Seçtiklerimiz


Bir markanın güvenilir olduğunu nasıl anlarsınız? Elbette bağımsız ve saygın test kuruluşlarının raporlarını takip ederek. Reklamlar ve promosyonlara aldanmayın, bir markanın ne kadar güvenilir olduğu ve müşteri memnuniyetini ne denli önemsediği, ancak sahip olduğu sertifikalar sayesinde anlaşılabiliyor. Bu bakımdan, Almanya merkezli GC Mark, Avrupa’nın en saygın denetleme ve sertifikalandırma firmalarından biri sayılıyor. Firmaların hammadde işlemesinden üretimine, paketlemesinden satışa sunulmasına dek pek çok farklı unsurunu uluslararası standartlara göre denetleyip değerlendiren bağımsız bir kuruluş olan GC Mark, dünyanın en saygın ve prestijli sertifikalarını veriyor. GC Mark sertifikasına sahip olan bir şirketin ISO 9001, IS0 10001, 2, 3, 4 standartlarına uygun üretim ve kalite kontrolü yaptığına, sürekli olarak gelişime açık bir üretim ve yönetim yapısına sahip olduğuna emin olabilirsiniz.

Dünyada sayılı şirketin sahip olduğu GC Mark Verified Customer Satisfaction (Kanıtlanmış Müşteri Memnuniyeti) sertifikasına sahip olan tek Türk şirketi, hâlihazırda sektörde 60 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Uğur Soğutma. Müşteri memnuniyetine verdiği önemi Avrupa’nın en büyük bağımsız denetim kuruluşlarından biri olan GC Mark Verified Curstomer Satisfaction denetimini başarıyla tamamlayarak elde ettiği sertifikayla global düzeyde ispat eden Uğur Soğutma, böylelikle ürünlerinin kalitesi kadar tüketici deneyimine verdiği önemi de bir kez daha göstermiş oluyor. İki yıl boyunca Türkiye’de aynı sektördeki başka hiçbir markanın alamayacağı bu sertifika, Uğur Soğutma’nın müşterilerine vermiş olduğu değer ve önemi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Uğur Soğutma, ürünlerinde GC Mark sertifikası amblemini kullanma hakkını da elde etmiş oluyor.

Diğer bir deyişle, Uğur Soğutma ürünlerinin kalitesi, global düzeyde bir kez daha tasdik edilmiş oluyor. Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasından ve bayilerinden satın aldığınız ürünlerden memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz: Hem Uğur Soğutma, hem de GC Mark bunu garanti ediyor!
Bir boomads advertorial içeriğidir.



İşyeri İhtiyaçları İçin En Çok Avansas.com Tercih Ediliyor. 


 Ofis ve kırtasiye malzemeleri bir işyerinin her an ihtiyaç duyabilecekleri listesinde her zaman üst sıralarda yer almıştır. Bu ihtiyaçların karşılanması için de sürekli bir zaman harcamak gerekiyor. Artık market market gezip elinizdeki ihtiyaç listesine göre alınacakları toparlamanız ve dışarıda saatlerinizi harcamanız gerekmiyor. Tek yapmanız gereken Avansas.com adresini ziyaret etmek ve binlerce farklı ürün çeşidi arasından rekabetçi fiyatlar ile ihtiyaçlarınızı online olarak karşılamak.

Neden Avansas.com’u tercih etmelisiniz?

Online alışverişin sunduğu kolaylıkların yanında AVANSAS markasının sunduğu onlarca avantaj bir araya gelince işyerleri de tercihini Avansas'tan yana kullanıyor. Eğer ofis malzemesi ve kırtasiye ürünlerinde uygun fiyatları ve kaliteyi bir arada bulmak istiyorsanız, bu ihtiyaçlarınızı en tanınan markaların en kaliteli ürünleriyle ve çok uygun fiyatlarla sağlayabileceğiniz adres kesinlikle Avansas.com. İnternet üzerinden siparişlerinizi vererek, yakıt masrafından ve zaman kaybından da kurtulacaksınız. Çünkü siparişleriniz İstanbul içerisinde bir iş gününde adresinize teslim edilecek. Teslimatı kendi ekibi ve araçlarıyla yapan AVANSAS, hızlı teslimat ilkesiyle tüm müşterilerinin memnuniyetini kazanmış durumda. İstanbul içinde siparişlerin teslimatlarını bir iş gününde teslim eden marka, tüm Türkiye’ye kargo hizmetini de ücretsiz gerçekleştirmenin yanı sıra 2017 itibariyle Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ illerine de bir iş gününde teslimata başladı. AVANSAS, bu özelliğinin yanı sıra kolay iade sistemi sayesinde de müşterilerinin güvenini kazanmış durumda. Eğer ürün değişimi yapmak istemezseniz, kolaylıkla ürün iadesi gerçekleştirebiliyorsunuz. Zengin Ürün Yelpazesi ve Özel Kampanya Fırsatları 2009 yılında 18 çalışan ile kurulan AVANSAS, süreç içerisinde yazılım ve operasyon alt yapısına önemli yatırımlar yaptı. Bunlar ile birlikte ürün yelpazesindeki zenginlik her geçen gün giderek arttı. Bu yıl itibariyle 5.000’den fazla stoklu ürün çeşidi ile işyerlerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Ofis ihtiyaçlarınızı rekabetçi fiyatlar ile alabilmenizin yanı sıra çeşitli kampanyalardan da faydalanabiliyorsunuz. Özellikle haftanın ürünleri ve ayın ürünleri olarak konumlandırılan kampanyalar işyerleri tarafından yoğun bir ilgi görüyor.
Kalp Krizi Riskinizi Kolayca Öğrenin!


Günümüzün en önemli hastalıklarından olan ve kişinin yaşam kaybına yol açabilen rahatsızlıkların başında kuşkusuz kalp krizi gelir. Koroner arter damarlarının kapanmasına bağlı olarak kalp kapakçıklarına yeteri kadar oksijen ulaşmaması kriz oluşumunu tetikleyen oluşumlardan birisidir.  Stres, sigara, alkol kullanımı, fiziksel yönde hareketsizlik ve yağ ağırlıklı beslenme gibi pek çok faktör kalp krizinin oluşumunda etkilidir.
Ölümcül risk taşıdığı için mutlaka öncesinden birtakım tedbirlerin alınması gerekir. Yani hastada birkaç belirti gözleniyorsa veya diğer hastalıklarına bağlı olarak kalp rahatsızlıklarının oluşabilmesi söz konusuysa mutlaka hekim kontrolü altında olmakta fayda vardır. Çünkü kalp krizi riski hesaplaması sayesinde doktorunuz hastalığınızın var olup olmayacağını kolayca tespit edebilir. Eğer oluşabilme riski görürse erken tanı ile kontrol altında olmanızı ve hastalığın etkisinden daha kısa sürede kurtulmanızı sağlayacaktır. Memorial Hastanesi Kardiyoloji uzmanlarının hazırladığı Kalp krizi riski nasıl hesaplanır? tablosu ile siz de kalp krizi riskinizi tespit edebilirsiniz.

Kalp Krizi Riski Nasıl Tespit Edilir?

Tıp alanında son yıllarda "sağlık riski yönetimi" adı altında ortaya atılan bazı çalışmalar vardır. Çünkü gelişen bilimsel çalışmalar sayesinde hastalıkların görülme olasılıkları veya etkileri daha düzeye indirgenir. Sağlık alanında sıklıkla yönetilen bu çalışmalardan birisi de kalp krizi hesaplayıcılarıdır.Kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini kolayca hesaplayabilen bu test, daha çok anket tipinde gerçekleştirilir.  Öncelikle teste başlayan kişiden beden kitle endeksini ve yaşını girmesi istenilir. Çünkü kilo/boy ölçüleri kalp damar hastalıkları üzerinde etkili olan en önemli kriterlerdendir. Beden kitle endeksi arttıkça kalp krizi görülme riski de doğrudan artış gösterir.
Ayrıca ailedeki ebeveynlerde ve diğer birinci dereceden akrabalarda  kalp krizi geçirmişse bu durumu da mutlaka teste eklemenizde fayda vardır. Ailede birinci dereceden akrabalarda kalp hastalığı söz konusu ise riskiniz doğrudan artacaktır. Özellikle 50 yaş altı erkeklerde ve 55 yaş altı kadınlarda görülüyorsa kalp krizi riski daha ciddi bir boyuta taşınır. Hipertansiyon, şeker hastalığı, stres, hareketsiz yaşam, yaş ve sigara kullanımı ise kalp krizi riskinizi artıran diğer hususlar arasındandır.

Test Sonucu Nasıl Değerlendirilir?


Kalp krizi testinizi tamamladınız! Şimdi sıra test sonucunu yorumlamaya geldi. Çıkan sonuç 13'den az düzeyde ise kalp krizi riskiniz yok denecek kadar azdır. 14-30 arasında seyrediyorsa  orta seviyeli kalp hastası olduğunuz söylenebilir. 31 ve üzeri bir puan çıkıyorsa risk yüksektir. Mutlaka bir hekime başvurup kendinize uygun sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeniz doğru olacaktır. 
Özel Ders Almada En Kolay Yöntemler

Özel ders almak, herkesin farklı alanlarda ihtiyaç duyduğu bir durumdur. Çoğunlukla dil eğitimi üzerine özel ders alınmak istese de kişiler eksik oldukları her konuda özel ders alabilirler. Türkiye genelinde en çok özel ders alınan alanlar İngilizce, Almanca, Matematiktir. Eksik olunan konular da çoğunlukla dil ve sayısal branşlardadır.
Özel ders almak kişiye göre değişen tekniklere bağlıdır. Kimi öğretmenler özel dersi konu merkezli verirken kimileri soru üzerinden verirler. Bazen sizin evinizde özel ders verilirken bazen kütüphaneler tercih edilmektedir. Bunun yanında kimi zaman geleneksel özel ders anlayışı devam ederken kimi zaman Preply.com gibi online özel eğitim şekilleri tercih edilmektedir.


Geleneksel Özel Ders Anlayışı Nedir?

