Seçtiklerimiz

Kaliteli Cami Halısı

            Müslümanların ibadetlerinde oldukça önemli bir yer kaplayan camilerin bakımı ve iç donanımı da oldukça önemlidir. Çelebizade halı firması 1994 yılından bu yana cami halıları üretiminde öncü durumdadır. Hizmet kalitesinden ödün vermeden çalışmakta olan firmamız dünya çapında kabul görülmektedir. Pek çok desen ve renkte üretilen cami halısı kaliteden ödün vermeyen hizmet anlayışının bir sonucu olarak doğmuştur.




 Uzun Süreli Kullanım

            Camiler Müslümanların günün her saati ziyaret ettikleri mekanlar olmasının yanı sıra kendileri ile de baş başa kalmak için sık sık gittikleri mekanlardandır. Bu neden ile cami halısı seçiminde oldukça hassas davranmak gerekir. Özellikle kaliteli ürünler seçilmeli ki uzun süre verim alınabilsin. Cami halısı kalitesiz olursa halılarda kısa süre içerisinde aşınma ve yıpranma meydana gerecektir. Bu da yeni bir halı almayı gerektirecektir. Kısa süre içerisinde defalarca halı değiştirmek yerine bir kez kaliteli bir ürün alıp uzun yıllar yıpranmadan kullanmak oldukça iyi bir alternatiftir.

            Cami halısı üretimi yapan firmamız kalitenin yanı sıra sağlığa da önem vermektedir. Gün içerisinde cami halıları üzerinde pek çok kişi ibadet için bulunmaktadır. Bu da olası rahatsızlıkları beraberinde getirebilir. Bu neden ile camiler için seçilecek halıların sağlıklı olmasına özen gösterilmelidir. Konuya fazlası ile önem veren firmamız Türkiye'de ilk kez anti bakteriyel halı üretimine başlamıştır. O zamandan günümüze kadar da bu hizmeti geliştirerek devam ettirmiştir.

 Farklı Desenler

            Farklı renk seçeneklerinin de sunulduğu halı çeşitleri genellikle kaymaz tabanlı olarak üretilmektedir. Tercihe göre duvardan duvara da üretilebiliyor. Toz ve tüy bırakmayan bir yapıda üretilen halılar anti septik özellikleri ile de dikkat çekiyor. Bu sayede cami halısı üzerinde herhangi bir biçimde mikrobun barınmasına izin vermiyor. Bu da hastalıların yayılmasını engellemiş oluyor.
 Üretimini sürekli olarak çeşitlendirerek kendini yenileyen firmamız saflı cami halısı modellerini de üretmektedir.

            Saflı cami halısı camilerde en çok tercih edilen modeller arasındadır. Bu halının yapısı gereği cami cemaatinin namaz esnasında safları düzenli bir biçimde sağlamasına yardımcı oluyor. Saflı cami halısı modelleri arasında onlarca renk seçeneği bulunuyor. Bu ürün kategorisinde üretilen halıların farklı renklere sahip olmasının yanı sıra aynı renkte farklı tonları da bulmak mümkündür.

 Dünya Çapında Bir Kalite


            2014 yılından bu yana üretimleri ile dünyaya açılan firmamız giderek artan talepleri karşılamak için yeni tasarımlar geliştirmektedir. Son yıllarda cami halılarında en çok tercih edilen modellerin arasında göbekli cami halısı da bulunuyor. Göbekli cami halısı şık ve estetik görünüm sebebi ile tercih edilmekteyken caminin iç dekorasyonuna da uyum sağlayacak pek çok model bulunuyor. Cami içerisinde tercih edilen halı desenlerinin doğru seçilmesi hem caminin mimarisini ön plana çıkarak destekleyecek hem de ziyaretçilerine görsel bir zarafet sunacaktır. Göbekli cami halısı çeşitleri de diğer halı çeşitleri gibi kaymaz tabanlı ve anti septik özelliğe sahiptir. Farklı motifler ile üretilen halıların yanı sıra aynı motifte fakat farklı renkte olan ürünler de bulunuyor. Yüzlerce cami halısı modeli arasında her caminin yapısına uygun bir renk ve desen mutlaka çıkacaktır.

            Tecrübeli bir ekip ile 20 yılı aşkın bir süredir sektörde hizmet veren firmamız duvardan duvara halıların montesi için de destek sunmaktadır. Ürettiğimiz hizmetin kalitesine sonuna kadar güvenmenin yanı sıra bu kaliteyi de uluslararası düzeyde ve ISO 9001 gibi çeşitli kalite sertifikaları ile kanıtlıyoruz. Uzun süreli kullanım ve sağlıklı bir ortam için ürettiğimiz cami halıları renk ve motifleri ile de tüm dünyanın dikkatini çekecek düzeydedir.



12 Dev Adam Eurobasket 2017 D Grubu final maçında,grupta sıralamayı belirleyecek mücadelede Letonya'ya 89-79 mağlup oldu ve grubu 4. sırada tamamlayarak C Grubu lideri İspanya ile son 16 turunda eşleşti.Millilerimizin büyük çaba sarfettiği ve son dakikalara başa baş girdiği mücadele malesef mağlubiyet ile sonuçlandı.Karşılaşma ile ilgili düşüncelerimi sizler ile paylaşmak isterim.



Letonya maça temposu yüksek bir oyun anlayışı ile başladı.Hücum sürelerinin hemen hemen ilk 10 saniyesi içinde hücumu bitirme çabası göstermeye çalıştılar.Biliyorsunuz millilerimizin daha önceki mücadelelerinde yapmış olduğu savunma ve müdafaa gayreti dikkatleri üzerine toplayan bir unsurdu.Bu savunmamıza karşı rahat sayı bulmak adına rakibimiz tempoyu yüksek tutmak amacındaydı.Timma'nın post oyunları üzerinden yaptığı asistlerle sayı bulan Letonya ayrıca yıldız ismi Porzingis'e karşı aldığımız ikili sıkıştırma önlemini ekstra paslar ile boş üçlük imkanı bularak bu durumu avantaj haline getirmeyi başardı.Neyseki buldukları 4 üçlük fırsatından sadece bir tanesini isabete çevirmeyi başarmaları ilk çeyreği sadece 2 sayı geride kapatmamızı sağladı.

