Şubat 2013
Daha önce bir çok yazı dizisinde sizlerle bu konu üzerinde tartıştık, konuştuk. Şimdi obsesif kompulsif bozukluk rahatsızlığı ile ilgili biraz daha bilgi öğrenelim diyoruz. Öncelikle obsesyonların anksiyete ile benzer bir rahatsızlık olduğunu söyleyemeliyim. Yani tekrarlanan davranışlar, düşünceler döngüsü içerisinde insanın kendini istemediği düşüncelerle kurcalaması, beyninin kendi isteği dışında görüntüler almasıdır okb. Okb rahatsızlığını geçiren insanlar kontrol edemedikleri yinelenen ve stres ve beyinde kurgulanan bazı istem dışı figürler , korkular  vb. ile her zaman başa çıkmak zorundadırlar ki çoğu zaman bununla başa çıkamazlar. Bunun sonucunda birçok kez kullandığımız ritüeller kelimesini kullanmak gerekiyor ki buna psikolojik terim olarak kompulsiyonlar geliyor. Kompulsiyon dilimize Compulsion'dan gelmiş ve Latince kökenli bir sözcüktür. Ritüellerin amacı takıntılı, beyinde istenmeyen düşüncelerin uzaklaştırılması için kullanılan bazı şekil, hareket vb olgulara dayanan temelde obsesif düşünceleri geri göndermeye yarayan ama aslında insanın birçok kez daha bu çeşit okb düşünceleri düşünmesine sebep olan bir şeyden başkası değildir.




OKB gün içerisinde yapmanız gereken işlerinizde size engel olabilir !


Bir düşünün iş yerindesiniz ofisinizde yine aklınıza takıntılı düşünceler geldi. Ne yaparsınız ? Kompulsiyon olarak da yıkanmanız falan gerekiyor. Şimdi burada ne kadar kalabilirsiniz ? Veya sürekli elinizi mi yıkayacaksınız ? İşte tam burada bilim adamları obsesif kişiliğe sahip kişilerde iş konusunda sıkıntı bulmuştur. Okb için mükemmeliyetçiliğin paradoksu kelimesini kullanabiliriz ki bu çok doğru olur.  Paradoks, görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki oluşturması veya sezgiye karşı bir sonuç oluşturmasıdır.  


                                               



Ritüel anksiyeteyi geçici olarak durdurur, obsesif düşünceler tekrar oluştuğunda kişinin ritüeli hemen tekrar etmesi gerekir. Bu OKB döngüsü kişinin gününden saatler çalarak normal günlük işlerini yapmasını engelleyebilir. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler saplantılarının ve takıntılarının gerçek dışı veya manasız olduğunun farkında olabilirler, fakat kendilerini durduramazlar.


Ana Britannica bu konuda tam olarak şu sözcükleri kullanıyor.. "Saplantılı Zorlanma Nevrozu" 

Saplantı birçok filmde anlatılmış ve okb ile uyumlu bir hastalıktır.  Bu birçok yerde kendini gösterir. Dikkat ederseniz okb kişiliğindeki insanlar beyinlerinde daha çok şeyi aynı anda düşünmeye çalışır, ki insan birçok düşünceyi aynı anda düşünebilirken bu mümkün gibidir. Ama düşünce kontrol edilebilen bir terimdir, fakat düşünce kontrol edemediği noktalarda beyin obsesif düşüncelere başlar.

Yapılan Davranış Değil, Yapılma Süresi Ve Sıklığı Okb'yi Patolojik Olarak İnceletti.

Eğer dikkat ederseniz patolojik boyutta okb incelemesi yapılan davranış üzerine değildir. Örneğin el yıkamak; el yıkamak her insanın yaptığı bir iştir. Fakat bunun süresi arttığı için,  bu işi patolojik olarak inceleme fırsatı bulundu. 




Depresyonla Çok İyi Geçinirler !

   Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendisini gösteren bir durumdur. En dikkat çekici belirtisi çökkün ruh hali ile ilgi ve zevk almada belirgin azalmadır. Depresyondaki kişi duygusal açıdan mutsuz, karamsar ve ümitsizdir. Eskiden en severek yaptığı işler bile artık zevk vermez olmuştur. Kişi kendini hüzünlü ve yalnız hisseder. Kendisine ve çevresine ilgisi azalır. Yoğun suçluluk duyguları olabilir. Herkese yük olduğunu düşünüp gereksiz yere sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünür. Genellikle iç sıkıntısı, daralma, huzursuzluk ile birliktedir. Bazen kendisinin tüm duygularını yitirmiş gibi hissedebilir. Obsesif Kompulsif Bozukluk Okb ile birlikte bulunursa çok daha şiddetli bir okb görülebilir.

Tedavi


Kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. Bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. Bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. Herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. Bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. Bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. Yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.
Sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın  kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. EN UYGUN DEPRESYON TEDAVİSİ İLAÇ TEDAVİSİ VE PSİKOTERAPİNİN BİRLİKTE YÜRÜTÜLDÜĞÜ TEDAVİDİR. 

Obsesiyonla ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın ve yeni blogumuza birgöz atın.


YARARLANDIĞIM KAYNAK
http://psikiyatri.yyu.edu.tr/depresyonned.htm
Obsesif Kompulsif Bozukluk nedir , Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisi, okb tedavisi, depresyon nedir, Obsesif Kompulsif Bozukluk kurtulma yolları, 
Mimarlar ekolojiyi önemsemelidir. Bu kaba ve korkunç yapılaşma nasıl düzeltilebilir ? Mimarlar bu konu üzerinde ne kadar sorumlular ? Ekoloji ve dünya arasındaki en büyük ilişki nedir ? Bunlar bu yazı dizimizde işleyeceğimiz konular içerisinde yer alacaktır.

Felsefesi Nedir ?
Mimarların özellikle önemsemesi gerektiği konular arasında ekolojik denge ve doğanın dengesi yer almaktadır.
Ekolojik mimari, çevreyi koruma ve ekolojik dengelerden yararlanma felsefesi üzerine kurulmuştur. ekolojik dengeyi bozmayacak kriterlere uyarak, nerede, nasıl bir yerleşmeyi, seçilen ölçekle ve malzemeyle kentsel bütünlük bağlamında düzenleme yaparak oluşturulması konusunda araştırmalar yaparak gerçekleştirilen mimari projedir. çevre, malzeme, yapı bütününde duyarlılığı gerektirir..
Yavaş Gelişim, Hızlı Gelişim 

Bu konuda da birçok mimar kendi arasında tartışma platformları kurmuşlardır. Bunun nedeni ve asıl olay şudur : Yavaş gelişim, yani örneğin bir bina tasarımı yapılırken yavaş yapılan bina veya herhangi bir teknolojik ilerleme yavaş yapılırsa doğaya verdiği zarar önceden öngörülebilir, ve buna karşı önlem alınabilir. Bu şekilde olan ilerleme projenin gidişatı hakkında doğa ve çevre ile uyumluluk esasına dayandırılan temeller üzerine kurulmuş bir sistemdir. Hızlı gelişim de bir çok  ilerlemenin, bunun içerisine teknolojik gelişimleri de katabiliriz doğanın dengesini ve çevreyi işin içine katmadan hızlıca örneğin bina yapımıdır. Bu durumda çevre ile uyumlulukta bazı problemler ortaya çıkabilir.