Geleneksel özel ders anlayışı oldukça uzun süredir devam eden eğitim anlayışıdır. Öğrenci, öğretmenin evine gider veyahut öğretmen öğrencinin evine gider en az bir saat ders anlatılır. Bu şekilde haftanın belli günlerinde özel eğitim programı oluşturulur. Öğrenci öğretmene ve kendine göre bu plana uyum sağlamak zorundadır. Aksi halde ders programında kaymalar ortaya çıkabilmektedir. Bilhassa belli bir sınav süreci söz konusu ise geleneksel özel ders anlayışı daha çok tercih edilmektedir.
Liseye ve üniversiteye giriş sınavları, özel derslerin en yoğun olduğu dönemlerdir. Bunun yanında kişinin kendini geliştirebilmek için özel yabancı dil dersleri aldığı dönemler de oluşabilmektedir.

Birkaç Kişilik, Grup Özel Dersi Nedir?

Özel ders denildiğinde akla gelen en temel kavram ücrettir. Başarı kazandırmasının yanı sıra ders alacak kişiyi de parayı ödeyen aileyi de zor durumda bırakan bir ücrete sahip olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, kişinin alternatif özel ders üretmesi gerekebilir. Bir süredir artan ve özellikle sayısal dersler için kullanılan grup özel dersleri ücret paylaşımı için oldukça faydalıdır.
Kişiler bir araya gelerek hem bilgiyi öğrenebilmekte hem de öğrendikleri bilginin ücretini beraber ödemektedirler. Bu şekilde saatine yüzlerce lira ödenen derslerin maddi külfeti ortadan kaldırılmaktadır.
Grupla özel dersler, sayısal dersler için veyahut dil eğitimleri için tercih edilebilmektedir fakat gruptan kasıt sınıf ortamının oluşturulması değildir. En fazla 3 kişiden oluşan bu gruplar, dil eğitiminde diyalog kurmak açısından önemli olabilmektedir. Yalnız ders almayı seven veyahut birkaç kişinin yanında yeterince odaklanamayan kişiler için grup özel dersi avantajlı değildir.

Online Özel Ders Nedir?

Son dönemlerin en çok tercih edilen özel ders çeşidi online özel derstir. Öğrencilerin daha çok geleneksel özel ders anlayışından uzak kalmak istedikleri zaman tercih ettikleri bir özel ders türüdür. İnternete bağlı olarak bilgisayar üzerinden verilen bu özel dersler, kişinin ekrandan kulaklıkla duyup mikrofonla katıldığı derslerdir.
Öğretmen, dünyanın neresinde olursa olsun internete bağlı olduğunuz sürece size yetişebilecektir. Bu süreçte bilmeniz gereken en önemli şey online eğitimin en aktif özel dersleri içerdiğidir. Son dönemlerde bu denli tercih edilmesinin nedeni de budur. Hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin herhangi bir zamana, mekâna bağlı kalmadan rahatlıkla ders işleyebildikleri bir sistemdir.

Online Özel Eğitiminin Avantajları Nelerdir?

Online özel eğitim denildiğinde akla ilk olarak ücret gelmektedir. Özel ders kavramı toplum üzerinde büyük bir baskı yaratmaktadır. Bunun temel nedeni kişilerin geleneksel özel ders alıp öğretmenlere yüzlerce lira vermesidir.
Online özel eğitimde durum pek de öyle değildir. Kişiler yalnızca birkaç dolara diledikleri dersi alabilirler. Bunun yanında ödenecek miktar adrese göre değişiklik göstermektedir. Kaliteli ve donanımlı bir adreste ders saatine verilen ücretle baştan savma bir adreste verilen ücret aynı olmayacaktır. Bu gibi durumlarda siteleri araştırıp en yetkin olana öncelik tanınmalıdır.
Online özel dersin bir diğer avantajı sizi evinize sıkıştırmamasıdır. İnternete bağlı olduğunuz kafe, restoran, çay bahçesi, kütüphane gibi pek çok alanda özel ders alabilirsiniz.

Online Özel Derste Öğretmenler Nasıl Seçilir?

Online özel ders denildiğinde akla gelen bir başka soru öğretmenlerdir. Neye göre nasıl öğretmen seçildiği merak edilmektedir. Online özel ders alırken sitenin kapasitesine bağlı olarak öğretmen seçersiniz. Hangi alandan kaç tane öğretmen varsa onlar arasından size en çok hitap edeni tercih edersiniz. Daha sonra öğretmenle iletişime geçerek ders programı hazırlarsınız. Hazırladığınız programa bağlı olarak ders alabilir, günlere göre paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Online Özel Ders Birebir mi Grupla mı yapılır?

Online özel dersin bir başka seçeneği ise kişi tercihi sunmasıdır. Çoğunlukla birebir özel dersler tercih edilmiş olsa da siteye bağlı olarak grup dersleri de sunulmaktadır. Daha çok yabancı dil için alınan özel derslerde birebir eğitim verilse de grupla pekiştirmeler yapılmaktadır. Konferans şeklinde yapılan grup derslerine katılabilir, kendinizi geliştirebilirsiniz. Bu şekilde hem eğitimi çok yönlü alır hem de dünyanın pek çok noktasından katılımcıyla tanışabilirsiniz.

En İyi Online Özel Eğitim Sitesi Hangisidir?

Online özel ders denildiğinde akla gelen en kapsamlı site Preply.com’dur. Sitede tercih edebileceğiniz her tarzda eğitimi bulabilmeniz mümkündür. 70 binden fazla öğrenciye sahip olan adreste dünyanın her yerinden katılımcı bulunmaktadır. Bunun yanında öğrencilerin tercih edebileceği 25 binden fazla öğretmen donanımına sahip bir sitedir. Be denli geniş kadroya sahip olması, sitenin Türkiye ve dünyada çokça tercih edilmesine yardımcı olmaktadır. Üstelik sitede ders saatine yalnızca 2 dolardan başlayan ücretler ödenmektedir.

Preply bloğundan ilginç yazılardan seçmeler: İngilizce’de » I want» demek için farklı yollar



Yüce Türk milletinin benliğini ve kimliğini taşıyan,bağımsızlığımızın en önemli sembolü,üzerine yıllardır türlü türlü oyunlar oynanan,izlenen tartışmalı politikalara karşı milletinin her geçen gün kutuplaşmamak adına daha fazla direnmeye çalıştığı taşı toprağı altın olan eşsiz ülkemizin muhafızı,Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün biz Türk Gençliğine emaneti,İlelebet payidar kalacak olan Cumhuriyetimiz 94. yaşına girmeye adım adım yaklaşıyor.

Cumhuriyet Bayramı coşkusunun tüm yurdu yavaş yavaş kucaklamaya başladığı şu günlerde,batan ve yarın yeni umutlara doğacak olan güneşe bakarak bir kez daha anımsadığım Cumhuriyetimizin bizlere sunduğu aydınlığa kavuşmamızı sağlayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına birkaç cümle ile ödenemeyecek şekilde borçlu olduğumuzu bildirmeyi isterim.


 Geleceğimiz ve yarınlarımız adına canınızdan,hayatınızdan feragat ettiğiniz ve tarihe adlarınızı altın harfler ile yazdırarak bizleri vatan toprağını kan ile sulayan şehitlerin torunları olmak ile gururlandırdığınız için,

Taht üzerindeki zatın iki dudağının arasından çıkan emirleri sorgulayamadan yerine getirmekten başka çaremiz olmaması gibi korkunç bir durumdan bizleri kurtardığınız için,

Yedi düvele karşı saniye düşünmeden göğüs göğüse yokluk içerisinde çarpıştığınız ve bir an bile olsun geri adım atmadığınız için,

Talihsiz bir şekilde ellere teslim edilen vatan topraklarının elden gitmemesine göz yummadığınız ve bu teslimiyet gafletine karşı sessiz kalmadığınız için,

Şerife Bacılar,Nezahat Onbaşılar, Halime Çavuşlar,Hafız Selmanlar,Gördesli Makbuleler,Emir Ayşeler,Kara Fatmalar,Tayyar Rahmiyeler çıkardığınız ve kadını,kadın olduğu için hor görülüp geri plana atılmaktan kurtardığınız için,

Bir milletin cehaletten ve geri kalmışlıktan sıyrılmasına kıvılcım olup çağdaşlığın kapılarını araladığınız için,

Bir milletin kurtuluş destanı olduğunuz için,

Ve en önemlisi Atam,sana bu milletin lideri olduğun,kaderini değiştirdiğin için,



Binlerce defa teşekkür etsek,ne kadar minnet eylesek azdır.Borcunuzu ödeyemeyeceğiz...



Son olarak duygularımı satırlara dökmeye çalıştığım bu yazıma,tüm bu yapılanlara rağmen onları haketmediğini ortaya koyan,Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve şehit dedelerimize attıkları akıl almaz iftiralarla öne çıkan kendini bilmez,haysiyetsiz kimselerin utanmadan sarf ettikleri ''O olmasaydı da olurduk.'' cümlesine karşılık önemli edebiyatçılarımızdan Ahmet Haşim'in 3 Eylül 1919 tarihli Milli Mücadele dönemindeki Anadolu insanının yürek burkan halini anlatan mektubu ekleyerek nokta koymak istiyorum.