Millilerimiz ise Melih Mahmutoğlu'nun performansı ile etkileyici bir başlangıç yaptı.Melih Mahmutoğlu ilk çeyreğe 11 sayı sıkıştırmayı başardı.Özellikle hızlı hücumlarda potaya giderek hanemize sayı yazdırmayı başaran Melih Mahmutoğlu ilk çeyreğin kahramanıydı diyebiliriz.Genel anlamda milli takımımızın ilk çeyrekteki hücum düşüncesinden bahsedecek olursak;boyalı alanı görmeye çalışarak,içeriyi zorlayarak,boyalı alana top indirmeye çalışarak sayı bulmayı arzulayan bir hücum düzeni görüntüsünden söz edebiliriz.Bu hücum düzeninde ısrar edilmesinin nedeni Kristaps Porzingis'i fiziksel anlamda yıpratmak ve faul problemine sokmakdı.Ufuk Sarıca'nın akıl dolu bu hamlesine dikkat çekmek isterim.

24-22'lik skor ile 2 sayı geride başladığımız ikinci çeyreği pek iyi geçirdiğimiz söylenemez.İlk periyotta benimsediğimiz boyalı alandan sayı bulma fikrini bu periyotta sürdürmeye elimizden geldiğince devam ettik ancak ilk çeyrekteki kadar başarılı değildik.Israrla Semih Erden'in Porzingis'i sırtına alıp potaya gitmesini ve sayı bulmasını sağlamayı denedik.Bununla birlikte kısalarımız içeriyi zorlayarak çemberi görmeye çalıştılar.Boş döndüğümüz hücum sayısı çoğalmaya başladı ve zorlama şutlara yöneldik.Kısacası hücum disiplininden uzaklaştık istediklerimizi yapamamaya başladık.Furkan Korkmaz'ın bu dakikalarda yaptığı top kayıpları her şeyi açıklar nitelikteydi.Düşüncelerimizi uygulayamıyorduk.

Tüm bu olumsuzluklar ile birlikte Letonya'ya ardı ardına hızlı hücum fırsatı verdik.Korktuğumuz başımıza geldi ve Kristaps Porzingis sahneye çıktı.Oyunun temposunun da yükselmesiyle birlikte Porzingis'in yıldızlaşmasına ardı ardına sayılar bulmasına engel olamadık.Porzingis'e indirilen toplar canımızı çokça yaktı.Aynı hücumu üst üste üç defa deneyip 6 sayı çıkarmaları ikinci çeyreği ne kadar kötü geçirdiğimizi gözler önüne serdi.İlk yarıyı 9 sayı geride 47-38'lik skor ile kapattık.Letonya'nın bu periyotta attığı 23 sayıya sadece 16 sayı ile karşılık verebildik.


Letonya Dersine İyi Çalışmış

Milli takımımızın ilk yarıda daha önceki karşılaşmalarında gösterdiği müdafaadan eser yoktu.Letonya'nın dersine iyi çalıştığı aşikar.Savunmamızı temposu yüksek ve seri hücumlar ile aşmaları kimseyi şaşırtmamalı.Hızlı oyun kurmaları gerçekten takdir edilesi.Porzingis ismini de tam zamanında devreye sokarak soyunma odasına büyük avantaj ile girdiler.Airnars Bagatskis'i tebrik etmek gerek.



İkinci yarıya tıpkı ilk iki periyotta ısrarcı olduğumuz planlamayı uygulayarak başladık.Semih Erden'in sırtı dönük oyunlarını kullanarak Porzingis'i oyundan düşürmek.Tüm yaptıklarımıza gösterdiğimiz çabalara bu sefer gölge düşüren çalınan tartışmalı düdükler oldu.Rakibimiz bu düdükler ile farkı 12 sayıya kadar çıkardı.

Çeyreğin ikinci 5 dakikasında sertlik iyice tavan yaptı.Harcanan efor ve enerji hat safhaya ulaştı.Sürekli olarak hücumlarımızı faul yaparak durdurup serbest atış imkanı vermelerine rağmen kaçırdığımız serbest atışlar farkı kapatmamıza mani oldu.Porzingis'in kenarıya alındığı çeyreğin son 4 dakikasında sazı elimize alıp farkı 6 sayıya kadar düşürdük.Son çeyreğe 10 sayı farkın altında girmemiz gerçekten çok önemliydi.Daha önceki yazımda belirtmiştim.10 sayı farkı ''Psikolojik Baraj'' olarak tanımlıyorum.

Son 10 dakikada oynanan oyundan bahsedecek olursak periyoda iyi başlayan taraf olduk.İlk birkaç dakika sayı attırmadık Letonya takımına.Hızlı hücumlar ile etkili olduk ve Porzingis'e karşı olağanüstü bir savunma gösterdik.Adeta ''Dişe diş,kana kan'' olarak tabir edebileceğimiz sertliğin dozunun arttığı bir mücadele izledik son çeyrekte.Melih Mahmutoğlu'ndan gelen talihsiz sportmenlik dışı faule kadar maça ortak olmayı başarmıştık.Bu faulden sonra oyundan düştük,Cedi Osman'ın sorumluluk almasına rağmen üstünlük el değiştirmedi ve karşılaşmadan mağlubiyet ile ayrıldık.



Aynı Bireysel Performanslar,Aynı Senaryo

Millilerimizin bireysel performansları grupta oynadığı diğer karşılaşmalar ile hemen hemen aynı görüntüyü verdi.Cedi Osman'ı gerçekten ayakta alkışlamak gerek.Takımın skor yükünü sırtlaması dışında,ribaund alması,asist yapması,çekinmeden sorumluluk alması ve tercih konusunda hata yapmaması NBA'de kalıcı olabileceğinin sinyallerini bizlere göstermekte.

