaşım sağlayacağı servislerin aktif olması. Forumlara karşı bakış açısını yitirdi. Ama burada en önemli nokta bir forumun gerçekten insanlara bir şey sağlayıp sağlamadığı zaten görüyoruz ki; Herkes bir laga luga, söyleşi içinde yani bizim burada ki amacımız insanların sorularına anında yanıt verebilmek. Web Sultan aile ortamı içerisinde büyüyen, birbirine karşı sevgisi olan kişilerin bulunduğu ortam yani dışarı da ki dolandırıcıların, sahtekarların buraya gelmesi çok zor, nedeni de bu ailenin tek yürek ve tam olmasıdır.

Ata(Sosyofikir ):  Diğer webmaster  sitelerini bu yarışta nasıl görüyorsunuz ? 

Can(Free): Bu konuda da açık konuşayım; Günümüz de bu işi en iyi yapan webmastersitesi onun dışında en teknolojik hale getiren de wmaraci ve oxxi yani bizim yapımız bu şekilde ilerlemiyor. Onların belirli konular da amaçları var. Tabi bizim de onların gibi amaçlarımız var. Ama biz bir yarış içerisinde değiliz. Herkes gibi yapacağımızı yapıyoruz ama bunu resmi işlere dökerek yapmıyoruz. Aile ortamını oluşturmak ve birbirimize karşı bakış açımızı iyi göstermek için elimizden geldiğince iyi şeyler yapmaya çalışıyoruz ve en önemlisi Kazanmayı değil, Kazandırmayı hedefliyoruz.

Ata(Sosyofikir ): Türkiye'de webmaster konusunda gelişmiş, işinin ehli kişiler olduğuna inanıyor musunuz ?

Can(Free): Evet, buna canı gönülden inanmak isterdim ama herkesin gözünde bir para hissi bürümüş yabancı işleri getirip, Türkiye de pazarlamaya çalışıyorlar, ama tabi edebiyatıyla, zekasıyla bu işi iyi götüren bazı insanlar var. Örnek vermek gerekirse; Wmaraci bu işi en üst düzeyde ilerleten kuruluşlardan biri. Ve tabi ki; Sayın Burak Dülgar bence Türkiye de nadir bulunacak Yöneticilerden biri.

Ata(Sosyofikir ): Websultan forumunda bu rütbeye ulaşırken hangi zorluklarla karşılaştınız ?

Can(Free):   Bu konuda şunu söylemek istiyorum; Daha önceden biliyorsunuz hızlı bir şekilde bu rütbeyi almıştım ama bu etrafta yanlış bir algılama yaratmıştı. Bunu gördüğüm de biraz kırıldım aslında ama benim bir amacım vardı Genç nesile eğitim vermek ve onları diğer insanların laflarından, kavgalarından korumak. Yani onlara özel bir ortam oluşturmak. Bu yüzden tekrar bir görüşme yaptım ve geri döndüm, ön yargının kötü bir şey olduğunu ve kırılabileceğini gösterdim. Onlar zaten beni çok iyi anladılar. Bu rütbeye gelmem de zor olmadı aslında, her bilginin, her amacın ve her projenin bir karşılığı var. Bu da öyle bana verilen bir hediye diyebiliriz.

Ata(Sosyofikir ): Türkiye’de blog yazarlığını nasıl görüyorsunuz ?

Can(Free): Türkiye de aşırı derece de profesyonel ve düzgün işleyen bloglar var. Ama yine forum gibi blogta biraz amacından saptı ve artık bu da bitiyor gibi sorular yarattı. Bu konuda bir yazı yazmıştım hatta, blogta gelir elde etmek için yazı yazıyorsanız, hiç bu işe girmeyin diye cümle kurmuştum. Yine aynı şeyi söylüyorum Türkiye de yazı yazmak insanların ilgisini çekmiyor bunun en büyük örneği; Yazdığınız 50 satırlık yazının en fazla 10 satırı okunması ki bu insanların okumaya karşı ilgisinden kaynaklanıyor. Yani buna en uygun cevabı aslında iyi bir blogger verebilir diye düşünüyorum.