“Sevgili Refik,
İhtimal sana fazla yazıyorum. Fakat ben bundan memnunum. Bulunduğum noktalardan sana doğru uçurduğum bu mektuplarla pervaz-ı evraktan oluşmuş ve bütün mesafeler boyunca sürekli maddi ve manevi bir bağ ile kendimi sana bağlı tutmak istiyorum. İletişimimizin bu gidişhatı seni bunaltıyor mu? Geçen mektubumu Niğde’den yazmış ve o mektubu gönderdikten sonra sancağın bütün kazalarını teftişe çıkmıştım. Yirmi gün süren ve nice bağ ve bahçe safalarına rağmen ruhumda hiçbir hakikî lezzetin hatırasını bırakmayan bu devrenin sonunda bu ikinci mektubu gene Niğde’den yazıyorum. Gördüğüm Anadolu hakkında bilmem sana ne yazayım?
Öncelikle bu bölgede kimler yaşıyor? Görülen harabelerin yapıcısı hangi cins yaratıktır? Bunu, köy ve kasaba diye gördüğümüz renksiz harabe yığınlarına bakıp anlamak asla mümkün olmamıştır. Anadolu köylüsünü sınıflandırmada karıncalar cinsine ithal etmeli fikrindeyim. Gündüz ağaçsızlıktan dolayı müthiş bir güneş altında yanan ve gece en güzel yıldızlar altında bütün böceklerinin sonsuz sesleriyle uzanıp giden bu araziden herhangi saat geçilmiş olsa yalnız yiyeceğini tedarikle meşgul, “gıda” sabit fikirliliğiyle sersemleşmiş, neşesiz ve yorgun bir insaniyetin zor çalışma şartlarına tesadüf olunur. Sanki cehennemî bir fırın karşısından yeni ayrılmış gibi yüzleri kıpkırmızı, dudakları çatlak, elleri kuruyup siyahlaşan bütün bu insanlar ya gıda maddesini biçmekle, ya onu taşımakla, ya onu savurmakla veyahut onu metharlarına doğru çekip götürmekle meşgul görünür. Tıpkı karıncalar gibi, tıpkı karıncalar gibi…
Fakat boğazlarının kârına olarak aklın bütün maharetlerini ret ve iptal eden bu adamların boğazı da memnun etmekten pek uzak bulundukları, en zenginlerinin evinde geçirilen bir gecenin sabahında, nefis bir yemek diye sofraya getirilen suyla pişmiş uğursuz bir fasulyanın barsaklarda sebep olduğu gazlar ve ıstıraplar ile uyanılıp da anlaşıldığı zaman, bu akılsız kardeşlerin maksatsız hayatına, boşa giden üstün gayretle çalışmalarına karşı derin bir elem duymamak mümkün değildir. Refik; Ankara’da, Almanya imparatorunun Anadolu hastalıklarını tetkik etmek üzere gönderdiği bir tıp heyetinin bazı büyük rütbeli ileri gelenleriyle görüştüm. Bunlar, bir seneden beri her gelen hastayı ücretsiz muayene etmek ve mümkün olduğu kadar incelemelerini sıhhatli kişiler üzerinde(mektep talebesi gibi) yapmak suretiyle şunu anlamışlardır ki, Anadolu Türklerinin karınları kurtlarla yüklü ve kanları bu kurtların salgıladığı parazitlerle dolu bulunuyor. cinsi, yakın bir yok olma ile tehdit eden bu hâlin sebebi neymiş bilir misin? Beslenme eksikliği. Her ne kadar garip görünse de Anadolu Türkleri henüz ekmek yapımından bile habersizdirler. Yedikleri mayasız bir yufkadır ki, ne olduğunu yiyenlerin midesine bir sormalı. İstisnasız nakil araçları kağnıdır. Ellerinde esir olan öküzler ve bu türden hayvanlar için en zalim düşüncelerin bile icâdından aciz kalabileceği -bununla beraber ağır, dar ve maksada gayr-ı salih bu âlet- hiç şüphe yok ki, taş devri keşfi ve aletlerindendir. Kağnı bir araba değil, fakat, hayvana yapışıp onun hayat unsurlarına hortumunu sokan ve bu suretle kanını ve canını çeken bir canavardır. Uzaktan görüldüğü zaman heyet-i umumiyesiyle bir arabadan ziyade büyük ve korkunç bir karafatma hissini veren tarihe âşina bir göz için üzerindeki uzun değneği ve ayakta duran arabacısıyla dara ve keyhüsrev devirlerine ait taşlar üstünde çizilmiş ilkel arabaları hatırlatan bu kağnıların boyunduruğu altında masum hayvanların çektiği azabı gördükçe, onu sevkeden sakin köylünün insanlar gibi bir ruhu olup olmadığından şüphe ettim. Anadoluluların becerikliliği ancak öküz tezeğini kullanmakta ve onu kullanılmaya uygun bir hâle sokmak için buldukları çarelerin çeşitliliğinde görülür. Tezeğin bu adamlar nezdindeki kıymeti hayret vericidir. sürüler meraya çıkarken veyahut akşam şehre girerken kadın ve çocuk, gözleri nurlu bir noktaya cezp edilmiş gibi, öküz kıçlarından bir saniye dikkatlerini ayırmayarak ve yüzlerce rakipten geri kalmak korkusuyla seri adamlarla koşarak, öküz götünden düşen en ufak bok parçasını toplamak üzere dirseklerine kadar bulaşık elleri ve hırstan gözbebekleri fırlamış gözleriyle yere kapanırlar. Bu boklar toplanır, sepetlere doldurulur, evlere cem ettirilir ve nihayet bir altın mayası yoğurur gibi, altın gerdanlıklı genç kadınlar beyaz kollarıyla onu yoğururlar ve muntazam yuvarlaklar hâline koyup kurumak üzere duvara yapıştırırlar. Anadolu’nun duvarları bu öküz pislikleriyle sıvalıdır. bütün havalarında o hoş koku solunur. Yemekleri, sütleri, ekmekleri hep tezek dumanının kokusuyla ele alınmaz bir hâldedir. Eski Mısırlılardan ziyade Anadolular apis öküzüne hürmet etmeliydi. Öküz, burada hayatının genelinin zenbereğidir. Evlerine gelince, onlar da öyle: Duvarlar yontulmamış alelâde taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibi, gelişigüzel dizilmesinden hasıl olmuştur. Baca nedir, bilir misin? Dibi kırık bir testi. Kızılırmak civarında, büsbütün ev inşasından da feragat ederek, toprağın maddesel özelliğinden yararlanarak dağları oymakla vücuda getirdikleri mağaralar içinde kuşlar gibi yaşarlar. Nevşehir’den yarım saat beride Güvercinlik adında kovuklardan oluşan bir köy vardır ki, hakikaten ancak bir güvercinlik olmaya yakışan bir köydür. Anadolu, külliyen temizlikten mahrumdur. Sakallı Celâl’in dediği gibi en nefis bir icatları olan yoğurt bile pislik mahsulünden başka bir şey değildir. Kaynamış süte kirli bir demir parçası yahut eski bir gümüş para atılsa sütün derhal yoğurda dönüşeceğini sen de bilirsin. Anadolu, hemen bir uçtan bir uca firengilidir. Anadoluların güzelliği de bozulmuştur. Bir köy, bir kasaba veya bir şehrin kalabalığına bakılsa, şehrin kalabalığında o kadar topal, topalların o kadar çeşitlisi, o kadar cüce, kambur, kör ve çolak görülür ki, insan kendini eşyanın şeklini bozan dışbükey bir camla etrafa bakıyorum zanneder. Bununla birlikte güzel oldukları zaman da güzelliklerinin emsalsiz olduğunu itiraf etmeli. Siyah, derin ve titretici gözlerle insana bakan şalvarlı, düzgün ölçülü anadolu kadınları; sizleri nasıl unutacağım? Gençleri, insanın bazen en mükemmel bir örneğini temsil ederler. Fakat, bunlar, nadirlerdendir., Refik. Anadolular hakkında sana daha çok yazacak şeyler varsa da mektuba gülünç bir makale süsü vermemek için bu konuyu burada kesiyorum. Anadolu seyahati artık benim için nihayet buluyor demektir. Bundan da üzgün değilim. … Niğde teftişi son bulmuştur. İâşe Heyet-i Teftişiyesine girdiğim günden beri kazandırmış olduğum tutar iki bin liraya varmıştır. Benim zararım ise pek çoktur. Öncelikle sağlığım bozuldu. Hayli keçi eti yedim. Birçok da gereksiz masraflar ettim ve rahatımdan da birçok şey kaybettikten sonra yerimden de oldum. Yakında, belki, üç gün sonra İstanbul’a gidiyorum.
Ahmet Haşim 3 Eylül 1919''

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını rahmet ile anıyorum.

Zeki BAŞ 








33. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası final mücadelesinde,Fenerbahçe Doğuş rakibi Banvit'i 75-64 mağlup etti ve kupayı 7. defa müzesine götürmeyi başardı.Fenerbahçe camiası zaferin coşkusunu yaşaya dursun,bizler de maçı değerlendirmek ve yüzeysel bir analiz yapmak ile meşgul olalım...



Fenerbahçe Doğuş mücadeleye daha iyi başlayan taraf oldu.8-0'lık seri ile karşılaşmaya adım atan Fenerbahçe Doğuş,izlediği tempolu oyun ile ilk saniyeden itibaren rakibine üstünlüğünü kabul ettirmeyi başardı.Rakip Banvit ise iç-dış oyunu sergileyip ekstra paslar ile boş üçlük imkanı bulmaya çalışarak Fenerbahçe Doğuş'a cevap vermeye çalıştı.Banvit cephesi boyalı alanı kullanmakta ısrar ederek Fenerbahçe Doğuş uzunlarını oyundan düşürmek ve faul problemine sokma amacı içerisindeydi.Fenerbahçe Doğuş tarafında Kostas Sloukas,Bench'ten gelerek büyük katkı yaptı.Yaratıcı kimliğini konuşturarak attı,attırdı.Liderliğe soyundu ve üstesinden gelmeyi de başardı.Bununla birlikte oyunda kaldığı süre boyunca Jan Vesely'nin post oyunundaki becerileri üzerinden hücumunu şekillendiren Fenerbahçe Doğuş ilk çeyreği 19-11'lik skor ile 8 sayı üstünlükle kapattı.

İkinci çeyrekte her iki takım da benimsediği oyun sistemini aynı şekilde sürdürmeye çalıştı.Fenerbahçe Doğuş'un dış savunmada yumuşak kalmasıyla birlikte Banvit hemen hemen her hücumunda boyalı alanı zorlamayı tercih etti.Tony Taylor'ın etkili olduğu bu dakikalarda Damian Kulig,Gasper Vidmar ikilisi ile pota altından sayılar buldu.Şutör kimlikli oyuncusu Adonis Thomas'a da boş şut imkanı yaratan Banvit hücumda benimsediği bu doğruları üzerinde ısrar etti.