Melih Mahmutoğlu takımın skor yükünü çeken bir başka isimdi.Yine yapması gerekeni yaparak kendisinden istenilen katkıyı fazlasıyla verdi.Zaman zaman takımı ateşleyen parça oldu.

Cedi Osman ve Melih Mahmutoğlu ikilisi dışında Semih Erden'in gösterdiği performanstan memnun kaldığımı söyleyebilirim.Sezonun büyük bir kısmını oynayarak geçirmemesine rağmen harika bir turnuva geçiriyor.Ayrıca Kenan Sipahi ve Erkan Veyseloğlu'nun ellerinden geleni yaptıklarının apaçık ortada olduğu kanaatindeyim.

Gecenin hayal kırıklığı ise Sinan Güler oldu.Turnuvanın başından beri çoğumuzu hayal kırıklığına uğratan bir Sinan Güler izledik.Bu takımın kendisine ihtiyacı var.İspanya maçında kendisinden iyi performans beklenecektir.


İstenen Milli Takım

40 dakika sonunda galip gelemesek de maçın her saniyesini yüreğiyle,kolunu bacağını parke üzerine bırakacakmışcasına,her şeyini ortaya koyarak oynayan bir milli takım seyrettik.Tribünler,atmosfer muhteşemdi,taraftar görevini layıkıyla yerine getirdi.Gerçekten gurur duyulası bir takım olduklarını ortaya koydukları bu karakter ile ispatladı bu takım.Galibiyet,mağlubiyet hiç önemli değil.Bu millet sahaya ruhunu yansıtan,savaşan bir milli takım istiyor ve bu takım bunu başardı.




Milli takımımıza gelecek karşılaşmasında başarılar diliyorum.


Zeki Baş


Özel Günleriniz İçin Yepyeni Bir Site


Göz Dolduran Tasarımlar

            Kalbinin attığı kadar canlısın, gözünün uzağı gördüğü kadar genç. Sevdiklerin kadar iyisin... diyenler yanılıyor olamaz. Sevdiklerinize zaman ayırmak dünya telaşı içinde oldukça zor olsa da onlara her zaman aklınızda olduklarını hatırlatacak anlar var. Bu özel anlarda onlara Kişiye özel hediye alternatiflerimizden birini seçerek hediye edebilir, mutluluklarını ikiye katlayabilirsiniz. Özel fotoğraf baskılı tişörtler, fotoğraf kolajları, ahşap görünümlü, fotoğraflı duvar saatleri, imza sitiliyle isim yazılı kemerlerden cüzdanlara, kalemlerden anahtarlıklara kadar bir çok hediyeye sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca çiftlere özel tavla, tişörtler ve kupalar tasarım ürünlerimiz arasındadır.

 Anıları Canlandıran Kalemler

            Söz uçar yazı kalır. Peki bir hediye ne kadar unutulmaz olabilir. Size iyi haberlerimiz var. Çeşitli boy ve ebatlarda onlarca şık tasarım hediyelik kalem, özel ürünlerimiz arasında sizleri bekliyor. Kaliteli malzeme ve işçilikle üretilen kalemlerimizin üzerine ister sade bir isim, ister imza stilli bir isim soy isim, ister baş harfleriniz gibi değişik şekilde yazılar yazılabilir. Kalemler tekli olarak satıldığı gibi set olarakta satın alınabilir. Özel tasarımlı kutusunda anahtar ve kalem setleri, kartvizitlik, anahtarlık ve kalemden oluşan üçlü set ve usb, kalem ve kartvizitlikten oluşan üçlü set şeklinde de sitemizde bulabilirsiniz. Hat yazılı deri kalem en tercih edilen modeller arasındadır.

 Hediye Almanın Kolay Yolu

            Günlerce gezmenize, o önemli gün için en iyi hediyeyi aramanıza bunun için kilometrelerce yorulmanıza gerek yok. Size yepyeni alternatifler sunan hediyefabrikasi ile evinizde rahat rahat uzanırken dikkatinizi tamamen alacağınız hediyeye verip, yorulmadan, zaman kavramına takılıp kalmadan seçim yapabilirsiniz. Güvenli alışverişin yeni adresi olan site adı gibi adeta bir hediye fabrikası. Özel güne göre ve cinsiyete göre ayrılmış kategorilerimiz sayesinde seçeceğiniz hediyeye daha hızlı ulaşabilirsiniz. Siteye üye olduktan sonra sepetinize eklediğiniz ürünleri en uygun fiyat garantisi ve değişik ödeme seçenekleriyle alabilirsiniz. Zaman zaman ürünler üzerinden yapılan indirimleri sitemizden takip edebilir, böylece istediğiniz ürünleri daha uygun fiyatlara alabilirsiniz. Üstelik tüm ürünler ücretsiz şekilde hediye paketi yapılıp, özel olarak tarafınıza kargo edilir, kusursuz bir hediye alma işlemi gerçekleştirirsiniz.


Sevdiklerinize Kendilerini Daha Özel Hissettirebilirsiniz!


            Özel günlerde sevdiklerimize hediye seçerken kendilerini özel hissetmeleri için en güzel hediyeleri seçmeye çalışırız. Hediye seçerken karşımızdaki kişinin cinsiyeti, beğenileri, hobileri ve daha birçok unsuru göz önüne almamız gerekir. Çoğu zaman ne yazık ki onlar için özel bir hediye bulamaz ve klişe seçenekler arasından seçim yapmak zorunda kalırız. Ancak artık sevdiklerinize tamamen onlara özel hediyeleri hediyesepeti.com ile verebilirsiniz!