Mimarizmcom'da yapılan bir röportaja göre ekolojik kelimesinin tam anlamı :

Bu noktada ekolojik tasarım için belirlenen kriterlerin önemli bir girdi olarak bahsettiğiniz hesaplara veya öngörülere kaynaklık etmesi söz konusu mu?

Ben ekolojik tasarım lafının öncelikle “sağduyulu tasarım” ile değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Buna “good practice” diyebiliriz; tam Türkçesi de yok galiba. Ama burada etiği de içine alan “doğru” bir mimarlıktan söz etmemiz gerekiyor. Performatif mimarlık aslında bizim “ekolojik” olarak algıladığımız bir çok binayı da tarifliyor. Örneğin binanın enerji performansının çok iyi olması, aslında onun performansı. Bunun ekolojik olup olmadığını ise, sürdürülebilirliğin tüm kriterleri ile irdelememiz gerekiyor. Siz şayet yağmur suyunu topluyorsanız, elbette binanın kendi içinde su kullanımı çok iyi olabilir. Ama çevrede onun ayak izinin bedeli çok büyük. Çünkü siz yer altı sularına katkıda bulunmuyorsunuz. Bu anlamda ben sürdürülebilirlik yerine, şu anki birçok farklı pratik için, performatif mimarlık diyorum. Performatif mimarlık da daha “iyi”, daha “hafif”, daha az enerji gibi “daha”ların tümünün optimize edilmesi için yürürlüğe konulan bir “yapma” biçimi. Sayısal teknolojiler de buna büyük imkan veriyor. Bir başka olumlu yanı daha var: Bütünleşik tasarım yapıyorsunuz. Yani bir sürü farklı disiplini bir araya getiriyorsunuz, parametreleri belirliyor ve onları iyileştirmeye çalışıyorsunuz. Yani ekip oyunu oynuyorsunuz. Benim anladığım sürdürülebilirlik de aslında, bu performansta kaç kriterde çok daha iyi olduğunuz ile ilgili. Hakikaten 1987’lerde sürdürülebilirlik için 27 kriter öngörülmüş. Bunun altı-yedi tanesi çok güncel ama, ne zaman “ekoloji” desek bunlardan bir tanesini, iklim ve enerjiden bahsediyoruz. Nerede kaldı güvenlik, nerede kaldı bölgeyi yeniden yaşatma, nerede kaldı koruma ve toplumla ilişkilendirme… Performatif mimarlık bir optimizasyon süreci; parametrik düşünen, parametreleri tarifleyen ve mimarın orkestra şefliğini yaptığı bir süreç.


Yararlandığım Kaynaklar

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ekolojik+mimari
http://www.mimarizm.com/haberler/HaberDetay.aspx?id=49440

Ekolojik mimarlık, Ecological Architecture, Ekolojik mimarlık nedir ?, Mimarlık çeşitleri, Eko mimarlık
Merhaba arkadaşlar;



Bloggerınız gelişirken sitelerde sizin sitenize büyük bir ilgi duyacaklardır. Bu da blogunuza reklam teşvikini arttırır. Peki sizde birçok blogda bulunan bu 4'lü rekam panosunu sitenizde göstermek ister misiniz ? Aşağıda sizlr için hazırladığımız kodu sırası ile BLOGGER KUMANDA PANELİ => TASARIM==> HTML/JAVASCRİPT EKLE kısmından ekleyebilirsiniz.

<center> <a target="_blank" href=" http://www.sitenizinadı.com "><img onmouseout="this.style.opacity=0.6;this.filters.alpha.opacity=80" style="opacity: 0.6;" onmouseover="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100" border="0" alt="" src=" http://4.bp.blogspot.com/-u8U9q4PFi2o/UMBxLXiC3RI/AAAAAAAAAs0/pgKnqp6PU4k/s1600/reklamalani-1.png " /></a> <a target="_blank" href=" http://www.sitenizinadı.com "><img style="opacity: 0.8;" border="0" onmouseout="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=60" onmouseover="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100" alt="" src=" http://4.bp.blogspot.com/-u8U9q4PFi2o/UMBxLXiC3RI/AAAAAAAAAs0/pgKnqp6PU4k/s1600/reklamalani-1.png " /></a> <a target="_blank" href="http://www.sitenizinadı.com"><img style="opacity: 0.8;" border="0" onmouseout="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=60" onmouseover="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-u8U9q4PFi2o/UMBxLXiC3RI/AAAAAAAAAs0/pgKnqp6PU4k/s1600/reklamalani-1.png" /></a> <a target="_blank" href="http://www.sitenizinadı.com"><img style="opacity: 0.8;" border="0" onmouseout="this.style.opacity=0.8;this.filters.alpha.opacity=60" onmouseover="this.style.opacity=1;this.filters.alpha.opacity=100" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-u8U9q4PFi2o/UMBxLXiC3RI/AAAAAAAAAs0/pgKnqp6PU4k/s1600/reklamalani-1.png" /></a> <div style="text-align: center; "> <a style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; list-style-type: none; list-style-position: initial; list-style-image: initial; color: rgb(76, 89, 107); text-decoration: none; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10px; line-height: 18px; text-align: center; text-transform: uppercase; background-color: rgb(255, 255, 255); " href="http://www.sitenizinadı.com">REKLAM</a> </div> </center>

Yukarıda mavi renk ile düzenlenmiş olan bölgeye sizde istediğiniz herhangi bir 125x125 boyutundaki reklamı ekleyebilirsiniz.

Merhaba arkadaşlar bugün ilk autocad dersine başlıyoruz. Mimarlık 2.sınıfta okuyorum. Ve bu dönem aylardır onca emek vererek çizdiğimiz binaları, planları iki tık ile autocad ile çizebiliyoruz. Bu yüzden autocad programı birçok mimar için vazgeçilmezler arasındadır.  Autocad programında bilmemiz gerrken en önemli şey formüllerdir. Öncelikle autocad tablasındaki  koordinatları belirlemelisiniz. Bu koordinatlar belirlendikten sonra bazı komutları kullanarak auto cad kullanarak bir çok proje çizebilirsiniz. Bazı önemli kodlar şöyle.