Fenerbahçe Doğuş ise yüksek dış atış yüzdesi ile skoru korumayı başardı.Koç Zeljko Obradovic geniş rotasyonunu gözler önüne serdi ve oyuncularının bireysel yeteneklerinin öne çıktığı bir hücum sistemi üzerinde kararlı davrandı.

Çeyreğin son iki dakikasına kadar savunmada sertlikte eser yoktu ve akıcı bir oyun izledik.Son iki dakikada Fenerbahçe Doğuş savunmada sertliği arttırarak geçtiğimiz sezondan görmeye alışık olduğumuz adam değişmeli savunmasıyla Banvit'e sayı bulma şansı tanımadı.Sonrasında da vitesi arttırarak ilk yarıyı 39-28'lik skor ile 11 sayı önde kapattı.



İkililer İlk Yarıya Damga Vurdu


Fenerbahçe Doğuş cephesinde Jan Vesely hücumda ve savunmada takımı adına harika bir performans gösterirken takım arkadaşı Kostas Sloukas ipleri eline alıp takımına liderlik ederek ilk yarıya damga vurmayı başardı.Banvit tarafında ise Gasper Vidmar ve Damian Kulig'in boyalı alandaki skorer oyunları ile birlikte Tony Taylor'ın yıpratıcı görüntüsü ilk yarıya dair çarpıcı detaylardı.

Damian Kulig'in ters eşleşmede Fenerbahçe Doğuş gardlarını mağlup ederek bulduğu basit sayılar Koç Filipovich'in karşılaşmaya kazandırdığı akıl dolu bir incelik oldu.Bununla birlikte Vidmar'ın hücumda agresif tutumu Fenerbahçe Doğuş savunmasını mağlup etmesindeki en önemli faktördü diyebiliriz.

Jason Thompson'ın Fenerbahçe Doğuş pota altına getirdiği hareketlilikten de bahsetmemiz gerekir.




İkinci yarıda Banvit,Jan Vesely'den gelen üst üste hücum ribauntlarına,James Nunnally,Brad Wanamaker,Luigi Datome üçlüsünün bulduğu isabetlere çare aramakla meşgulken hücum tarafında ise işler Gasper Vidmar,Angelo Caloiaro ikilisinin omuzlarına bindi.Jan Vesely,Jason Thompson,Ahmet Düverioğlu üçlüsünün rotasyonuyla Gasper Vidmar'a sert savunma yapan Fenerbahçe Doğuş,NBA'de Koç Popovich tarafından hayata geçirilen ''Hack a Shaq'' taktiğini Vidmar üzerinde uygulamaya başladı.Banvit'in sete set hücumda aşağıya yönelen grafiği,Fenerbahçe Doğuş'un ardı ardına gelen top kayıpları ile birlikte hızlı hücumlarla yukarıya doğru yol almaya başladı.Can Altıntığ Banvit'in üçüncü çeyrekte parlayan yıldızı oldu.Son periyoda yaklaşılırken Fenerbahçe Doğuş maç boyunca yarattığı senaryoyu tekrarladı ve farkın tek sayıya indiği dakikalarda vitesi yükselterek Luigi Datome ismini ön plana çıkardı.Son çeyreğe 60-48'lik Fenerbahçe Doğuş üstünlüğü ile girildi.

Kupanın sahibinin belli olacağı periyotta Luigi Datome rüzgarı esmeye devam etti.Fenerbahçe ilk üç çeyrekte kullanmaktan kaçındığı 3 saniye koridorunda daha aktif olmaya başladı.Fenerbahçe Doğuş dominasyonunun son raddeye ulaştığı bu çeyrekte Koç Filipovich'in temel misyonu takımının süre azaldıkça skorda geride olmanın da verdiği telaşla yanlış tercihlerde bulunmamasına,kendi sonunu hazırlamasına engel olmak oldu.

Yaklaşık son iki dakika içerisinde Fenerbahçe Doğuş mücadelede ciddiyetini kaybederek farkın bir anda tek haneli sayılara inmesine engel olamasa da bu durum karşılaşmanın sonucuna bir etki etmedi ve Fenerbahçe Doğuş mücadeleyi 75-64 önde noktalayarak mutlu sona ulaşan ekip oldu.



Fenerbahçe'de Yerliler Üzdü,Yabancılar Güldürdü

Fenerbahçe Doğuş'da MVP Luigi Datome ile birlikte Jan Vesely,Brad Wanamaker,James Nunnally,Jason Thompson,Kostak Sloukas gösterdikleri performanslarla göz doldururken Ahmet Düverioğlu,Melih Mahmutoğlu,Sinan Güler,Barış Hersek gibi isimler tam anlamıyla beklenileni veremeyen isimlerdi.




Her iki takıma yeni sezonda başarılar diliyorum.

Zeki Baş




Ankara Cam Balkon


Cam balkonlar günümüz de çok fazla kişiler tarafından tercih edilen modeller arsın da yer almaktadır. Bu balkonlar sayesin de eviniz de farklı bir yaşam alanları oluşturabilirsiniz. Kalite ve güveni sizlere ir arada sunan Ankara cam balkon sistemleri ile cam balkonlarınızı en kaliteli şekil de uygun bir fiyat ile bulabilirsiniz. Kalite ve güveni bir arada bulabilmek istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sizler de güvenli bir şekilde bu cam modelleri ile kullanım kolaylığı sağlayabilirsiniz. Kalite ve güveni bir arada bulmak istiyorsanız bu cam balkon modellerine göz atabilirsiniz. Cam balkon sizlerin eviniz de farklı bir oda gibi olacağı için balkon keyifleriniz sadece yaz ayı ile sınırlı kalmayacaktır. Kışın da balkon keyfini bu cam balkonlar sayesin de yapabileceksiniz. Kaliteli, güvenli ve uygun fiyata tasarladığımız ürünlerimiz Profesyonel ekiplerimiz sayesin de sizlere en kaliteli şekil de sunacağız.

   Cam Balkon Ankara sitemizden ürünlerimize bakarak her türlü modelin kalitesini inceleyebilirsiniz. Kalite ve uygun fiyata modelleri sizlere sunan firmamız çok fazla çeşitliliğe de sahiptir. Bizim için her şeyden önce müşterilerimizin memnuniyeti gelmektedir. Müşterilerimizi ürünlerimizden ve tasarımlarımızda memnun kalabilmesi için kaliteli bir şekil de hizmet vermekteyiz. Müşterilerimizin ürünlerimizden memnun kalarak bu ürünleri uzun süre kullanabilmelerini sağlamaktayız. Sonuç da bu cam balkon modeller sık sık değiştirilmeyecek ürünlerdir. O yüzden kalitesi ve işçiliği çok önemlidir. Sizler de uygun fiyata kaliteli ürünleri evlerinize tasarlatmak istiyorsanız bizimle iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.
   Evinizin güvenliğini de bu balkon modelleri ile sağlayabilirsiniz. Güvenliği bir şekil de yaşayabilmek ve hırsızlık gibi olaylar ile karşılaşmamak için cam balkon modelleri tam sizlere göre olacaktır. Bu şekil de evinize hırsız girme olasılığı en aza indirilecektir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak ve güveni de gösterişi de bir arada bulabilmek istiyorsanız, cam balkon modellerine göz atarak bu modelleri evinize uygulayabilirsiniz. Sitemizi sık sık kontrol ederseniz kampanyalarımızdan da faydalanabileceksiniz. Uygun fiyatlı ürünleri müşterilere sunabilmek için firmamız sık sık kampanyalara yer vermektedir. Bu kampanyalardan sizler de yararlanabilirsiniz.


Tüp Bebek Tedavisinde Etkenler

Dünya genelinde tüp bebek tedavisine yönelik ilginin fazla olması bu konuda farklı gelişmelerin yaşanmasını sağlamaktadır. Üstelik son dönemlerde Türkiye'de de çok önemli merkezlerin ortaya çıkması, kişilerin merkez seçimine ve bebek tedavisi ile bebek sahibi olmasını da mümkün hale getirilmiştir. Bu açıdan herhangi bir sorun yaşamak istemeyen kişiler bebek tedavisinden başarı alabilmek adına iyi merkezleri tercih etmelidir.

Türkiye’de Tüp Bebek

Türkiye genelinde hizmet veren merkezlerde bazı etkenlere dikkat edilmeli ve bu etkenler doğrultusunda destek alınmalıdır. Tüm tüp bebek tedavisi merkezlerinden alınacak olan hizmetin kalitesi aynı olmayacağından dolayı kişilerin hangi merkezi seçeceği ve nasıl bir hizmet alabileceği önemlidir. Herhangi bir sorun yaşamamak ve tedaviden maksimum başarı oranı elde edebilmek adına tedavi etkenlerinin bilinmesi gerekir. Tedavide çok farklı etkenler söz edilebilir. Fakat genel olarak merkez, kişilerin psikolojik ve bedensel durumu ve tedavi uygulayacak olan uzmanın nasıl bir tedavi sürdüreceği, tedavinin başarısını doğrudan etkilemektedir. Özellikle tedavi olacak çiftlerin ileri yaşta olmaması ve olabildiğince genç yaşta tedavi alması bu konuda başarı oranını ciddi derecede etkileyecektir. Yaş ilerledikçe bu durum olumsuz bir şekilde yansıyacağından dolayı çiftlerin tedavi için mevcut durumunu daha da iyi hale getirebilmesi adına erken davranma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Tedaviye Katılım

Tedaviye katılım ve tedavide uzmanın tüm önerilerini dikkate alınması başarı konusunda önemli etkenler arasında yer almaktadır ve bu nedenle kişilerin başlangıç aşaması itibariyle iyi bir plan dahilinde işlem yapması da önemli hale gelmektedir. Kişiler için çok farklı seçeneklerin olması çoğu zaman kafa karıştırır. Fakat tedavinin nasıl olduğu ve nasıl bir tedavi sürecinin izlenmesi gerektiğine yönelik kişilerin bilgi alması iyi bir merkez seçimi ve buna bağlı olarak iyi bir tedavinin alınmasını kolay hale getirir ve böylece kişiler herhangi bir sorun yaşamadan bebek tedavisinde tüm ihtiyaçlarını iyi bir merkezden giderebilecektir.
Uygulanacak olan yöntemlerde uzmanların iyi olması ve bu konuda deneyim sahibi olması kuşkusuz mevcut durumu çok daha iyi hale getirecektir ve bu nedenle kişilerin bu tip detaylara dikkat etmesi gerekir. Kişilerin cinsel yaşamındaki sorunlar dahi çoğu zaman çocuk sahibi olma noktasında çiftlerin sorun yaşamasına neden olabilmektedir

Tedavide Yaşın Etkisi

Tüp bebek tedavisi hassas bir durum olduğundan dolayı çiftlerin en uygun zaman içerisinde bu tedaviden faydalanması gerekir. Böylece kişilerin daha rahat bir şekilde sürücü ilerlemesi söz konusu olacaktır. Kişilerde yaş ilerledikçe doğurganlık azalacağından dolayı kişilerin tedavilerden istenen sonucu alması pek mümkün olmayacaktır. Fakat genç yaşta tüp bebek tedavisinde başvurunun yapılması halinde, alınacak sonuç çok daha etkin olacaktır. Bu açıdan tedavi sürecinde kişilerin bu tip detayları göz önünde bulundurması, her zaman için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Böylece bebeğin sağlıklı bir şekilde doğması da söz konusu olacaktır. Tüp bebek tedavisi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.