            Hediye sepeti ile sahip olacağınız ayrıcalıklar dünyasında elde edeceğiniz avantajlar ve hediye seçenekleri ise şöyle:

            - Kişiye özel hediye: Hediye sepeti kişiye özel hediye seçeneği ile aldığınız hediyeleri özelleştirmenizi ve karşınızdaki kişinin kendini daha da özel hissetmesini sağlıyor. İsim baskılarından fotoğraf baskılarına çeşitli imkanlarla seçtiğiniz hediyeleri özelleştirerek sevdiklerinizi mutlu edebilirsiniz. Kişiye özel hediyeler birçok farklı ürün grubunda geniş tercih seçenekleri ile beğeninize sunulmuş durumda!

            - Geniş ürün seçeneği: Kadın ve erkek hediyelerinden özel günlere kadar ihtiyacınız olan tüm hediye gruplarına bir arada Hediye Sepeti ile ulaşabilirsiniz. Kategorilendilmiş ürün gruplarının yanı sıra özelleştirilmiş arama seçenekleri ile de sevdiklerinize en uygun hediyeleri hızlı bir şekilde bulabilir ve hediye almak için haftalarca zaman kaybetmeden hızlı bir şekilde hediyelerinizi seçebilirsiniz.

            - Farklı hediye seçenekleri: Sevdiklerinize klasikleşmiş hediyelerin dışına çıkarak farklı hediyeleri Hediye Sepeti ile vereceksiniz. Değişik fikirlerin bir arada buluştuğu sitede klasik hediyeler de özelleştirilerek sıra dışı bir hal alıyor. Hediye kalem almak istiyorsanız bunu üzerine sevdiklerinizin adını yazdırarak özelleştirebilir ve sıradan bir hediyeyi her zaman kullanılacak bir ürüne çevirebilirsiniz. Hediye alınacak kişi gruplarında yapacağınız aramalar ile daha bilinçli hediye seçebilir ve sevdiklerinizin yüzünü güldürebilirsiniz.

            - Kaliteli ürünler uygun fiyat seçenekleri: Kaliteli ürünleri uygun fiyatlarla bir araya getiren Hediye Sepeti, bütçenizi de düşünerek sizlerin yanında oluyor. Ödeme seçenekleri sayesinde zorlanmadan ve kendinize en uygun imkanlarla alışveriş yapabilir, hızlı kargo imkanları ile ürünlerinizi günlerce beklemek zorunda kalmadan hemen sahip olabilirsiniz. Özel günlerde yapılan fırsatlardan ve indirimlerden de yararlanarak alışverişlerinizi daha da keyifli bir hale getirmek sizin elinizde! Hediye Sepeti ile artık hediye bulmak çok kolay!


Nefis Yemek Tarifleri  2007 yılında kurulmuş olan Türk mutfağı başta olmak üzere mutfağımıza uyarlanmış dünya mutfağından da muhteşem lezzetleri parmaklarınızın ucuna getiren, bu muhteşem yemeklerin nasıl yapıldığını kolay bir şekilde öğreten yemek tarifi sitesidir.

Nefis yemek tarifleri arayüzü
Siteye girdiğinizde sizleri en başta en güncel tarifler karşılar. Her gün yüzlerce yeni tarifin eklendiği sitede aynı ekranı iki defa görmeniz pek olası değil.  Ana Sayfa, tarifler, videolar, menüler, yazarlar, keşfet, soru cevap ve bugün ne pişirsem gibi başlıklarla ziyaretçiler aradıkları alanlara hızlıca yönlendiriliyorlar. “Ana Sayfa” isminden de belli ana ekrana yönlendiriliyorsunuz. “Tarifler”e tıkladığınızda sizler için kategorilenmiş olan tarifler ekrana geliyor. Çorba tarifleri, diyet yemekleri, içecek tarifleri, hamurişi tarifleri bunlardan sadece birkaçı. “Videolar” a tıkladığınızda en son eklenen video en başta olmak üzere bugüne kadar videolu olarak hazırlanmış tüm tariflere ulaşmanız mümkün.  “menüler” başlığı altında çeşitli akşam yemeği menüleri, kahvaltı menüleri, özel günler için menüler sitenin takipçilerine yemek tarifleri kombinasyonları yapmada büyük kolaylık sağlıyor. “Yazarlar” kısmında ise yemek tariflerini paylaşan yazarlar bulunuyor. Paylaşım yapan yazarları aktiflikleri veya tarif sayıları gibi çeşitli kriterlere göre sıralamak mümkün. Buradan yazar profillerine ulaşarak beğendiğiniz bir yazarın diğer tariflerine de ulaşabilirsiniz. “Keşfet”  ise günün, haftanın, ayın ve tüm zamanların popüler yemekleri listelendiği bir alan. Burada amaç çeşitli zaman dilimleri arasında kullanıcılar tarafından ilgi gören tarifleri süzerek, binlerce tarif arasında en beğenilenleri daha rafine bir şekilde ziyaretçiye sunmak.  Bir çeşit forum gibi kullanılan “Soru Cevap” kısmında ise sitenin kullanıcıları daha çok mutfak konuları olmak üzere kendi aralarında soru-cevap yapabiliyor, birbirlerinden bulundukları duruma göre tavsiye isteyebiliyor. “Bugün Ne Pişirsem” kısmı ise bugün ne pişireceğinize karar verememeniz durumunda sizlerin imdadına koşuyor. Her evde bulunan malzemelerle hazırlanabilecek, çorba, ana yemek ve salata gibi çeşitli kategorilerde öneriler günlük olarak değişerek kullanıcıya yemek yapma konusunda fikir vermeyi amaçlıyor.
Nefis yemek tariflerinde üyelik
Nefis yemek tarifleri sitesini sıradan bir kullanıcı olarak kullanabileceğiniz gibi üye girişi yaparak da kullanabilirsiniz. Üye girişi mevcut e-posta adresiniz veya facebook profilinizle hızlıca yapılabilir. Peki üye girişi yapmak ne sağlar? Öncelikle daha az reklam görürsünüz :) Yorum yapabilir ve denediğiniz tariflere fotoğraf ekleyebilirsiniz.  Daha da önemlisi ise siteye üye olmanız halinde beğendiğiniz tarifleri sizin için ayrı bir alanda saklayabilecek online tarif defterinize sahip olursunuz. Bu tarif defterine eklediğiniz tariflerinize her zaman cep telefonlarınızdan bile kolayca erişebilirsiniz. En güzel tarafı ise nefis yemek tariflerinde üyelikle birlikte sunulan tüm özellikler ücretsizdir. Üye olmak için veya üyeliğin devamı için herhangi bir ücret alınmaz.