Line : Çizgi cizer.
Circle : Çember cizer.
Arc : Yay cizer.
Ellipse : Elips cizer.
Pline : Birleşik cizgi cizer.
Mline : Çoklu cizgi cizer.
Point : Nokta koyar.
PointStyle : Nokta sembolünü değiştirir.
Donut : İçi dolu cember yada halka cizer.
Polygon : Cokgen Cizer.
Rectang : Kare veya dikdörtgen benzeri şekiller çizer.
Solid : Yamuğa benzer objeler cizer.
Trance : Cizgi genisliği tanımlanabilen cizgiler cizer.
Sketch : Serbest el cizgi cizer.
Spline : Gercek eğriler cizer.
Ray : Başlangıç noktası belli,bir ucu sonsuzluğa uzanan cizgi cizer.
Xline : iki ucuda sonsuzluğa uzayan cizgi cizer. 

Girne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en güzel tatil merkezlerinden birisi de şüphesiz Girne. Bugün Girne'ye bir seyahat yaptık. Ve şehrin doğal güzelliklerini, tarih ile nasıl iç içe yaşadığını gördük, Şehir tam bir balıkçı kasabası, aslında Çeşme/İzmir ilçesini bilenler daha iyi anlayabilirler Girne'nin nasıl bir yer olduğunu. Kale'nin yanında güzel bir sahil ve lüks yatlar... Neyse Girne Kalesinden bahsedelim biraz.

Dosya:Kyrenia Castle2.jpg
Lüzinyanlar döneminde, Kantara kalesi gibi önemli bir yer olmuştur. Bu dönemde kale bazı yapısal değişikliklere de uğramıştır. Bu restorasyon çalışmalar 1373 yılındaki Cenevizliler kuşatması ile ara bulmuş, daha sonra yeniden devam etmiştir.
Kale yapılırken o dönemin savunma taktikleri zırhlı şövalye ve okçulara göre düşünüldüğünden, 1489'dan sonra kaleyi kontrole alan Venedikliler, Osmanlı topçu saldırılarını gözönüne alarak yeniden inşaya girişmişlerdir. Kuzeybatı ve güneydoğu kulelerini ekleyerek, önlemler almaya çalışmalarına rağmen, Lefkoşa'daki Osmanlı zaferinden sonra, kaleyi direniş göstermeden 1570 yılında Osmanlılara teslim etmişlerdir.

Girne Kalesinde içeri girdiğinizde müthiş bir yapı karşılıyor sizleri. Kalenin kaliteli ve sağlam yapısı günümüze kadar etkisini yitirmemiş. Lüzinyan dönemindeyapılan bu kalede neler olmuş neler. Zindanlar, eğlence yerleri vb bir çok alan halen ayakta kalan yerlerden. Bir de müzede birçok zindan da kişilerin mum heykellerini yapmışlar. O dönemleri daha iyi anlamak için size birçok yardımcı görsel mevcut. Kalenin içerisinde ayrıca savaş dönemindeki askerleri anlatan mum heykeller mevcut. Ayrıca batık bir geminin parçaları uzun uğraşlar sonucunda birleştirilmiş ve bir gemi ortaya çıkarılmış. Gemi'nin bir ticaret gemisi olduğu anlaşılıyor. Ayrıca kilisileri, camileri, insanları ile güzel bir gün geçirmek isteyen turistlerin uğrak yeri Girne, tarihini yaşatan bir şehir.

Yararlandığım Kaynak
http://tr.wikipedia.org/wiki/Girne_Kalesi

Merhaba arkadaşlar bildiğiniz gibi sitemiz kaliteli birçok blog, site, ve webmaster forumları ile röportajlar yapıyor. Şimdi de yine çok kaliteli bir sosyal bloga gidiyoruz. Yani yorumhane'ye Daha isminden de direkt anlaşılıyor kalitesi. Siteye bir yazı okumak için baktığınızda öncelikle sizi teması karşılıyor. Sonrasında her biri birinden özgün, taraf tutmayan farklı üsluplara sahip yazılar. Neyse fazla uzatmadan tanıyalım bu kaliteli siteyi biraz...





1.Merhaba  Yorumhane.org  öncelikle yazarımızın ismini alabilir miyiz ? Bu siteyi neden kurdunuz ?

Yorumhane- Öncelikle bu blog işinin nasıl başladığını anlatmam daha doğru olur.İlk blogumu 2006 yılında falan açmıştım. Abimin PC dergilerinden birinde görmüş, sonra denemiştim fakat bilinçli olarak kullanmıyordum.Sözde kendi adıma site açmıştım,arada resim falan paylaşıyordum.Sonraki yıllarda yazı merakım sayesinde blog yazmaya devam ettim.Yazarken kendi yazdığım hikayeleri paylaşıyor ve beğenildiğini gördüğümde heyecanlanıyordum.Sonra daha farklı bir şey yapmak istedim,aslında MiniNots diye bir blogum vardı onu devam ettirmek istiyordum fakat baktım aynı isimle blog var bende isim arayışındayken Yorumhane fikri ortaya çıktı.Yorumhane'de Newlana,Thoth,Abdurrahman İsmail,Mr.Cilalibo,Sezai(ilk sene vardı),sonra The Teacher yakında olacak.Yazarların çoğu yoğunluktan dolayı yazamadıkları için ben(Mr.Cilalibo) yazıyorum.

2.Öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz ? Nasıl birisiniz ? Hobileriniz nelerdir ? Bu siteyi neden açtınız ?

Yorumhane- Pek ciddiye alınmayan bir üniversitede okudum,öyle üniversitede edebi bir ortamda olacağımı düşlerken gittim yata-yata okulu bitirdim:)Hobilerim; genelde kitap okumak ve spor(basketbol ki uzun süre oynadım,futbol,voleybol) geçmişimde var.Siteyi açma sebebim ise; aslında hep böyle yazmak,yazar olmak gibi hayallerim vardı tee ortaokuldan beri vardı."Yazar olmak", "Sizde yazar olabilirsiniz" gibi aptal kitaplara baktım ve orda kitap analizi yapın kendi bakış açınız olur,gelişirsiniz deniyordu.Araştırdım bu işi ve sonunda kendimce bir taslak oluşturdum kitapları o taslağa göre incelemeye başladım.İşte bu siteyi de ilk olarak kendimi geliştirmek için açmıştım.