Hepimiz öğrenme arzusu ile doğmuşken, hayatımız boyunca bir yerlerde çoğumuz öğrenme tutkumuzu kaybettik. Sınav puanlarına vurgu yaparak hayatta mükemmel olma baskısı, öğrenmeyle elde edilen sevinci elimizden aldı. Nedenler ne olursa olsun, temel bilgileri öğrendikten sonra, birçok kişi bildikleriyle yetinme eğilimindedir. Aynı zamanda yeni bir şey öğrenmenin zorluğundan kaçınırlar. Başarılı insanlar farklıdır çünkü sistematik ve sonuç odaklı bir şekilde öğrenirler. Bu nedenle, diğer insanlardan daha hızlı ve daha iyi öğrenirler. Birçok kişi nasıl başarılı olabileceğini merak ediyor. Fakat başarılı olmak için ihtiyaç duydukları her şeye sahip olduklarını bilmiyorlar. Başarılı insanlar alışkanlıklarına kurallar ve standartlar koyuyorlar. Alışkanlıklar kişinin davranışının % 95'ini belirler; Sonuç olarak bu, benzersiz bir öğrenme stilidir. Başarılı kişilerin davranışlarına dâhil edilen bu kurallar, onları farklı kılan şeydir. Bu kurallar, daha hızlı ve daha iyi öğrenmelerini sağlayan olağanüstü bir öğrenme stiline yol açarlar. Bizler de başarılı insanların herkesten daha hızlı ve daha iyi öğrenmek için uyguladığı altı kural derledik.

Bilgiyi ezberlemiyorlar, ancak işleri birbirine bağlıyorlar

İnsanlar kalıplar ve bağlantılar oluşturabilirler. Bilgisayarlar saniyede milyonlarca oranlarda hesaplamalar yapabilir. Bilgileri ezberlemekten çok bağlantıları, kalıpları şekillendirebiliriz. Başarılı insanlar ezberlemiyor! Bağlantılarla öğrenmek, herhangi bir konunun öğrenilmesinin en kolay yoludur. Fikirler arasında bağlantılar kurmak önemlidir. Daha hızlı öğrenmek bir büyü değildir. Bu, iyi öğrenirken ne yaptığınızı anlama ve bunu daha sık tekrarlamaya çalıştığınız bir süreçtir. Bu, ezberden uzak durmakla ilgilidir. Böylece, başarılı insanlar kalıpları bir göreve bağlayarak daha hızlı ve daha iyi öğrenirler.

Öğrenirken çoklu görev yapmazlar

Çoklu görev, bu çağda geliştirdiğimiz talihsiz bir zevktir. Bu çağda sürekli olarak bildirim ve uygulama yapılmaktadır. Kısa mesajlar ve e-postalar zararsız görünebilir, ancak birinin dikkatini dağıtabilir ve eldeki görevi değiştirebilirler. E-postaları kontrol etmekten, sosyal medyada gezinmeye kadar birçok şey, kişinin daha hızlı öğrenmesini engelliyor. Kendi bilgisayarınızı düşünün. Tarayıcınızda 15 farklı sekme açtığınızda, bilgisayarınız yavaşlamaya başlar. Her işlemin işlenmesi daha uzun sürüyor. Başarılı insanlar cihazlarını uçak modunda ayarlayarak daha hızlı ve daha iyi öğrenirler. Dikkatinizi dağıtmayın. Dikkatinizin kolay dağıldığını ve zor öğrendiğinizi düşünüyorsanız; hafıza güçlendirme ile ilgili yazılmış şu yazıya göz atabilirsiniz.

Zor kavramları tekrarlayan pratikler ile öğrenirler

Daha hızlı bir şey öğrenmek pratik gerektirir. Öğrenme, aynı beceriyi tekrar tekrar yerine getirme konusunda ısrarcı olmayı gerektirir. Bunu düşünmeden yapabilecek olana kadar tekrar ederler, yani bir süre sonra otomatik bir hâl alır. Başarılı insanlar, öğrenmeyi daha hızlı yapmak ve en iyi olmak için bu "sırrı" kullanıyorlar. Dikkat çekici düzeyde performans, doğuştan gelen yetenekten değil, tekrarlayan pratiğin bir sonucudur. Başarılı insanlar, konseptin tekrar edilmesinin asimilasyonu geliştirdiğini ve öğrenmeyi hızlandırdığının farkındadır.

Harcanan zaman ve çabayı en aza indirmek için uzmanlara danışırlar

Başarılı insanlara yönelik bir diğer öğrenme tarzı, tek başına öğrenmek değildir. Zaten öğrendikleri birinden yardım alarak zaman ve emekten tasarruf ederler. Üstatlığı daha hızlı elde etmek için, sahadaki en iyi oyunculara danışmak önemlidir. Başarılı insanlar hâlihazırda istedikleri sonuca ulaşan birini bulurlar. Bu, aynı sonuçları almak için, yaptıkları işlemlerin aynısını yapmaktır. Hatta bu konuda deneyimin en iyi öğretmen olduğunu söyleyen bir deyim bile vardır. Bazıları onu kendi başarılarından ve başarısızlıklarından öğrenmek olarak yorumlarlar. Başarılı insanlar daha iyi öğrenmek için başkalarından öğrenmeye odaklanır.

80/20 kuralını uygularlar

Başarılı insanlar önlerine gelen görevi yeniden yapılandırırlar. Temeli, temel bileşenlerinde görüyorlar. Görevi parçalara ayırır ve ilk önce uygulanması gereken en önemli şeyleri bulurlar. Bu dikkat çekici bir öğrenme stilidir ve buna pareto ilkesi denir. Bu, yüzde 20 oranında çaba sarf ederek sonuçların yüzde 80'ini elde etmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Hedef, sonuçların yüzde 80'ini verecek olan öğrenme materyalimizin yüzde 20'sini ayırmaktır. Sonuçta, hızlı öğrenen uzmanlar bu ideolojiyi zaten benimsediler. Siz de en büyük etkiyi elde etmek için bu zaman diliminde en önemli alt grup becerilerini öğrenin.

Zihinsel olarak her zaman öğrenci olarak kalmayı başarırlar

Kendilerini herhangi bir alanda "uzman" olarak değerlendirmezler. Uzman durumu birinin en yüksek potansiyeline ulaştığı pozisyonunu varsayar. Bu, kişinin kariyerinde heyecanlı bir zirveye ulaştığı anlamına gelir. Ayrıca,böyle bir durumda belirli bir bölgedeki bilgi susuzluğu azalmıştır. Başarılı insanlar, sürekli öğrenme istekliliği sayesinde daha hızlı ve daha iyi öğrenirler. Bir öğrencinin zihnine sahip olmak! Başarılı insanları birbirinden ayıran şey budur: Öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmazlar.

Bu yazı Sosyofikir için yasam.io tarafından hazırlanmıştır.
Tesettür Giyimde Fark Yaratan Koleksiyonlar

Tesettür giyim kadın giyiminde bambaşka bir dal olarak tanımlanabilir. Tesettür giyim tercih eden kadınların kaliteden asla vazgeçemeyen ve ağır bir tarza sahip olan kısmı belli başlıklı tasarım ürünleri giymeyi tercih eder. Bu tarz giyim tercih eden bayanlar en son trendleri yakından takip etmek istiyor. Bugünün dönemine ve kendi ruhuna uygun olan tesettür giyim ürünlerini tercih etmek isteyen bayanlar tesettür alanında ismini duyurmuş belli başlı koleksiyonlarda alışveriş yapmayı seçer. İşte bu yazımızda siz değerli okuyucularımız daha böyle bir bakış açısına sahip koleksiyon ve sayfalardan söz etmek istedik.

Şıklık Ve Rahatlığın Birleştiği Tasarım Gönül Kolat

Hem şıklıktan hem de rahatlıktan aynı anda vazgeçemem diyen kişilerden iseniz siz değerli okuyucularımıza Gönül kolat koleksiyonuna mutlaka göz atmanızı tavsiye ederiz. Tesettür abiye.com internet sitesinde söz konusu koleksiyonun tüm ürün görsellerini tek tek inceleme fırsatına sahipsiniz. Görsellere incelediğinizde onlarca farklı model tesettür giyim ürünlerini göreceksiniz. Bunlar arasında tunik, elbise,  pantolon, etek ve bluz gibi seçenekler var. Kalitenin ve farkın tadına varmak için tesettür giyim konusunda en doğru adreslerden olan bu siteyi ve Gönül Kolat koleksiyonunu mutlaka incelemenizi tavsiye ederiz.