Nefis yemek tarifleri sitesine tarif göndermek

Dileyen her kullanıcı üye girişi yaptıktan sonra tarif gönderebilir, kendi yazar profilini oluşturabilir. Tarif gönderme işlemi cep telefonlarınızdaki nefis yemek tarifleri uygulaması üzerinden veya web siteden yapılabilir. Bunun için ‘tarif gönder’ bölümünü tıklamanız yeterli. En kolay ve en anlaşılır şekilde tarifin paylaşılabilmesi için gerekli yönlendirmeler site tarafından yapılmakta. Tarifler gönderildikten sonra mutlaka editör ekibi tarafından titizlikle kontrol edilmekte, böylelikle ziyaretçilerin memnuniyeti ön planda tutulmaktadır.
Bütün bu saydıklarımız nefis yemek tarifleri sitesinde bulunan binlerce özellikten sadece bir kaçı. Milyonlarca kişinin takip ettiği ve büyük bir bağlılıkla kullandığı Nefis yemek tarifleri sizi keşfetmeye çağırıyor.





Selamlar arkadaşlar, biliyorsunuz ki wattpad üzerinde bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bu kitabı sosyofikirde'de paylaşıp daha fazla okura ulaşmayı umuyorum. Kitabın wattpad sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.Kitabı sosyofikir.com'da okumak isteyenler için buraya da yavaş yavaş bölümler gelecek. Ama unutmayın son bölümler en güncel bölümler her zaman wattpad'deki hikayemizde olacak. Buraya yaklaşık 1 -2 gün sonra düşebilir yeni bölümler. Şuan 5 bölüm oldu yavaş yavaş başlayalım o zaman.






Bölüm:1 Yabancı


Karşıya geç ve dön


Yanmasına izin verme, hissettiğin noktaların
Hepimiz özlemek istiyoruz
Acımasız olma, sevgi dolu ol

Seni ağlatmak gerekmez miydi?
Sana söylemek istediklerimi söyledim
Söyledim




Bu şarkıyı mırıldana mırıldana yolda yürüyordu. Akşam olmuştu. Karanlık bastığında insanlar yavaş yavaş evlerine dağılırken hep sıradan bir insan olmayı diliyordu. Ancak bu gerçek olmadı, olamadı. Ona bir hediye miydi bu ? Yoksa bir lanet mi ? Yaşadıkları, içinden çıkamadığı durumlardaki beynindeki duyguları kontrol edemeyen başka bir insan daha var mıydı ? Genç hızla yürüyor bir yandan düşüncelerinin derinliği onu yutacak gibi geliyordu. Yollarda başına neler gelecekti ? O hiçbir şey bilmiyordu sadece kurtulmak, bazı şeylerden sıyrılmak ve özgür olmayı diliyordu. Sadece yüksek bir ateşle bilmediği bir yerde uyanmış olan bu genç hayatın içerisinde bu koca dünyada bir toz taneciği yada bir şeytan tüyü gibi rüzgarın onu götürdüğü yere gidecekti. Adını bilmiyordu.. Yada kim olduğunu.. Nereden geldiği de belli değildi. Sadece elindeki o kağıtta bir kaç kelime yazı vardı. Bir de kağıdın altında buruşmuş olan kısmında bulunan o bir kaç cümle.

Karşıya geç ve dön..



                                                               Bölüm 2: Mavi Kitap

Kimdi o ? Neden bir ateşle bilmediği bir yerde uyanmıştı. Kendisini tanıyamıyordu. Sadece kafasında endişelendiği bir şeylerin olduğunu hissediyordu. Hisler çoğu zaman gerçekleri yansıtır. Ama bazı zamanlarda istisnalar olabilir.( Obsesyon gibi durumlar yaşayan insanlar hisleri ve endişeleri ile bilinmez bir yolda baş başadır. Kurtulmaları  ancak çeşitli kompulsiyonlar ile olur.)
İçindeki duyguları tanımlamaya çalıştı. Belki de kendini bu şekilde bulabilirdi.  Az sonra yağmur yağacaktı. Bu yağmur onun kendisini keşfetmeye başlamasına sebep olacak can suyunu onun için sunacaktı. 
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya başladığında o da bir dükkanın tentesinin altına girdi. Orada yağmurun biraz dinmesini bekledi. Arkasını dönüp bulunduğu dükkanın vitrin camına baktı. Burası bir kitapçıydı. Eski bir kitapçıya benziyordu. İçerisi eski mobilyalarla donatılmış, antika değeri taşıyan kitaplık vardı.  "Ağaç Kitapçı" böyle yazıyordu camda. Onu okuyabilmişti. 