3.Türkiye’de bu şekilde bir site gerekli miydi ?

Yorumhane- Bunu şöyle sormak daha mantıklı bence, sizi diğer kitap bloglarından ayıran ne? onlardan farklı olarak;okuduğum kitapların analizini yaparken veya yorumlarken kapaktan yazı alıp "kitap yorumu" demedim veya bugün "şu ojeyi sürdüm bu kitabı aldım"demedim [demem de mümkün değil erkek olduğumdan:)].Duygusallıktan uzak bir şekilde kitap hakkında yazılar yazdım.Kitap hakkında internette yazılanlardan tutun da,kitabın içerisindeki konulara kadar merak ettim,güzel sözlerini not ettim,imla ve basım hatalarını not alıp yayınevine mail attım.Yazmış olduğum 50 kitap incelemesi için;incelemeler yaptım ve  yaklaşık 1000 sayfa not çıkardım.Google'de yazdığım tüm kitaplar şimdilik iyi yerlerde, seodan falan anlamam pr değerim, ayarlarıyla sürekli oynadığım keywordlar:)sayesinde düştü. Yakın zamanda onunda düzeleceğine inanıyorum.

4.Türkiye’de internet özgür mü ?

Yorumhane- Türkiye'de internetin özgür olduğunu düşünmüyorum,facebookt'ta yazdıklarından dolayı haklarında soruşturma açılanlar var.Bir de örnek konuyla alakalı diye diyorum; Barış Ünver(beyn) var blogunda yazdığı yazıdan dolayı yargılandı ki beraat etti.Bu yüzden pek özgür olduğunu düşünmüyorum hatta bazen siyasi içerikli yazı yazarken "ulan dikkatli yaz başını belaya sokma" diyorum kendi kendime.


5.Blogculuk ve Türkiye ile ilgili ne düşünüyorsunuz ?

Yorumhane- Türkiye'de blogculuk,tam rayına oturmamış, moda blogları sayesinde biraz hızlandı o gelişme sonra yeme içme blogları işin içinde girdi onlarda epey tutuldu en son işte  Pucca'nın ardından kişisel bloglarda popüler olmaya başladı.Markalar yeni yeni blogları keşfetmeye başlıyorlar.

6.Kurumsallaşmayı düşünüyor musunuz ?

Yorumhane- Kurumsallaşmak değil de işi biraz daha geliştirmek istiyorum,kitap incelemelerini tek başıma yazdığımdan,hem okuyup,not almak uzun sürüyor.Bu da blog için sorun yaratıyor,buna çözüm olacak bir ekiple devam etmek istiyorum.

9.Daha önce bir yazınızdan dolayı sansürlendiğiniz oldu mu ?

Yorumhane- Kendi blogumda sansürlenmem olanaksız:)ama haber sitelerinde yazdıklarım sansürlendi,yazdığım yazı genel yayın yönetmeninin görüşüyle uyuşmadığı için "yazınız sitemizin yayın ahlakına uyuşmadığı için yayından kaldırılmıştır" gibi bir mail aldım.

10.Türkiyede takip ettiğiniz önemli blog sahipleri var mı ? Yada beğendiğiniz sizin tarzınızda yazan bloglar ?

Yorumhane- Kendi tarzımda olanları pek takip etmiyorum ama ara ara yazısını hazırladığım kitap hakkında ne yazmışlar diye merak edip okuduklarım var.Onun dışında beğendiğim, takip ettiğim bloglar var, Kelimelerbenim,Egonomik,Spaksu,Enes İlhan, Okur Yatar,Egoist Okur,Ruhuna Kitap ve ara ara Sosyofikir:)hatta daha önce banner değişi ile ilgili mail attığımı hatırlıyorum:)

11.Kitap tanıtımları yaparken, kitap yazarının sadece bir kitabına bakarak mı yorum yapıyorsunuz ? Kişinin eski kitaplarını araştırıyor musunuz ?

Yorumhane- Öncelikle kitabı okurken dikkatimi çeken yerleri not alıyorum,sonra bulursam diğer kitaplarını okuyorum ve yazımı yayımlamadan önce haklarında,kitap hakkında yazılmış yazıları okuyorum.

12.Sizin gibi yazarlar, blog yazarları için Türkiye’de farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Blog yorum yapan, özgür bir oluşum olarak görülüyor. Siz blog yazılarınızı yazarken başka blog yazarlarından eleştiri aldınız mı ?

Yorumhane- İlk dönemler yazdıklarım sınırlı bir kitleye hitap ediyordu,şimdi de öyle ama en azından bazı görüşlerim dikkate alınıyor.Yazarlara attığım mailler sayesinde tanıştıklarım,konuştuklarım oldu.Başka blog yazarları tarafından eleştirildim hem de fena şekilde:)

13.iteniz sadece yorumlar üzerine mi kurulu ? Sadece kitaplar, filmler gazeteler üzerinden mi yorum yapılıyor ? Kendiniz de yazı yazıyor musunuz ?

Yorumhane- Sitede film yorumları,kitap incelemeleri,gördüğüm okuduğum gazetelerden yazılar,dergiler hakkında veya dergilerden aklımda kalanlar,blog sahipleriyle yaptığım blog sohbetleri epey beğenildi,sonra bazen içime oturan böyle anlatamadığım ilginç şeyler hakkında bazen ise siyasi olaylar hakkında yazılar yazıyorum.

14.Sitenizde tek yazar siz misiniz ? Diğer yazarlaqrı neye göre belirliyorsunuz ?

Yorumhane-Tek yazar ben değilim ama yoğunluktan dolayı yazamıyorlar.Mesela; Newlana;Amerika'da doktora yapmış ve şimdilerde üniversitenin birinde yardımcı docent,Abdurrahman İsmail; iktisat dehası,Thoths; öğrenci,Sezai; öğrenci ve kendi blogunda yazıyor sonra ben de iş bulma arefesindeyim:)Yazarları belli bir standarda göre almıyorum;ama özgün ve kaliteli görüşleri olanlara teklif ediyorum,yazmak isteyen herkesi de beklerim:)

15.Sosyofikir blog sitesini nereden buldunuz ? Site ile ilgili ne düşünüyorsunuz  ? (Bu görüşlerinizi samimi bir şekilde artısı ile eksisi ile istiyorum. Sizin görüşleriniz sosyofikir’in gelişimi için çok önemli.)
Yorumhane- Sosyofikir'le tanışmam sanırım 1-2 ay önce olmuştu ve alanında başarılı olduğunu fakat kendisi gibi yazan bloglardan farklılaşmasının kendisine fayda getireceğini düşünüyorum.