Tesettür Giyimin En Doğru Adresi

Gönül kolat ürünleri zarafeti yazabileceğiniz parçalardan oluşur. Abiye tercih etmek istediğinizde de yine söz konusu bu koleksiyonun farklı ve inanılmaz seçeneklerini inceleyebilirsiniz. Dolayısıyla ürünler hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilmek için ve koleksiyona dair fikir elde edebilmek için hemen nokta nokta nokta adresine tıklamanız öneriyoruz. Siteyi incelediğinizde sayfanın müşterilerine sunduğu inanılmaz indirim fırsatları kampanyaları ve avantajları da öğrenebilirsiniz.
150 TL ve üzerinde ücretsiz kargo, %100 güvenli alışveriş imkanı, kapıda ödeme olanağı, 7 gün içerisinde iade veya değişim hakkı ve yurt dışında birçok yere gönderim gibi fırsatlar tesettür abiye.com adresine tıkladığınızda karşınıza çıkacak.  Dolayısıyla vakit kaybetmeden siparişinizi vermenizi öneririz.

Kısacası vakit kaybetmeden https://www.tesetturabiye.com/gonul-kolat adresini ziyaret etmenizi öneririz.



Video Pazarlama İçin Bilmeniz Gereken Her Şey Burada

Duyduklarınızı ya da okuduklarınızı zaman zaman unutabilirsiniz. Peki ya seyrettiklerinizi? Genel olarak hafıza yöntemleri ele alındığında görsel zekanın birçok kişide çok daha etkili olduğu sonuç çıkıyor. Kaliteli bir reklam ve ürün tanıtımının anahtarı ise bu sonuçtan yola çıkılarak şimdilerde video pazarlama yöntemleri ile gerçekleştiriliyor. Ürün ya da hizmet satışı yaptığınız bir sayfaya sahipseniz ve bunu çağın gerisinde geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriyorsanız ne yazık ki rakiplerinizin çok gerisinde kaldığınızı söylemek yanlış olmayacaktır.
Oysa günümüzde en etkili pazarlama yöntemleri arasında ilk sırada yer alan video pazarlama, sayfanızı ziyaret eden müşterilerinizin 2 dakikadan çok daha uzun süre sayfanızda kalmasına olanak sağlıyor. Bu süre arama motoru optimizasyonu olan SEO için oldukça altın değerinde bir süreyi işaret ediyor. Bir kullanıcının bu süre içerisinde sayfanızda kalması aradığını bulması olarak düşünülüyor.
Güzel, akıcı ve içeriğin tam olarak anlatıldığı bir video seyredilmekten zevk alınarak ürün ve hizmet satışını hızlandırıyor. Böylece arama motorlarında üst sıralara çıkarak çok daha fazla kitleye ulaşma şansı yakalamış oluyorsunuz. Rakipleriniz video pazarlama yöntemini çoktan keşfetmiş ve uygular hale geldiyse fakat siz henüz bundan haberdar değilsiniz neden satışlarınızın iyi olmadığını sorgular hale gelebilirsiniz. Oysa yapacağınız birkaç basit ve etkili hamle ile rakiplerinizi geride bırakmanız mümkün hale gelecek.
 Doğru sayfalara tıklayın, video pazarlama hakkında tüm gerçekleri ve detayları öğrenin. Bunun için kullanabileceğiniz, bilmeniz gereken her şeyi size sayfalarında sunan Videomarketing sitesi ile siz de bu alandaki tüm ipuçlarına sahip olacaksınız. İnsanların %55’lik kısmı videoları her gün çevrimiçi olarak izliyor. Facebook videolarının %85’i sessiz bir şekilde izleniyor. Yöneticilerin %59’luk kısmı aynı konu hakkında video ve metin olması halinde videoyu tercih ediyor. Açılış sayfasına eklenen bir video, ziyaretçilerin alıcıya dönüşme oranlarını %80’e kadar artırıyor. Bu ve bunun gibi genel eğilimlere bakıldığında video pazarlamanın önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Eğer siz de bu alanda kendinize bir yer edinmek istiyorsanız bu konunun ehli bir sayfayı tıklayın ve tüm detaylar parmaklarınızın ucuna gelsin.


Röportajımıza geçmeden önce bir kaç şey söylemek isterim. Sayın Yenal Akgün hocam benimde tasarım dersinden hocamdı. Bana mimarlık konusunda çok şey kattı.  Mimarlığı sevdiren bir yapısı ve kaliteli kişiliği ile her zaman saygı duyduğum hocamla bir röportaj yapmak istedim. Sonuç gayet keyifli oldu :) Ben okuyunca mimarlıkla alakalı çok şeyi yeniden düşünmem gerektiğini öğrendim. Mimarlık bağlamında bir çok konuda farklı ve özgün bilgiler bulabileceğiniz bir röportaj sizlerle. 


1-) Merhaba röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. İlk etapta Mimarlık ile ilgili sorulara geçmeden önce bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?



1978 Elazığ doğumluyum. İlkokul ortaokul ve liseyi İzmir'de okuduktan sonra mimarlık eğitimimi İstanbul Teknik Üniversitesi'nde 1999-2006 yılları arasında aldım. Daha sonra İzmir'e dönerek bir süre çeşitli ofislerde çalıştıktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine başladım ve bir süre sonra araştırma görevlisi oldum. Burada yapı bilgisi, bilgisayar destekli tasarım ve mimari proje dersleri verdim. Akademisyenliğe paralel olarak çeşitli mimari proje yarışmalarına farklı ekiplerle katıldım. Bu yarışmalardan 2 de ödül kazandım. Yüksek lisans sonrasında doktora eğitimim sırasında Stuttgart Üniversitesi'nin hafif Strüktürler ve Kavramsal Tasarım Enstitüsü'nde bulundum. Bu enstitüde dünyaca ünlü mimar/ mühendisler Frei Otto, Jörg Schlaich ve Werner Sobek ile çalışma imkanım oldu. Bu süreç, hem araştırmacı hem de mimar olarak olaya bakış açımda önemli farklılaşmalara ve gelişmelere yol açtı. Doktora sonrasında ise İzmir'de çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalıştım. Bu sırada meslek pratiği ile de ilişkilerimi gerek mimari proje yarışmaları, gerekse bazı proje işleriyle sürdürdüm. 2015'te yine bir ulusal mimarlık yarışmasında ödül kazandım. Bir süre kendi ofisimi freelance olarak devam ettirdikten sonra şu anda da Konak Belediyesi'nde mimar/ tasarımcı olarak çalışıyorum. Yani bir parça uygulamanın içine geri döndüm ve akademik kariyerime eğitimci olarak ara verdim. Ancak çeşitli jürilerde, derslerde konuk olarak akademiyle ilişkimi de sürdürüyorum.

 


2-) Mimarlık günümüzün en popüler meslekleri arasında ve herkesin bu meslek hakkında az çok fikri var fakat biz birazda işin eğitim kısmını öğrenmek istiyoruz. Yani kısacası mimarlık fakültesinde okuyacakları 4 yıl boyunca neler bekliyor?

Mimarlık eğitimi oldukça sabır gerektiren, maddi manevi yorucu bir eğitim. Bunu baştan kabul etmek gerekiyor. Hep sorulan bir soruya cevap olarak söyleyeyim, iyi resim çizebilmekle hiç ama hiç alakası yok. Çok iyi resim çizebilip mimarlığı hiç beceremeyen niceleri olduğu gibi tam tersi bir dolu örnekle de karşılaştım. Aslında mimarlık çok yönlü bir meslek ama temelini “tasarım” kavramı oluşturuyor. “İki rengi biraraya getirmek”, “iki farklı mekanı biraraya getirmek” ya da “iki farklı kıyafeti bir araya getirmek” aslında farklı mesleklere ait olsa da hep tasarım sorunları, ve cevabı da benzer bir eğitimden geçiyor... Mimarlık eğitimi de aslında tasarım eğitimi verilen tüm bu mesleklerin oluşturduğu piramidin bence en tepesinde olduğu için bütün tasarım alanlarına bir parça yakın olmanızı sağlıyor. Bu anlamda da penceresi ufku geniş insanlara ihtiyaç duyuyor. Ama tabi ki ilgi olmadan da olmuyor. İlgi duyuyorsanız ve vizyonunuz genişse herşeyin olumlu gelişmesi daha kolay. Yani,, eğitiminizin, yani mimarlığın, bir hayat biçimi haline gelmesi gerekiyor. Yoksa başarı gerçekten oldukça zor. Zaten içinizde bu eğilim varsa bir zaman sonra her olaya her nesneye tasarımcı gözüyle bakmaya başlıyorsunuz. O ışık yanmıyorsa da maalesef hiç yanmıyor ve eğitim büyük bir zulüm haline geliyor.

Daha somut konuşacak olursam daha ilk yıldan sabahlamalara alışmak, hazır olmak gerekiyor. Burada tek sorun iş yükünün çokluğu değil bence. Test tekniği gibi sorgulamaya çok açık olmayan bir sistemden herşeyi sorguladığın bir eğitime geçtiğinde öğrenci bocalıyor. Bocaladıkça işler uzuyor tabi. Sabahlamalar bence biraz da bundan. Gerçi bu sabahlama ortamları eğer grup halinde çalışılıyorsa keyifli de olabiliyor ama bu tarz bir zorluğa alışmak gerekiyor. Tabi sabır da önemli. Masa / bilgisayar başında saatler geçirmeye hazırlıklı olmak lazım. Çok uzun saatler, günler çalışmak başarının her zaman garantisi de olamayabiliyor. Günlerce uğraşıp hazırladığın proje daha ilk sunumda hocalar tarafından darmadağın da edilebiliyor. Bu yüzden bir parça eleştiriye açık olabilmek, yapılan eleştirilerden kendine birşeyler çıkarabilmek ve de sakin kalabilmek de önemli.

Yani bir sürü zorluğundan bahsettim ama bence tasarım (ve de mimarlık) eğitimi çok güzel ve de eğlenceli. İnsanın başka yönlerini tanımasına fırsat veren, yaratıcılık odaklı bir eğitim. Bu anlamda bence bütün zorluklara değer.

3-)En çok etkilendiğiniz mimar kimdir ve sizi nasıl etkilemiştir ? 