İçeri girdi. İçeri girerken dükkanın kapısının üzerinde olan çıngıraklı zil çaldı. O anda içeriden yaşlı, gözleri çukur çukur olmuş bir adam belirdi.
-Kim o ?
-Merhaba, yağmur yağıyordu da buraya sığındım. Dininceye kadar bekleyebilir miyim ?
- Olur evlat, keyfine bak. Bu zamanlarda yağıyor mübarek..
-Teşekkür ederim efendim.
dedi. Ve yavaş yavaş kendini, içerideki büyülü havaya bıraktı. Raflarda bir sürü kitap yan yana sıralanmış bir şekilde dizilmişti.  Yağmurda kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Gök adeta bir aslan gibi kükrüyordu. Genç adam rastgele bir kitap aldı. Bu kitap mavi renkte, üzerinde yeşilimsi bir etiketi olan eski bir kitaptı. Kitabı aldı ve kitapçının kitap okumak isteyenler için oluşturduğu, eski motiflerle donatılmış masa ve koltukların yanına gitti. Yavaşça koltuğa oturdu. Adeta gömülmüştü.. Düşünceleri, onu çıkmaza sürükleyen bu yeni hayatı ona neler sunacaktı. O anda bir müzik arkadan ince ince duyulmaya başladı.
   
Müzik bir hızlanıyor bir yavaşlıyordu. Adeta onun beyni gibi.. Bir şey için endişe duyuyordu ama bu neydi ? Bu yere nereden ve nasıl gelmişti ? Kitabı açarken elleri titriyordu. Yavaş yavaş kitabın ağır kapağını kaldırdı ve okumaya başladı.
"Sevgili okuyucu bu kitabın içerisindekiler herkesin anlayamadığı bazı şeyler ihtiva eder. Bu yüzden okumadan önce durun ve düşünün. Bu kitapta ne arıyorum ? Ne bulmak istiyorum ? Düşündünüz mü ? Tamam o zaman başlayalım bu senin için bir lütuf mu yoksa bir lanet mi okuyucu onu bilemeyeceğim ama bu kitabı okuduktan sonra hayat senin için daha farklı olacak.Her şeyi daha farklı görmeye başlayacaksın.."
   
Genç adam şöyle bir etrafa bakındı. Çevresi o kadar güzel, o kadar can alıcıydı ki orada sonsuza dek kalabilirdi. O sırada içerideki dükkan sahibi içeri geldi. Gencin yanına yaklaşarak gözlüklerini biraz aşağı indirdi. Ve söze başladı.
-Ee genç adam, kendine bir kitap bulmuşsun bile. Yağmur'da hemen dinecek gözükmüyor. İstediğin kadar burada oturup bu kitabı okuyabilirsin. 
dedi. Genç'te kafasını sallayarak onayladı ve okumaya devam etti.
"Sen içindekini tam olarak biliyor musun ? Kimsin sen nereden geldin ?Neden bu dünyaya gönderildin. Bu kadar canlı neden yaratıldı ? 
Az mısın çok musun ? Var mısın yok musun? Sen bir masal mısın gerçek misin ? Hiçlikler içinde kanayan bir yüreğin mi var? Güçlükler içerisinde çürüyen bir ruhun mu var ? O zaman bu kitabı okumaya devam et çünkü sonucunda kendini ihya edip, farklı zamanlarda farklı yerlerde olmayı öğreneceksin. "
Genç ne olduğunu anlamadı ancak bu kitap dikkatini iyice çekmişti. Ama bu kitaptan önce neden buraya geldiğini bu bilmediği yerde olduğunu açıklamalıydı.
Bazı kişiler henüz benliklerini bulamadıklarını söylerler. Ama benlik insanın bulduğu değil yarattığı bir şeydir.O da kendi benliğini oluşturmalıydı.
Genç adam içerideki kitapçıya seslenerek." Efendim, selamlar tekrardan konuşabilir miyiz ? " diye sordu. Adam içeri geldi ve elindeki kahve fincanını eski ardıç ağacından yapılmış olan masaya bıraktı. Masa o kadar biçimsizdi ki bir dikdörtgen olmuyordu. Delikanlı söze girdi.
"Efendim belki bu söylediklerim sizin için garip gelebilir. Ama ben bunları yaşıyorum anlamlandıramadığım olaylar zinciri peşimi bırakmıyor. Kim olduğumu hatırlamıyorum. Ya da nereden geldiğimi. Bir evim var mı onu da bilmiyorum. Nereye gideceğim ? Bugün hiç bilmediğim bir yerde uyandım. İçimde yine o aynı endişe ve korku vardı. Sonra dışarı çıktım, yağmur başladı ve sizin dükkanıza rast geldim.İşte benim hikayem bu. İsmimi bile bilmiyorum. Çok acı veriyor bu delirecek gibi oluyorum. Belki de bunlar bir düştür. Sadece bir rüyadan ibarettir." dedi
Adam genç delikanlıya şöyle bir baktı ve " Şu an ve şimdi, gerçektir, canlıdır. Geçmiş canlılığını yitirirken, gelecek henüz can bulmayandır. Yani bugün var, yarın olmayabilir. Evlat geçmişte kim olduğun önemli değil, önemli olan şuan kim olduğun ve gelecekte kim olacağındır. Ve sen iyi birine benziyorsun. Mavi kitabı bulmuşsun. Şimdi senin ilginç olduğunu anlamaya başladım. O kitap okurunu kendi seçer. Ve ancak kendi iradesiyle bir şeyler aktarır karşıdaki okuyucuya. Gerçek sevgi iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir. Sende o sevgi var. İçini hissedebiliyorum. Bak evlat dükkanın arkasında küçük bir oda var. Ben bazen eve gitmediğim zamanlarda orada kalıyorum. Ama istersen senin için orayı düzenleyebilirim. Kendini bulana kadar benimle burada kal belki kendini bulmana yardımcı olabilirim." Dedi.





12 Dev Adam Eurobasket 2017 D Grubu 3. maçında Sırbistan ile karşılaştı.Maçtan 80-74 mağlup ayrılan millilerimiz 3. maçında 2. mağlubiyetini almış oldu.Kafa kafaya süren mücadelede son bölümde istediklerini yapamayan ekibimiz Sırbistan'a boyun eğmek zorunda kaldı.