İlk röportajı benimle yaptığın için çok teşekkür ediyorum ve Yorumhane'yi destekleyen,her gün usanmadan okuyan dostlarıma da teşekkür ediyorum... 



Haber: Rusya'da G%C3%B6kta%C5%9F%C4%B1 Ya%C4%9Fmuru: 100 Yaral%C4%B1Rusyayı gök taşı vurdu. İnanılmaz olan bu olay Ural bölgesinde oldu. Gök taşı Rusyaya düştüğünde herkez panik içinde kaçıştı. 1000 kişiye yakın yaralı mevcut.

Başkent  Moskova'nın doğusunda yer alan Ural Bölgesi'ndeki Chelyabinsk şehrine göktaşı düştü. Gökyüzünde keskin patlamalara ve büyük ışık saçılmasına yol açan göktaşı patlaması, bölgede yer alan birçok kentte de görüldü. Bölgede evlerin camları kırıldı ve onlarca insan yaralandı. Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, yaptığı açıklamada yaklaşık 100 kişinin yaralandığını fakat durumlarının ciddi olmadığını belirtti. Acil Durumlar Bakanlığı, 20 bin kurtarma ekibinin bölgede faaliyette olduğunu, 3 uçağın da keşif uçuşu yaptığını bildirdi.
İnanılmaz bu olayda herkes şaşkın.
Ne garip bir başlık değil mi gerçekten de öyle. Nedeni bugün bir haber sitesinde denk geldiğim haber. Size onu yorumlayacağım.

Amerika Birleşik Devletinde yaşayan  Brooklyn'deki Heather Dewey-Hagborg isimli bir sanatçı, hiç tanımadığı, daha öncede belki göremediği insanların yüzlerinin şeklini çıkartıyor. Vaay dedim. Bunu nasıl yapıyor ? Daha doğrusu  çiğnenen sakızı alıp kişinin cinsiyetini, hatta gözünün rengini bile çizdiği  resimler var.  Bakı o resimlerden bazıları.. Hatta bazen içilen sigaradan da kişiyi bulabilen birisi o. 

Sadece yaşlarını tahmin edemiyor.


DNA'dan 3 Boyutlu Resim!
İşte bu şekilde bir yönetem ile çalışıyor. 


Başlık Lost çok bozdu. gibi oldu. Ama arkadaşlar TV8 kanalı gerçekten kendini çok bozdu. Neden mi ? Tv8, MNG Medya Grubu tarafından kurulan kaliteli, entellektüel bir yayın kuruluşu idi. Ekşi sözlük 2003 yılında TV8 ile ilgili şunları yazdı :


tüm yayin ilkelerine uyan bir televizyon özellikle reklamciligin tr. deki gelismesini saglayan bir kurulus
sessiz sedasız güzel isler yapan tv kanalı.

Neyse bu gibi güzel yorumlar kanala yakışıyordu. Sonrasında Okan Bayülgen'in Kanal D ile anlaşmazlığa düşmesi  ile Kanal daha güzel bir yere sahip oldu. Okan her gün program yapmaya başladı. Buraya kadar güzel.

Ama ne zaman o programı yayınlamaya başladılar. Adı Aşka Dair mi ? Aşka Gel galiba. Sunucu zaten Mehmet Ali Erbil.  Programın ne formatı belli ne olayı. Hiçbir şey anlamlandıramadığınız bu program dışarıdan getirilen bir çok izleyici ile doldurulmuş. Vallaha en sn gördüğüm iki tane kız yanda oturuyor , 4 tane de adam sağ da otyuruyor aralarında bir paravan var. Birbirlerine laf atıp duruyorlar.


Şimdi de gelin yeni ekşi sözlük yazılarından bir tanesine...


bugün ilk defa tv 8 'de gördüğüm program. izdivaç programına benziyor sanırım ama yarışma formatını tam anlayamadım. çünkü mehmet ali erbil'in kızı yaşındaki yarışmacı ile geçen diyaloğu beni baya bi iğrendirdi:
mehmet ali erbil: nerede yaşıyorsunuz?
kız: öğrenciyim arkadaşımla beraber evde kalıyorum.
mehmet ali erbil: çok güzel çok güzeeel. arada beni de çağırın. çok güzel masaj yaparım. masajda çok iyiyim. hizmet ederim size... ehehehe ! ( kızı baştan aşağı süzer ) sonra manikür pedikür...
ev hanımlarından oluşan seyirciler güler ve alkışlar ...
gerisini izleyemedim. izleyebilen varsa anlatsın. çünkü insanlar bunlara ne amaçla katlanıp oraya çıkıyor gerçekten merak ediyorum.


Yararlandığım Kaynak

Herşey dahil Ucuz Uçak Biletleri

Uçakla seyahat etmek yapacağımız yolculuklar arasında en rahat ve en konforlu
olanıdır.Gideceğimiz yere kısa sürede varabilmek zamanımızın yollarda geçmemesib bakımından
uçak ile yolculuk hayatımızda büyük önem taşır.En azından benim hayatımda büyük bir önem
taşıyor.Eskiden uçak biletlerinin ücretleri çok yüksekti , bir yere eğer uçakla yolculuk yapacaksak
sadece tek gidiş 200 TL civarlarındaydı.Durum böyle olunca da uçağı pek çok kişi tercih
etmiyordu.Eskiden uçakların fiyatlarının ortalamaları böyleydi.Fiyatlar böyle yüksek olunca da
insanlar daha çok otobüs ile yolculuğu tercih etmek zorunda kalıyordu.Uçakla sadece 1-2 saatte
gideceğimiz yerler 12-13 saatte gidiyorduk.Çünkü uçak fiyatları , otobüs fiyatlarının 3 katıydı.

Şimdiki dönemde ise artık durumlar değişti. Havayollarının son yıllarda gelişmesine bağlı
olarak,birçok yeni havayolu açıldı. Halihazırda olan havayolu şirketleride uçak sayılarını
fazlalaştırarak.Yeni uçuşlar ve yeni rotalar belirlediler.Daha büyük , daha çok yolcu alan uçaklar
yapılamya başlandı.Havaalanı olmayan şehirlere havaalanları yapıldı.Bu gelişmelerle birkikte
uçak ile yolculuk yavaş yavaş artık tüm halka hitap etmeye başladı.Birçok havayolu firması
kurulduğu için, firmalarda birbirleriyle rekabet içine girmeye başladılar.Bu rekabet sonucundada
fiyatlarını aşağışalara çekerek , daha çok müşteriyi kendilerine çekmeye çalıştılar.Belli başlı
aylarda promosyonlar yapılmaya başlandı.Kış kampanyası,bahar kampanyası gibi isimler altında
ucuz fiyata uçak biletleri satılmaya başlandı.Tabi bilet fiyatlarnın bu şekilde düşmesi sonucu
artık insanlarda uçak ile yolculuk yapmayı tercih etmeye başladılar.Çünkü uçak fiyatları da
artık , neredeyse otobüs ile aynı fiyatlara kada düştü.Bu durum da en çok otobüs firmalarını
etkiledi.Eskiden otogarlarda iğne atsan yere düşmesken , şimdi tam tersi havaalanları insan
yığınıyla dolup taşıyor.