Tek bir mimardan etkilendim demek doğru olmaz. Bence hiçbir alanda tek pencereden de bakılmamalı zaten. Çeşitli yönlerini sevdiğim etkilendiğim birçok mimari grup var benim de. Rem Koolhas'ın mekan düzenini ve yenilikçiliğini severken, Tadao Ando ya da Peter Zumthor'un malzeme duyarlılığına, malzeme/ mekan arasında kurduğu ilişkiye hayran olmamak mümkün değil bence. Yıllar da geçse Mies'in mekan kurgusundaki akışkanlığa hayranlık duyarken, Heatherwick Studio ya da BIG'in çağdaş mimarlığını yok saymak olmaz. Ya da Rafael Moneo ya da Fernando Menis'în bağlamla kurduğu ilişkiyi... Bakış açısına göre beğenilerim de değişiyor yani.

4-) Herkesin tercih döneminde bölüm seçmesine bir şeyler vesile olmuştur. Peki, siz neden Mimarlığı seçtiniz ve verdiğiniz bu karardan hiç pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

Bence lise öğrencileri aslında meslekler konusunda çok da bilinçli değil. Bizim zamanımızda da değildi. Her devrin moda meslekleri oluyor ve herkes o mesleklere yöneliyor. Sonrasında o mesleğin modası geçince, ya da dışarıdan göründüğü gibi olmadığını farkedince hüsran yaşanıyor. Bazı moda mesleklerin piyasada karşılığı da o kadar geniş olmayabiliyor. Bunlar hep sorun... Mesela şöyle örneklerle de karşılaştım şimdiye kadar: “Mimarlık yazmayı düşünüyorum ama diyetisyenlik mi mimarlık mı karar veremedim” diyor öğrenci. “Git önce bir kafanı netleştir” diyorum bu tarz adaylara. Aslında onun da çok suçu yok: Puanının yettiği bölümler, o an moda olanlar ve kulaktan dolma bildikleri arasında sıkışıp kalıyor. O zaman da böyle acaip kafa karışıklıkları yaşanıyor.

Neyse bu kadar alakasız bilgiden sonra kendime geleyim. Ben de aynı bilinçsiz ekiptendim. Ama hep teknik disiplinlerden yanaydı gönlüm. Mühendislikler gibi. Aslında ben hep Makine mühendisi olmak istemiştim ve tercihlerimde de hep mühendislik yazmıştım. Tabi o zamanlar tercihlerini sınavdan önce yazıyordun. Bunları istiyorum deyip tercihlerini yapıp sınava öyle giriyordun. Sınavda olabilecek aksiliklere karşı da garantici bölümler de yazmak gerekiyordu yani:) Ben de dürüst olmak gerekitse bir anlık tercihler, sınav anındaki baz hatalar vb etmenlerle kendimi İTÜ Mimarlık Bölümü'nde bulmuştum. Bir yandan komik gelir bana hala, çünkü o kadar tercih iindeki tek mimarlık bölümü ve tek İstanbul tercihiydi. Bu kadar zaman sonra geriye baktığımda ise “iyi ki İTÜ Mimarlık Bölümü'nü” kazanmışım diyorum ama. Bugün sınava tekrar girsem tekrar mimarlık yazarım. Yaptığım işin beni yansıttığını düşünüyorum. Mimar olarak çalışmak ya da mimarlık eğitiminin bana kattığı hayata bakış açısından dolayı gerçekten mutluyum.

5-) Eğitim sistemimiz hakkında hemen hemen herkesin eleştirdiği belli başlı noktalar var. Peki, sizin Mimarlık Fakültesinde verilen eğitimde eleştirdiğiniz kısımlar nelerdir? 


Bence mimarlık eğitimi ile ilgili en önemli sorun bölüm ve kontenjan sorunu. Diğer sorunlar çözülür. O kadar çok mimarlık bölümü var ki... Bence gereğinden fazla mimar mezun oluyor her sene ve bu da mesleğin değerini düşürüyor. Üstelik ister inanın ister inanmayın ama bazı mimarlık bölümlerinde bir tane bile mimar öğretim üyesi yok. Hocaları arasında aşçı olmayan aşçılık bölümü olur mu ki mimarlıkta da olsun. Bu tarz bölümlerden yetişen öğrenci de yukarıda anlattığım mimar bakış açısına ne yazık ki asla sahip olamıyor. Boşu boşuna okumuş oluyor. Bu anlamda üniversitelerin bölümleri arasında inanılmaz bir kalite farkı var. Ama bizim mevzuatımıza göre her nereden mezun olursa olsun, ya da hangi bilgiye sahip olursa olsun mezun olur olmaz istediği büyüklükte yapıya mimar olarak imza atma yetkisine sahip oluyor. Mimarlık eğitimi alamamış mimarların imzaladığı, tasarladığı (??) binalarla doluyor çevremiz sonunda da. Eğitimle ilgili bence en önemli sorun bu.

Yoksa çok çalıştırılmak, bazen değerlendirme kriterlerinin öğrenciye çok subjektif gelmesi (bazen de gerçekten subjektif olması) gibi öğrenciye büyük sorunmuş gibi gelen şeyler aslında en kolay çözülecek konular.

6-) Mimarlık oldukça zor bir bölüm ve sanırım derslerde zorlanmamak pek mümkün olmuyor. Peki, eğitim hayatınızda en çok zorlandığınız ders hangisi oldu?

Eğitim hayatımda en zorlandığım ders “Temel Tasarım” oldu. Pekçokları için de böyledir eminim. Zira lisede alıştığın eğitimden bambaşka birşeyle karşılaşıyorsun, ve bunla da pat diye karşılaşıyorsun. Bundan büyük bir adaptasyon sıkıntısı olamaz. “”Neyin içine düştüm” diyebiliyorsun ilk anda. Hele benim gibi lise hayatında bile çok analitik düşünmüş birisi için. Zaten bir ekstra bilgi vereyim: Mimarlık bölümü en çok 1. sınıfta bırakılıyor. Bu adaptasyon sorunundan ötürü. 1. sınıfı aşınca herşey daha kolay yürüyor. Derin denize atılarak yüzmesi beklenen biri gibi oluyorsun bir parça. Yüzebilirsen deniz çok güzel:) Ama boğulma ihtimalin de var. Bunu göze almak gerekiyor.

7-) Gelecekte bu bölümde okuyacak kişilerde sizce ne gibi özellikler bulunmalı? 



Aslında sohbetin başından beri epeyce özellik sıraladım sanıyorum. Resim yapma örneğini verdim ama adayın kendini BENCE nasıl test edebileceğini anlatmadım:) Gözünü kapattığında içinde bulunduğun ortamı gözünde canlandırabiliyorsan, ya da bir odayı, mekanı tariflediğimizde gözünde canlanabiliyorsa mimarlık eğitimi almak için maya var demektir. Sonrası zaten öğreten kişinin sorunu. Öyle ya da böyle öğretiliyor iyi bir okulda. Tabi bunun yanında sabır, belirli bir iş disiplini, okumayı ve gezmeyi sevmek, bir parça da sağlam bir sinir yapısı şart. Son söylediğim özellikle ilk yıl şart.:)

8-) Ülkemizde son yıllarda gündem olan kentsel dönüşüm yavaş yavaş başlıyor. Bu durumun mimarlara olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

Kentsel dönüşüm konusu başlıbaşına birden çok konferansa konu olabilir. Ben kentsel dönüşümün tekil bina bazında yapıldığında kent için çok da faydalı olduğuna inanmıyorum. Yani bir bina yıkılıp aynı kat sayısında (çoğunluklukla da birkaç kat daha yüksek) yapılınca o sokak daha iyi olmuyor. Yeşil artmıyor, çoğunlukla kaldırım genişlemiyor, otopark üretilmiyor. Kısaca kentlerimizi güzelleştirme anlamında çok işe yaramıyor. Ama tabi hem eski ve depreme dayanıksız binanın yenilenmesi, hem de inşaat sektöründeki mimar dahil aktörlere daha fazla iş çıkmasını sağlıyor ama keşke bina bazında değil de bölge bazında dönüşüm yapılabilse. O zaman bu işten kentlerimiz de daha karlı çıkacak.

9-) Türkiye’de Mimarlık hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Bu da oldukça uzun konuşulabilecek bir konu. Aslında ara ara çok çok iyi örnekler de ortaya konsa da ülkenin mimarlık yaklaşımını çok da başarılı bulmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bir kere iyi kent iyi yöneticiler ve iyi mimarlarla oluşur ancak yukarıda saydığım sebeplerden ötürü mimar kalitemiz de düşük. Tabi ki mal sahibi, yatırımcının da beklentileri de mimarlığın seviyesine direkt etki ediyor. 1 cm bile alan kaybetmeme kaygısı, yapının nitelikli olmasının önünde çoğu zaman. Ya da bunu kaça satabilirim kaygısı. Okulda üretilen kalitede projeler maalesef piyasada çoğunlukla bu sebeplerden ötürü çıkmıyor. Bir diğer sorun da tek tipleşme. Aynı apartman mimarisini ülkenin neresine gitsek görürüz ama Artvin'in coğrafi ve iklimsel koşulları ile Antalya aynı mı? Ama aynı mimarlık her yerde uygulanıyor. Buna biraz da yönetmelikler de sebep oluyor.

Yani özetle konu çok bilinmeyenli bir denklem.

Bu röportaj için Yenal Akgün hocamıza teşekkürlerimizi sunuyorum :)

Umarım siz okurlarımız içinde keyifli bir röportaj olmuştur.
Telefon Tercihleri Kullanıcıları Zorlamaya Başladı!






Teknoloji dünyasının en popüler ürünlerinden olan akıllı telefonlar, son birkaç yıldır büyük bir değişim geçirmeye başladı ve bu değişim sürecine, dünyanın birçok farklı noktasında da yeni isimler katılmaya başladı. Yepyeni bir sektör haline gelmeye başlaması yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe dayalı olan akıllı telefon, en nihayetinde günümüzün en popüler teknolojik ürünleri arasında yer alıyor.