Karşılaşmaya başlanıldığında ilk hücum planımız boyalı alanda Sertaç Şanlı'ya top indirmek ve Sertaç'a şut imkanı yaratmaktı.İlk üç hücumumuzda bu planı uygulamaya çalıştık ancak iki top kaybı yaparak savunmaya sayı atamadan döndük.Bu sırada Sırbistan cephesinde Jovic pasör kimliğini konuşturdu ve Sırbistan'ın karşılaşmanın ilk dakikalarında üstün olan taraf olmasını sağladı.Sertaç Şanlı üzerinden sayı bulmaya çalışma fikri işe yaramayınca Cedi Osman sahneye çıktı.Cedi'nin Sorumluluk alarak Sırbistan'ın farkı açmasına izin vermemeye çalışmasına rağmen zorlama atışlar ile hücumdan eli boş dönmeye başladık.Hızlı hücumlar ile ardı ardına sayılar bulmaya başlayan Sırbistan farkı 11 sayıya kadar çıkarsa da Cedi Osman'dan gelen üç sayılık basket ile ilk periyodu 21-13'lük skor ile 8 sayı geride kapattık.

Sırbistan ikinci periyoda Boban Marjanovic'in bulduğu sayılar ile başladı ve 4-0'lık seri ile molaya gidildi.Mola sonrası Melih Mahmutoğlu'ndan gelen üst üste 3 sayılık isabetler ile farkı eritmeyi başarıp maça tekrar ortak olduk ancak hücumda yine istediklerimizi yapamadığımız ve hücum disiplininden koptuğumuz dakikalarda Sırbistan karşılaşma boyunca yaptığı en iyi işi yaptı ve hızlı hücumdan bulduğu basketler ile farkın tam anlamıyla kapanmasına izin vermedi.Periyodun son hücumunu Sinan Güler'in turnikesi ile değerlendirerek devre arasına 36-31 geride girdik.

Savunmada İyi Hücumda Sorunluyduk


İlk yarıda parke üzerinde iyi bir savunma gayreti ortaya koyduk ve Sırbistan'a sete set hücumda kolay basket bulma imkanı vermedik.Genel olarak buldukları sayılar hızlı hücumdan geldi.Kenan Sipahi'nin faul problemine girmesine kadar üst düzey bir müdafaa performansı gösterdik ve Sırbistan tarafının kilit ismi Bogdanovic'in devreye girmesine engel olmayı başardık.Kenan Sipahi'nin Bogdanovic'e karşı gösterdiği savunma gerçekten etkileyiciydi.

Doğuş Balbay'ın oyuna girdiği dakikalarda gösterdiği gayret ve getirdiği enerji ön plana çıkan faktör oldu.Çaldığı toplar ile rakibimize zor anlar yaşattı ancak Sırbistan savunmada Doğuş Balbay'ın düşük şut yüzdesini avantaja çevirip,kendisini savunmada boş bırakıp bu savunma şeklini ''double team'' ile destekleyince mecburen Doğuş Balbay'a şut kullandırmak zorunda kaldık ve isabet bulamayınca hızlı hücumdan sayı yemeye engel olamadık.

Sırbistan takımı hızlı hücumlarda uzunları Kuzmic ve Milosavljevic ile sayı buldu.Kuzmic ve Milosavljevic'in hızlı hücumlar ile etkili olduğu anlarda parke üzerindeki tek uzunumuz olan Semih Erden'in bu ikili kadar hızlı olamaması Sırbistan'ın farkı korumasındaki etkenlerden biri oldu.

Hücum disiplininden koptuğumuz dakikaları en aza indirip zorlama şutlardan kaçınmamız halinde Sırbistan'a daha az sayı attırmamız olasıydı.Hücumda yapamadıklarımız Sırbistan'ın hızlı hücumlar ile kolay sayı bulmasına imkan sağladı ilk yarı boyunca.




İkinci yarıya hızlı başlayan taraf millilerimizdi ancak rüzgarı tam anlamıyla arkamıza alıp devamını getiremedik.İlk yarıda düşük tempoda pek fazla sayı bulmasına izin vermediğimiz Sırbistan üçüncü çeyrekte düşük tempoda sayılar bulmayı başardı.Zaman zaman 5 kısa ile sürdürdüğümüz oyuna karşılık Aleksandar Djordjevic'den Kuzmic ve Stimac hamleleri geldi,boyalı alana topu indirip sayı bulmaları ayrıntılardan sadece bir tanesi oldu.Kuzmic ve Stimac karşısında Erkan Veyseloğlu ve Cedi Osman ikilisini kullanarak dış savunmadaki zaafiyetlerini lehimize çevirerek sayılar bulduk.

Üçüncü periyodu ''psikoloji baraj'' tarzında betimlemeler ile kastettiğimiz 10 sayılık farkın altında 53-45'lik skor ile geride kapatmamız son periyoda umutlu ve motive girmemiz açısından çok önemli bir noktaydı.

Son periyoda girildiğinde Sırbistan ve millilerimizin karşılıklı basketler bulması ile birlikte fark 7-8 sayı civarından ayrılmadı,ta ki bulduğumuz üst üste üç 3 sayılık baskete kadar.

57-50'lik skor ile Sırbistan'ın üstünlüğü ile geçilen periyodun ilk dakikaları sonrası bulduğumuz isabetler ile skoru 59-57'ye getirip mola aldırdık.Öne geçmemiz sonrası yine karşılıklı basketler silsilesi ile üstünlük sürekli el değiştirmeye başladı.Maç boyunca ekstra çaba ile savunduğumuz Bogdan Bogdanovic'in 3 sayılık basketleri maçın kırılma noktası oldu diyebiliriz.Farkı 2-3 hücuma kadar çıkaran Sırbistan maçtan galip ayrılmayı başardı.