Havayolu şirketleri ise birbirinden güzel kampanyalarda müşterilerinin ilgisi çekmeye devam
ediyor. Onur air havayollarıda bu dönemde yaptıkları kampanyalarla uçak biletlerini ucuza
satıyor. Onur air firması do dönemde özellikle yurtdışı uçuşlarında herşey dahil 79 TL'ye bilet satışları
yapıyor.Herşey dahil Onurair ucuz uçak bileti için internet üzerinden bizde biletimizi alabiliriz.

Üstelik internet üzerinden alınan biletlerde Onurair havayolları müşterilerine kolaylıklar
sunuyor.Peşin fiyatına taksit,Mil kampanyası,seyahat sigortası gibi iimanlarıda bize sunuyorlar.Bu
avantajların hepsinden ve diğer hava yollarından da yararlanmak için bu siteyi ziyaret edin.

Çöpten Çıkan Hayat

Merhaba arkadaşlar :) Bugün İnternet de araştırmalar yaparken bazı fotoğraflara rastladım. Almanya'da Benjamin adlı bir genç önderliğinde bir çöp toplama projesi gerçekleştiriliyor. Tabii ki bu çöp toplama olayı ihtiyaç ile alakalı değil. 'Gıda Paylaşımı' hakkında hizmet veren bir sosyal projenin önderliğinde yapılan bu proje sayesinde market ve pazarların hemen yanı başlarında olan bazı konteynır denilen çöp kutularının içine bakıp gıda olarak kullanılabilecek, kaliteli yiyecekleri tekrar fakirlere gönderecekler.

Çöpten Çıkan Hayat

Daha ilk haftadan bir İnternet site'si aracılığı ile 8 bini aşkın kişi bu organizasyon içerisinde yer alıyorlar.
Bazı akıllı telefonlara yüklenen uygulamalar sayesinde atık yiyeceklerin nerelerde olduğu gps sayesinde belirtiliyor. Fakir kişilerde yemek için oralara başvurabiliyorlar.

Çöpten Çıkan Hayat

Bazı üreticiler ve mağaza sahipleri de üretim hatası olan veya fazlası olan ürünlerini belirtilen dolaplara koyuyorlar. İhtiyaç sahipleri buralara gidip belirli yerlerden belirli ürünleri alabiliyorlar.


Sosyofikir.Com olarak bu projeyi destekliyoruz. 

Fotoğrafı kullandığım kaynak
  NASA yani diğer adıyla Amerikan Hava Uzay İdaresi bu zamana kadar Ay'a 6 defa kendi astronotlarını gönderdi. NASA Ay'a en son astronot gönderdiğinde 1972 idi. Bu görevin adı Apollo idi. Ve oraya çıkan astronotlardan bir tanesi inanılmaz bir şey yaptı. Ailesinin fotoğraflarını Ay yüzeyine bıraktı.
Fotoğraf, Charlie, eşi Dorothy ve oğulları Charles ve Thomas'ı içeriyordu. Charlie, plastik bir koruyucu kılıf içinde yer alan ve astronot giysisi nedeniyle kırıştığı belli olan fotoğrafı yere bıraktı. Fotoğrafın arkasında, belki bir gün uzaylılar tarafından bulunma ihtimaline karşı olsa gerek, bir de not düştü: 'Bu Fotoğraf, Ay'a Nisan 1972'de inen, Dünya gezegeninden astronot Duke'un ailesine aittir."


Charlie o zaman uzaya çıktığında 36 yaşında idi. Şimdi ise 77 yaşında.

Türk Hava Yolları dünyada en çok yere giden en iyi hava yollarından bir tanesi idi. Evet hala öyle. Şimdilerde Türk Hava Yolları kendi kalitesinin dışında bazı tavırlar takınmaya başladığı görüşündeyiz. Çünkü Tür Hava Yolları slogan olarak "Globally Yours" kelimelerini barındırır. Bunun anlamı "Kuresel olarak tanınan bir markayız ve dünyanın çesitli yerlerinde hizmetinizdeyiz ". Anlamına gelir. Bu ne demektir ? Tüm dünyanın kullandığı hava yoludur. Yani herkes kullanır. İngiliz'i de
 Afganı da, İranlısı da, Amerikalısı da.. İşte tam burada THY farklı bir yol izledi diyor medya.

Başlarda sadece yeni kıyafet dizaynları oluşacaktı. Sonrasında ünlü modacılardan tavsiyeler alındı. Sonuç olarak bazı kıyafetler ortaya çıktı. Ama bu Türk Hava Yollarını farklı yansıtıyordu. Bazı  hostesler, vatandaşlar tepki gösterdi. İşte o fotoğraflar.




  Ön söz : Bu hikayede anlatılanların hepsi hayal ürünüdür. Hiç bir olay, kurum, kuruluş ile sınırlandırılamaz. Bir yer düşünün... Buralardan çok çok uzakta. Dünyaya benzer ama dünya gibi değil. İşte serüvenimizde oraya geleceksiniz. İnsanoğlu bir çok duygu ile birlikte yaşar. Bu hikayemizde sizlere hepinizin bildiği ama aslında hiçbirinizin bilmediği onlar hakkında bilgi vereceğim. Duygular ve insanlar... İşte hikayemiz bu iki ana unsur üzerine kurulacak. Başlamadan önce duyguların ilk çıkış zamanlarına gidelim. (Bu hikayede anlatılanların hepsi hayal ürünüdür.m Hiç bir olay, kurum, kuruluş ile sınırlandırılamaz.)  İlk insanlar dünyaya gelirken amaçları doğruluk, iyilik, cesaret, adalet gibi kavramlar üzerinde yoğunlaşarak bu dünyaya gönderildiler.