Ata(Sosyofikir ): Her zaman internetten bahsetmeyelim. En sevdiğiniz müzik türü nedir ? Hangi kitapları okursunuz ?

Can(Free): Güzel soruymuş, Rock - Pop Rock - Jazz vb. türde müzikler dinlerim. Örneğin Murat Kekilli en beğendiğim şarkıcılardan biridir. Kitap konusunda genelde biyografi, gezi ve bilgiye dayalı her şeyi okuyabilirim. Ama romana karşıyım, boş zaman alıcı şeylerden nefret ediyorum.

Ata(Sosyofikir ): Bu soru aykırı sorular grubunda yer alacaktır. Mizacınızın biraz sert olduğunu düşünüyor musunuz ?  Websultan forumunda ikinci kez çok kaliteli bir görevde bulunurken bir anda bir çok üyenin size daha çok bağlandığını ve sizi daha iyi okuduklarını düşünüyorum. Bunu mizacınızdaki bir farklılık olarak düşünüyor musunuz ? Yani demek istediğim önceden biraz daha mı sert ve katıydınız ? (Bu soru her başarılı kişiye kendi alanı ve bulunduğu platform ile ilgili sorular aykırı bir sorudur.)

Can(Free): Bu konuda şöyle bir cevap vereyim size; Ben sert ve ya sinirli biri değilim. Ben sabırlı biriyim ki bunu Ustamdan öğrendim. Benim de herkes gibi bir ustam var ve bana hayatımda bir çok şeyi görmemi sağladı. İnsanları bir teste sokarsınız ve onların kişiliklerini öğrenirsiniz bu bir iştir. Yani bu ajanlıktır belki de. Benim websultana girişimde ki ana amacım insanları tanımaktı bu yüzden farklı bir karaktere bürünmüştüm zaten herkese sürekli oyunlar oynarım. Ve insanların psikolojik yorumlarını çözümlemeye çalışıyorum. Bir tür zeka oyunu diyebiliriz buna. Ama asla, kimsye karşı nefret duymam ve sabırlı davranırım.




Ata(Sosyofikir ): Felsefe ile uğraşır mısınız ? Felsefe genel-geçer midir ? Herkes için doğru kavramları mı ifade eder ?

Can(Free):Aslında zor bir soru oldu. Şimdi konunun biraz derinine inmek gerekirse; Felsefe insanın doğasında vardır. Yani bu ya vardır, ya yoktur gibi bir durum. :) Bu konuda şu söylenebilir; İnsanların yapısını görmek için doğru olan bir şeyi yanlış söylersiniz ki; Bence felsefe insanların yapısını ölçmeye yaran büyük bir araç ve Felsefe olmasaydı belki de şuan yarımız kötü amaca hizmet eden kişiler olacaktık.




Ata(Sosyofikir ): İnsanların psikolojik olarak bazı şeylerden aşırı etkilendiğini düşünüyor musunuz ? Yani bir türk arama motoru veya bir türk girişimcinin projesinin toplum tarafından benimsenmemesinin sebebi, sosyolojik açıdan bir konuyu kapsar mı ? Örneğin Türk bir girişimci bir proje hazırladığında bu projenin daha ilk aşamalarında Türkler tarafından proje ile ilgili çok fazla olumsuz eleştiri yapılmıyor mu ? Bu çözülebilir mi ? Yoksa bu coğrafyadaki bir ülke olarak bu şekilde dışa bağımlı bir internet, girişimcilik fikri,kopyalama sanatı ile mi bütünleşecek ?