Tüketiciler tarafından yoğun bir ilgi ile karşılanan ve bu ilginin satış miktarlarında da kendini göstermeye başlaması, birçok farklı ismin de telefon üretim sürecine dahil olmaya başlamasına vesile oldu. Bu sürecin ardından içinde bulunduğumuz dönem itibariyle kullanıcıların dikkatini daha çok çekmek isteyen ve global satış yüzdelerini artırmak isteyen üreticiler, başta akıllı telefonların tasarımları olmak üzere birçok farklı noktada farklılaşmanın yolunu arar oldular. En nihayetinde birçok farklı tasarım, özellik ve donanımsal yapıları ile birbirinden farklı markanın birçok yeni ürünü raflarda yer almaya başladı.


Söz konusu olan bu değişim sürecinin başlaması ile beraber de özellikle son yıllarda tüketiciler telefon tercihleri yaparken ciddi anlamda zorlanmaya başladılar. Hem kısa döneme kadar inen yeni cihazların lanse edilmesi hem de tasarım ve donanım tarafından iddialı ürünlerin kıyasıya rekabete girişmesi, kullanıcıların bu tercih zorluğunu daha da ileri bir noktaya taşımış oldu.

Bu süreçte Apple, Samsung ve LG gibi teknoloji dünyasının öncü isimleri varlığını sürdürürken, Xiaomi, OnePlus, Meizu ve Huawei gibi Çinli isimlerin de global arenada kendilerini göstermeye başlaması ve rekabet konusunda ciddi bir atılım gerçekleştirmesi, kullanıcıların mevcut olan tercih sorunlarını daha da büyük bir çıkmaza sokmuş oldu. Nitekim sektörde kullanıcı elde etmek isteyen akıllı telefon üretici firmalar, yeni telefonlarında çok daha yenilikçi bir strateji izleme yolunu tercih etmeye başladılar.

En büyük zorluk, tasarım farklılıkları ile belirgin oluyor!

Son birkaç yıldır teknoloji dünyasını internet üzerinden takip eden kullanıcıların, en çok rağbet gösterdikleri yazılı ve video içerikler arasında telefon incelemeleri yer alır oldu. Elbette ki en çok rağbet gören içeriklerin başında akıllı telefon incelemeleri konusunun yer almasında, tüketicilerin tercih yapmakta ciddi anlamda zorluk yaşaması yer alıyor.


Daha önceleri akıllı telefon dünyasında ismi en çok geçen ismin Apple ve iPhone olmasını takip eden kısa vade içerisinde başta Samsung olmak üzere birçok teknoloji devi, Apple’ın karşısında ciddi bir rekabet sergilemeye başladı. Bu süreçte kullanıcılar, daha çok donanım ve yazılım detaylarına dikkat ederek tercihlerini yapıyorlardı. Apple’ın iOS mobil işletim sürümünün de hem kullanıcı dostu yapısı hem de donanım ve yazılım birlikteliğinden doğan çok yönlü işlevselliği ile birçok kullanıcı, tercihini kolaylıkla Apple’ın iPhone modelleri tarafından yapmaktaydı.

Bu süreçte Google tarafından desteklenen Android mobil işletim sisteminin de çok ciddi bir yol kat etmesi ile beraber kullanıcılar, iOS ve Android tercihinden çok daha fazlasını aramaya başladılar. Dada sonraları kamera ve işlemci gibi özelliklere dayalı seçimler kendini göstermeye başladı. Zira akıllı telefonların gelişim sürecinde donanımsal anlamda çok ciddi sıçramalar kendini göstermekteydi.

Günümüze gelindiği vakit ise Apple, Samsung, LG, Huawei, Xiaomi, Motorola ve Meuzi gibi firmaların telefonları, donanımsal anlamda ciddi benzerlik göstermeye başladı. Her ne kadar kamera, işlemci ve grafik birimi tarafında halen daha Apple’ın iPhone modelleri ciddi bir üstünlük sağlıyor olsa da günlük kullanımlar hesaba katıldığında, güncel telefonların birçoğu kullanıcısını donanımsal anlamda zora sokmayacak noktaya ulaştı.

En nihayetinde ise günümüzde kullanıcılar, sadece iOS ve Android işletim sistemi tercihi kararından farklı olarak, en büyük etmenler arasında olan tasarım tarafına da önem vermeye başladı. Bu noktada da Google’ın akıllı telefon modelleri piyasada yer almaya başladı ve tasarım rekabetinde ciddi bir süreç başlamış oldu.

Akıllı telefon tasarımları, firmalar arasındaki en büyük rekabet alanı olmaya başladı!

Son birkaç yıldır başta akıllı telefon modelleri olmak üzere mobil cihazlar için en büyük tasarım atılımı, çerçevesize yakın tasarım anlayışı ile ortaya çıktı. Bu süreçte üretici firmalar, akıllı telefonlarının ekran boyutlarını artırarak, cihazların kasa oranını düşürürken ekran boyutunu artırmayı başarmış oldular. Kullanıcılar tarafından yoğun talep göre büyük ekranlı telefonlar da nitekim büyük cihazlardan haz etmeyen kullanıcılar için de satın alınabilir seviyeye ulaştılar.

Bununla beraber estetik açıdan da ciddi bir farklılık sunmaya başlayan çerçevesize yakın akıllı telefon anlayışı, Samsung’un Galaxy S6 modelleri ile birlikte sektörde başlangıç yapmış oldu. İlk etapta kavisli erkan ile yola çıkan Samsung’u Apple, Xiaomi ve LG gibi firmalar da takip etmeye başladı.



En nihayetinde de tasarım anlamında da birbirine benzemeye başlayan akıllı telefonların tercihinde kullanıcılar, tek bir paket içerisinde en iyi deneyimi sunan modelleri tercih etmenin yolunu aramaya başladılar. Bu süreçte de elbette ki akıllı telefon incelemelerine olan rağbet, zirve seviyelere kadar ilerlemiş oldu.

Tüm bunların dışında şu an için fiyatlandırma politikası bir kenara bırakılırsa kullanıcıların telefon tercihi konusundaki en büyük sorunsalı, iOS işletim sistemi tercihi ve Android işletim sistemi tercihi üzerinde kalmış kalıyor.

iOS tarafında tek seçeneğin iPhone modelleri olduğu hesaba katıldığında, asıl büyük karmaşa Android işletim sistemi taşıyan akıllı telefon modellerinde oluşuyor. Çinli firmalarında çok ciddi telefon modelleri ile global pazarda yer almaya başlaması, Android tarafındaki rekabeti büyük oranda etkilemeyi başardı.


Özet olarak belirtmek gerekiyor ki akıllı telefon dünyasındaki üretici firmaların telefon modelleri, birçok açıdan birbiri ile benzer bir yaklaşım sunmaya başladı. Bu süreçte kullanıcılar, başta güvenlik kaygıları olmak üzere birçok açıdan iOS ve Android işletim sistemi tercihlerini yapmaya başlamış olacak. Lakin pazar araştırmalarından elde edilen bilgilere göre kullanıcıların telefon tercihleri, birbirine benzeyen ve artan fiyatlara sahip modellerden dolayı, giderek daha da zor bir hale gelmeye devam edecek gibi görünüyor.


Tüm Boncuk Modelleri En Uygun Fiyatlarla

Doğal taş ve boncuklar, takı tasarımı sanatının her döneminde en çok kullanılan malzemeler arasında yer almıştır. Zira her ikisi de, çok sayıda renk, biçim ve ebat seçeneğine sahiptir. Bu bakımdan, boncuk çeşitleri doğal taşlara kıyasla daha kullanışlı bir takı malzemesidir. Zira doğal taşlar doğadaki hallerinin cilalanmış ve biçim verilmiş hallerinden ibaretken, boncuk modelleri suni olarak üretilebildikleri için çok daha fazla sayıda seçenek sunmaktadır. Boncuklar; şekillerine, ebatlarına ve üretimlerinde kullanılan materyale göre çeşitli kategorilere ayrılır. Örneğin plastikten üretilen boncuklar, sayıca bir hayli fazladır ve en ucuz takı malzemeleri arasında yer alır. Ancak cam cürufu gibi özel materyallerden üretilen, çok daha gösterişli ve etkileyici boncuk çeşitleri de mevcuttur.

Miyuki Boncuk Çeşitleri Satın Al


Miyuki boncuk çeşitleri, bunların başında gelir. Japonya’daki aynı adlı fabrikada üretilen miyuki boncuklar, 1960’lı yıllardan bu yana piyasada bulunabilmektedir. Dayanıklılık, kullanım kolaylığı ve kalite bakımından tartışılmaz bir üstünlüğe sahiptirler. Nitekim Miyuki firması, dünyanın belki de en büyük boncuk üreticisidir ve delica boncuk gibi çeşitlerin de patent sahibidir. Miyuki boncuk çeşitleri, tüm takı modellerinde rahatlıkla kullanılabilir. Ancak en çok miyuki bileklik modelleri üzerinde kullanıldıklarını görebilmek mümkündür. Miyuki bileklik yapımı oldukça kolaydır ve bu nedenle amatörler tarafından dahi rahatlıkla yapılabilmektedir. www.prestijboncuk.com/miyuki-boncuk

Miyuki Bileklik Nasıl Yapılır?

Gerçekten de, miyuki boncuk bileklik yapımı için ihtiyacınız olan tek malzemeler miyuki boncuk çeşitleri ve bir adet iptir. Arzuya göre misina ipi veya bu iş için üretilmiş miyuki boncuk ipleri kullanılabilir. Boncukları ip üzerine dizip iki ucunu birleştirerek, dakikalar içinde miyuki bileklik üretmeniz mümkündür. Prestij Boncuk web sitesi, boncuk çeşitlerinin ve kalitesinin takı imalatı için olan önemini bildiğinden, hobi tutkunlarına bu bakımdan en çok sayıda seçeneği en uygun fiyatlarla sunar. Tüm boncuk çeşitlerimiz, onlarca farklı renk seçeneğine sahiptir. Boncuk fiyatları ise hiçbir zaman bütçenizi zorlamayacak niteliktedir. Web sitemizden sipariş verip, ürünlerinizi kargo ile teslim almanız, hatta arzu ederseniz ödemenizi de kargo görevlilerine yapmanız mümkündür.