         Ne yazık ki dünya onlara bu güzel düşüncelerin bahşedildiği yer değildi. Tabii her zaman hüzün keder mi kol geziyordu ? Hayır. Bazen huzur da vardı. Neyse hikayemize geri gidelim. İlk insanlar, ilk cinayetler ne zaman oldu ? İlk insan ne zaman öldü. İşte o zaman başka bir alemde yeni bir yaşam ortaya çıktı. Duyguların dünyası... Onlarda yaşıyorlar, onlarında bir boyutları vardı. Sadece insanlar onların boyutlarında olmadıklarından onları göremezlerdi. Kendilerine ait adalet kavramları, eşitlikleri, eşitsizlikleri, kavgaları, sevdikleri, nefret ettikleri vardı. Onlar da bazı zaferler kazanmışlardı. Mülkiyet kavramı konusunda kendileri içerisinde bazı düşüncelere sahiplerdi. Mutlulardı. Onları  mutluluk, sevinç, huzur diye tanırsınız. Biz onları bu hikayede daha farklı anlatacağız. Ve onların hangi duyguyu temsil ettikleri ide siz okurlarıma kalacak..

     
Şimdi çok ağır bir konuya değineceğiz arkadaşlar. Öncelikle bu yazımızı okumak için yüzükler efendisinin kitabını okumalısınız diye düşünüyorum ki daha iyi anlaşabilelim.

En çok okunan o kitaptan bahsediyorum. Evet herkesin filmini bildiği "Yüzüklerin Efendisi" bahsettiğim..

John Ronald Reuel Tolkien güzel bir roman yazmıştı zamanında rahmetli. Ama yanlış bazı benzetmeler yaptı. Kendisi bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Ama içten içe haçlılara duyduğu sevgi onu bu eseri yazmada kullandı diye düşünüyorum. Bunun nedeni haçlıların yani Bizansın Türkler karşısında yenilmesi, Türklerin hızlı fakat iyi kuşanamamış olması yatıyor Yani sonuç olarak film içerisinde de yer alan orklar Türkler oluyor.


Şimdi gelin Yörükler nedir bir bakalım.
Yörüğün gerçek anlamı : Yörük, göçebe yaşam tarzını seçmiş Türkmenlerdir. Türkçe'deki yürümek kelimesinden türetilmiştir. Anadolu'da yaylak-kışlak hayatı yaşayan Türkmen aşiretleri (obaları) için de kullanılır. Anadolu halkının çok önemli nüfus çoğunluğunu oluştururlar. Balkanlar'daki Türkler arasında da yüksek miktarda Yörük bulunmaktadır. Rumeli Yörükleri: Tanrıdağı Yörükleri, Kocacık Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Vize Yörükleri vb gruplara ayrılmaktadır. Bugün Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya'nın dağ köylerinde yaşamaktadırlar.
İşte tam bu noktada Tolkien devreye giriyor ve içerisinden seçtiği belirli kalıplara uygun kötü bir ırk yaratıyor. Kendisine sorulduğuna sadece bir yazı olduğunu veya sadece hayali bir ırk olduğundan bahsediyor. Fakat derinine indiğinizde Yüzüklerin efendisindeki Miğfer dibi savaşı İstanbul'un alınmasına benzetilmiştir.

Bunu bilir misiniz ?
Roger Crowley bir soru üzerine şu ifadeleri kullanıyor:

"Küçük bir okul çocuğuyken bile, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Minas Tirit kuşatmasıyla Konstantinopolis kuşatması arasındaki esrarengiz benzerlik dikkatimden kaçmamıştı. Bir tarafta eski soylularıyla, güzel, surlarla çevrili kent ve savunmaya yardım için gelen bir avuç maceraperest; diğer tarafta despot bir yöneticinin altında kötülük yağdıran sürüler. Doğu'da kocaman Mordor'un Anadolu'ya nasıl benzediğini görebilmek ve durumu fark edebilmek için yalnızca haritaya bakmalısınız."


Yuruk ne demektir ?
"Yuruk" kelime anlamı olarak Yörük kelimesinin İngilizcedeki anlamıdır. Dikkatinizi çekmedi mi ? Uruk haiden bahsiyoruz. Yani orkların en büyük dostları. Yani yörükler... İşte burada Türkleri tamamen açığa vurmuş olan Tolkien hala ben aslında öyle bir şey belirtmek istemedim diye çırpınıyor. Çünkü ticari amaçları var..

Şu Tolkien Ve Onun Türk Takıntısı


Eğer Tolkien'in neden bu romanı bu kadar insanların anlayacağı durumda yazdığını düşünüyorsanız Tolkien'in aslında orta çağdan ve Bizans Osmanlı savaşından etkilenmediğini varsayamazsınız. Evet aynen bu şekilde. Tolkien'in bir Türk takıntısı vardı. Orklar
ve Uruklar yani Urukhailer"kara lisan" adında  bir dil konuşurlar haritaları Anadoluya çok benzer. Hatta harita içerisinde Van gölü de mevcut. İstanbul Hobbitlerin eski yaşam yeri gibi gösteriliyor.

Yazın tarihinin en çok okunan eserlerinden "Yüzüklerin Efendisi" üçlemesini yaratan İngiliz yazar John Ronald Reuel Tolkien'in, diğer eserlerini de üzerine inşa edeceği mitolojiyi yaratırken Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya göçü ve İstanbul'un fethinden ilham aldığını öne sürenlere, Tolkien'in acımasız ırklardan "Uruk-hai"leri yaratırken yörüklerden esinlendiğini söyleyenler eklendi.
1973'te 81 yaşında ölen yazar Tolkien, Orta Dünya mitolojisindeki ırk, olay ve yerlerin alegorik anlamlar içermediğini hayattayken birçok kere dile getirmiş olsa da, ork, elf, cüce, ent ve diğerlerine derin açıklamalar yükleyenler her zaman oldu. Bunlardan en yaygını, İngiliz edebiyatı profesörü Tolkien'ın 10 yıla yakın süren çalışmanın ardından 1948'de tamamladığı "Yüzüklerin Efendisi"nde Dünya Savaşları'ndan ilham aldığı şeklindeydi.
Ancak şimdi Tolkien'in orkları yaratırken Türklerden ilham aldığı, Mordor'un Anadolu olduğu, fesat bir kuşatma altındaki Arnor ve Gondor'un Roma ve Bizans, "Orta Dünya"da üçüncü çağda 2002 yılında meydana gelen "Büyük Felaket"in ise 1071'de Malazgirt Savaşı'nın ardından Doğu Anadolu'daki dağlık bölgelerin (Minas İthil) düşmesi ve Selçukluların Anadolu'ya girmesi olarak yorumlanıyor.