Can(Free):Sanırım bu soruyu çok düşündün. :) Çünkü ben okurken bile karıştırdım. Türkiye de psikolojiden herkes etkilenebilyor diyebiliriz aslında, buna şöyle bir örnek vereyim bir insan akrabasının hasta olduğunu görünce, bunu kendisinde de hissediyor yani bende de olabilir mi diye başlayıp, kendini hasta ediyor. Bir Türk projesinin benimsenmesi için insanlara yatkın bir iş olması gerekir. Yani siz şimdi sosyal ağ diye yeni bir faceturk gibi bir site yaparsanız bunu ancak genç bölüm destekler. Toplumda vakıf, yardımlaşma ve özgürlük gibi çalışmalar yapmak ancak insanlar tarafındna direkt olarak dolaysız benimsenebilir. Ki bir proje Türkiye de hemen o süpermiş, tamamdır diye yorumlar yapılmaz. Kesin olarak söylüyorum; Bu olmamuş, aynısı zaten var gibi tonla yorum yağacaktır. Çünkü genelde Türkiye de ne kadar orijinal iş yapsanız da yine bir yerden kopyası çıkar. Ki Türk halkı her şeye ön yargılı bakıyor.

Ata(Sosyofikir ):Son olarak da sizden Sosyofikir.Com'u bir kez değerlendirmenizi istiyoruz. Sizden şuanda sosyofikir.com'a bir 5 dakika bakıp değerlendirme yorumu yazmanızı istiyoruz son olarak.

Can(Free):Açıkçası bir sitenin her zaman önce ismine ve arayüzüne bakarım. Özellikle sosyofikir ismi benim ilgimi çekti. Çünkü burada fikir dükkanı gibi bir olay oluşturuabilirdi. İnsanlara yönelik sosyal projeler aktif edilebilir. Sonrasında temanız sade ama eksikleri var. Ayrıca bayağı bir kategori açmışsınız buna karşı yine çok fazla editöre ihtiyaç duyduğunuzu düşünüyorum. Ek olarak ta eski tema daha güzeldi sanki :)



Ata(Sosyofikir ):Aslında gerçekten de bir çok konuda yazmak galiba yazarları biraz zor durumda bırakıyor. Örneğin araştırmalarım, okumalarım vb. felsefe, psikoloji, sosyoloji ve mimari üzerineyken daha çok konulara değinmek biraz zorladı diyebilirim. Örneğin bir yazı yazıyorsunuz. Biraz okumuşsunuz o konuda bazı şeyleri biliyorsunuz. Fakat işte bazen o konuda sizden daha iyi konumda olanlar, daha çok bilgi sahipleri konunuzu, yazınızı bire sözü ile etkisiz hale getirebiliyor. O yüzden eğer dikkat ederseniz önceden daha çok teknolojik makaleler yazarken yavaş yavaş özüne gidiyor sanki site.  Siz ne düşünüyorsunuz ?

Can(Free): Söylediğin çok mantıklı. Bilmediğin konulara değinmek editör gerektiriyor. Yani sonuçta 50 tane kolunuz, 20 tane beyniniz yok. Her şeyi bir arada götürmekte insanı zorluyor. O yüzden hep söylerim, kişisel blog kurmak daha mantıklı. Sonuçta kendinizi geliştiriyorsanız bu işe böyle başlamalısınız ve blogger üzerinden devam etmelisiniz. Ayrıca sosyofikir eski halinden daha iyi konumlara geldi. Nedeni de söylediğiniz gibi alıntı ve aynı çeşit yazılardan çıkıp özgün kendi yorumunu katarak paylaşılan yeni yazılar.


Ata(Sosyofikir ):Haklısınız, zamanında yaptığınız eleştiriler pek hoşumuza gitmemişti. Ee yeni açılan bir sitenin biraz desteğe ihtiyacı olur ya. İşte öyleydi. Ama aslında dost acı söylüyormuş. O zaman biraz kötü algıladığım eleştirileriniz galiba siteme ışık oldu. Kendimi daha iyi geliştirdim. Sizi sitemizde aktif okuyucu olarak görmek dileğimizdir. Amaç olarak bunu samimi olarak dile getiriyorum. Sitemde gerçekten reklam konusunda pek fazla bir şey kazanmıyorum. Ama sizin gibi kaliteli okurların yazılarıma yorum yaptığını görünce daha çok yazma isteği geliyor. Galiba olması gereken blog yazarlığı da bu . Haksız mıyım ?