Adaleti düşük Dünya
Tolkien’in dünyasında adalet yok. Çünkü Tolkien’in dünyası yeteneğin kanda taşındığı bir dünya. Kral olabilmek için ne kadar iyi yönetici olduğunuzun önemi yok. Doğru kanı taşımanız yeterli. Eğer asil kana sahipseniz asla hata yapmazsınız. Tüm işleriniz doğru ve düzgündür.
Tolkien’in dünyasında herkes haddini bilmelidir. Bir hizmetçi, efendisinin peşinde büyük maceralar yaşasa da, onun hayatını defalarca kurtarsa da hep hizmetçi kalacaktır. Efendi ise hep efendidir.
Hatta Hobbit’in başındaki gibi bir büyücü evinize zorla girip, hayatınızı ve sizin gelecekteki akrabalarınızın hayatını değiştirecek bir kararı vermeye zorlayabilir. Gandalf’ın Bilbo’yu zorla ikna etmeye çalışmasının sebebi, Tolkien’in kafasında tüm insanların haddini bilmesi gerektiğine dair bir düşünce olması değilse nedir?

Sizlere tek diyeceğim şey. Eserleri okurken araştırın, körü körüne bir yazıya bağlanmayın.

Yararlandığım kaynak
Milliyet
http://www.kayiprihtim.org/portal/inceleme/tolkieni-unutmak-icin-5-sebep/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%B6r%C3%BCkler

Merhaba sosyofikir okurları;

Bilirsiniz tek göz simgesi masonluk ve şuan hiç dillerden düşmeyen illümünati kavramlarının sıkça kullandığı bir semboldür. Geçen gün "Cehennemden Gelen" diye bir film izledim. Orada da masonluğun oluşumlarını, kraliyet ailesi içerisinde ne denli fazla bir etki halinde olduklarını gösteren bir yazı. Masonluğun medya vb unsurlarla çok içli dışlı olduğunu biliyoruz. Fakat bu filmde masonluğun düşman tarafı anlatılmış sanki. İzlemenizi tavsiye ederim. Neyse daha sonrasında araştırmaya başladım. Masonluk, felsefeleri, psikoloji yani bu üç oluşum kendi aralarında bir denge kurmuş durumda.

Merhaba arkadaşlar şu sıralar Star TV inanılmaz bir atakta biliyorsunuz. Bu atağa bir de hiç yapılmayan bir Türk animasyon çizgi dizisini ekledi. Bu normal çizgi dizilerden ziyade 23:30'da yayınlanacak yetişkin içeriği daha fazla olan bir dizi olacaktır. Bu dizide Türk aile yapısından çok çıkılmamış ayrıca politika vb. sorunlara espri ile yaklaşan Varol abinin bir projesi. Grafi 2000'i  birçoğunuz bilir. İşte bu prodüksiyonun ortaya koyduğu bir proje. Yurt dışında bir çok örneği olan bu projenin Türkiye'de de olması sevindirici.
Dizi pazartesi günü Star Tv'de yayınlanacak.

Dizi ve hikayesi :


“İçinizdeki çocuğun çizgi filmi” Fırıldak Ailesi 11 Şubat Pazartesi 23.30’da Star’da.

Ekranların büyükler için yapılan ilk animasyon projesi...

Senaryo ve proje dramaturgisi ile Coşkun Irmak'ın, çizgileriyle ünlü karikatürist Varol Yaşaroğlu’nun hayat verdiği Fırıldak Ailesi sıradan, küçük çıkarlar elde etmek için herşeyi yapabilecek, orta sınıf bir ailenin hikayesini anlatıyor. Deyim yerindeyse; "Dünya dursa da onlar döner" sözünün yaşayan örneği oluyorlar.
Sürekli başını belaya sokan Baba Sabri ve denge unsuru Anne Yıldız Fırıldak’ın 3 çocukları var.
Aklı havada, haylaz oğulları Zeki, hayalperest kızları Afet ve daha yeni yeni konuşmaya başlayan bebek Tosun... Dizide evin gizli otoritesi ise anneanne Dürdane.
Demet Akbağ ve Bülent Kayabaş’ın sesinden...
25 dakikalık sürelerle ekrana gelecek olan dizide Yıldız (Anne) karakterini Demet Akbağ, Sabri’yi (Baba) ise Bülent Kayabaş seslendirecek.
Bir ilk…
Grafi2000 Prodüksiyon tarafından hazırlanan Fırıldak Ailesi, Türk televizyonlarında yetişkinlere yönelik ilk yerli çizgi film olma misyonunu da taşıyor.



Kaynak

Asya'yı Yılanlar Sardı
Çin, Tayvan ve benzeri Asya ülkelerinde yılan yılı kutlanılmaya başlandı. Marketlerde, kuyumcularda, kurumlarda kısacası her yerde yılan figürleri ile donatıldı. Çinliler 13 Şubat tarihinde Su Yılanı yılını kutluyorlar. Çinlilerin genel olarak farklı kutlamaları olduğunu biliyoruz. Ama bu yılan yılı gerçekten de en önemli kutlama törenlerinden biri.


Asya'yı Yılanlar Sardı
Nasılsınız arkadaşlar 

Öncelikle kusura bakmayın ne zamandır sizlere yazamıyorum. Bunun nedeni bilgisayarımdaki klavye sorunu ve ailevi sorunlar. Bundan sonra sizlere daha çok yazacağız. Bunun için eskiden gösterdiğiniz değeri yine göstermenizi bekliyorum.

Teşekkürler.


SOSYOFİKİR KENDİNE GELİYOR..





Geçen ay internetteki en iyi siteleri ve blogları belirledik. Bu ay içinde yine bir yarışma düzenliyoruz. Katılımlarınızı bekliyoruz. Geçen ay gerçekten çok kaliteli yaklaşık 25 30 site yarışmamıza başvurdu. Bizde siz okurlarımıza sorduk. Verdiğiniz oylarla en iyi 3 sitenin tanıtımını düzenledik. Sitelere daha çok kişinin ulaşmasını sağladık. Bu kaliteli yarışmamızı bu ay içinde düzenliyoruz.  Katılımlarınızı bekliyoruz

Nasıl mı katılacaksınız ?
Yorum atarak.





Örnek yorum  :


http://www.sosyofikir.com - 24.12.2012 Tarihli Site Analiz Raporu:

Google Pagerank: 3AC
Google Indexi: 1.370
Google Görsel Indexi: 2.050
Google Backlink: 3
Alexa Dünya Sırası: 206.473
Alexa Ülke Sırası: 3.273
Alexa Backlink: 112
Yahoo Indexi: 27
Bing Index: 95
Dmoz Kaydı: yok
Domain Yaşı: 0 yıl 9 ay
Site Lokasyonu:Bilinmiyor