Can(Free):Haklısın, eminim iyi yazılar her zaman karşılık bulur. Ben takip edip, gönlümden geldiğince yorum yapmaya çalışacağım.



Ata(Sosyofikir ):Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ederim. İyi çalışamalar, başarılarınızın devamını dilerim

Can(Free):Ne demek ben teşekkür ederim, bu şekilde bir çok kişinin soru işaretini de yanıtlamış olduk. 

Mimarlık etkinlikleri kapsamında iç mimarlar bazı tasarımlar ortaya koydular. Tasarımlar içerisinde kullanılabilecek avize çeşitleri, farklı materyallerle yapılmış eşyalar ve daha bir çok öğeyi bulabilirsiniz. Bu fotoğraflar bölümümüzde çekilmiştir. Aşağıda bazı tasarımlar, görsel öğeler, anlamlı imgeler göreceksiniz.



Örneğin burada tasarımcımız isimden bir avize denemesi yapmış. 

Yine bu fotoğrafta da görüldüğü gibi  farklı denemeler.

"Küplerin dansı" adını hak eden bu çalışma da da iç içe geçmiş onlarca küp bulunuyor.


Bu materyallerin üretildiği tasarım odaları, sınıflar...

Burada da yeni moda olan gözlük modellerinin coca cola vb kutularla üretilmiş hali.


Yine birçok karenin küçülerek yukarı doğru ilerlediğini gördüğümüz başka bir çalışma.



1/500 ölçeğinde Kıbrıs Alaniçi köyü.


interior architecture
Mimari tasarımlar, mimarlık maketleri, architecture models, architecture, 
Merhaba arkadaşlar ;

Sosyofikir.com olarak Mart ayının en iyi sitesini belirliyoruz. Bunu yaparken öncelikle sizden sitelerinizin pagerank değerini, google indexini falan öğrenmemiz gerekiyor. Sizde sitenizi analiz ederek sonuçları buraya yorum olarak yazmalısınız. Bu durumda sitenizi değerlendireceğiz. Değerlendirmelerimiz sonucunda  sitemizde anket olarak yayınlayacağımız 5 adet site belirlenecektir. Bu durumda siteniz kullanıcı oylamasına sunulacak. Bunun sonucunda bir adet site oylar ile seçilecektir.  1. 2. ve 3.siteler için bir konu açılacak ve linkleri paylaşılacaktır. Peki ne kazanacaksınız ?

Öncelikle pr 3 249 k alexalı kaliteli bir güncel blogdan link kazanıyoruz. Linkler kazandığınız ay içerisinde geçerlidir. Yarışmanın ankete sunulabilmesi için en az 20 site başvurmalıdır. 20 Site başvurduktan sonra siteleriniz belirli kritelerle incelenir.

İlk kriterimiz özgünlük. Yani özgün siteler yarışmaya katılabilir.
İkinci kriterimiz  sitenin tasarımı, içeriği, sitenin sosyal dünyadaki yeri vb. konulardan siteleriniz incelenecek ve sitenizle ilgili geniş bir tanıtım kampanyası düzenlenecektir. Sitenizin 500 kelimelik tanıtım yazısını da kazanacaksınız.


Unutmayın ad*tl siteler +18 siteler bu yarışmaya katılamazlar.

Örnek yorum  :


http://www.sosyofikir.com - 24.12.2012 Tarihli Site Analiz Raporu:

Google Pagerank: 3AC
Google Indexi: 1.370
Google Görsel Indexi: 2.050
Google Backlink: 3
Alexa Dünya Sırası: 206.473
Alexa Ülke Sırası: 3.273
Alexa Backlink: 112
Yahoo Indexi: 27
Bing Index: 95
Dmoz Kaydı: yok
Domain Yaşı: 0 yıl 9 ay
Site Lokasyonu:Bilinmiyor


YARIŞMANIN SONUÇLANACAĞI TARİH 15 Mart 2013 (Anketin Başlayacağı Tarih)

Anket Sonu 20 Mart 2013