Son periyodun Ufuk Sarıca-Aleksandar Djordjevic arasında geçen taktik savaşı olması dışında özellikle son 3 dakikada Sırbistan'ın hücumda Lucic-Jovic-Bogdanovic gibi isimleri ile bulduğu üç sayılık isabetlere karşılık verememiz Sırbistan'ı elimizden kaçırmamıza neden oldu fikri saçmalık değildir sanırım.Kritik anları oynamayı bilen Sırbistan karşısında mücadelemizi son topa kadar sürdürmemiz hafife alınacak bir durum değil.

Karşılaşmadan Küçük Notlar

Takımın liderliğini üstlenmesi gerektiğini düşündüğüm Sinan Güler tıpkı Rusya Maçında olduğu gibi kendini gösteremedi.Kenan Sipahi de faul problemine girerek Ufuk Sarıca'nın planladığı rotasyonun uygulanmasına engel olan isimdi.

Rusya mücadelesinde uzunlarımız Semih Erden ve Sertaç Şanlı faul problemine girerek Rusya'nın uzunları tarafından sindirilmişti.Aynı senaryo bugün kendini gösterdi.Özellikle Marjanovic başta olmak üzere parke üzerinde Sırp uzunlara karşı kendilerini gösteremedikleri zamanlar oldu.Semih Erden'in kondisyon sorununu bu detayla özdeşleştirebiliriz ama Sertaç Şanlı'nın yokları oynaması alınamayan galibiyet için bahsedilebilecek olumsuzluklardandı.

Olumlu etmenlerden bahsedecek olursak Cedi Osman'ın göz dolduran performansıyla birlikte Melih Mahmutoğlu'nun takımı ateşleyici oyununa dikkat çekebiliriz.Semih Erden'in yorgunluk belirtileri gösterdiği dakikalara kadar ortaya koyduğu oyun ile birlikte Furkan Korkmaz'ın eksikliğini hissettirmemesini de gözden kaçırmamalıyız.Ayrıca Kenan Sipahi'nin Bogdanovic'e karşı yaptığı savunma karşılaşmayı son bölümlere kadar kazanma ihtimalimizin bulunmasının faktörlerinden bir tanesiydi.

Umarım millilerimiz tüm olumsuzlukları aşarak,daha iyi oynayarak rakiplerini bir bir devirecek ve yüzleri güldürecektir.






Milli takımımıza gelecek karşılaşmalarında başarılar diliyorum.


Zeki Baş







Akne Nedir? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?


Akne; genellikle ergenlik çağında ortaya çıkan ve 30’lu yaşlara kadar devam edebilen bir cilt rahatsızlığıdır. Yüz, alın, göğüs ve sırt bölgesinde bazen de saç diplerinde ortaya çıkabilmektedir. Çoğu iltihaplı, irinlidir. Bazıları ağrılı seyreder. Bu yüzden el ile sıkmamak, oynamamak cildin diğer bölgelerine dağılmalarını önlemek sebebiyle gereklidir. Aksi taktirde kalıcı hasarlar bırakabilir ve psikoloji üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Akne, cildin fazla sebum üretmesi sonucunda, yağlı ciltlerde daha fazla çıkabilmektedir. Bayan ve erkeklerdeki hormon değişikliği de sebeplerden biridir. Dilerseniz http://bakimfirsati.com/akne-ve-sivilce-urunleri adresindeki ürünlerden birisini tedarik ederek gözle görülebilir sonuçlar elde edebilmeniz mümkün.
Akne Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Akne’nin diğer adıyla iltihaplı sivilcenin tedavisi için; cildin yeterince temiz tutulması, günlük losyonlar ve cilde özel sabun ile yıkanmalıdır.
  • Stresten, gerginlikten uzak durulmalı,
  • Terlemenin sivilceyi(akneyi) artırıcı etkisi vardır. Terledikçe vücuttaki bakteriler çoğalıp, sivilce oluşumu artacaktır. Bunun için terleyen bölgenin temizlenmesi gerekir.
  • Bayanların yapmış olduğu makyajın günlük cildin pH’ına uygun temizleyici ile temizlenmesi gerekir. Temizlenmemiş bir ciltte gözenekler tıkalıdır, bu da aknenin artışına sebep olmaktadır.
  • Hava kirliliği, yorgunluk, günlük iş telaşı gibi etkenler
  • Beslenmeye özen gösterilmeli, fast food, yağlı, tatlı besinler tüketilmemelidir.
  • Fazla yağlı, tatlı besinler tüketilmemelidir.
  • Uyku düzensizliği de bir etkendir. Düzenli ve sağlıklı bir uyku ön planda tutulmalı,
  • Evde uygulanan belirli vitamin kürleri, kil maskesi, buhar banyosu gibi doğal çözümler cildin temizlenmesine yardımcı olmaktadır.
  • Sigara ve asitli içeceklerden uzak durulmalı,
Ayrıca akne sorunu daha çok ilerlemeden bir uzmana kontrol olunması, iyi bir tetkik ve kan değerlerine bakılarak doğru tedavi uygulanmalıdır. Tedavi uygulanırken kısa sürede çözüm beklenmemelidir, sabırla olunmalıdır. Doktor her ay seyrini kontrol eder ve tedavinin gidişatını belirler. Doktor kontrolü dışında herhangi bir uygulama yapmayınız.

Makale: Dermokozmetik
                                                                

ANİME NEDİR:

Anime Japonların yaptığı tarzdaki ve üsluptaki animasyon tarzı ve stiline denir. Japoncada ki yazılış biçimi katkana ile  アニメ bu şekilde yazılır. Katakana ile yazılmasaının nedeni kelimenin asıl kökenin yabancı olmasından kaynaklıdır. Anime, Animeshon アニメーション kelimesinin kısaltılmış hali olup manası ise animasyon demektir. Animasyonun Türkçe manası ise canlandırma olarak geçer. Animeshon kelimesinin kısaltılma amacı söylemesinin uzun ve zor olmasıdır.  Günümüzde yanlış bilgiler yüzünden bir çok kişi animeleri çizgi film olarak bilsede bu yanlış bir hitap biçimidir. Çizgi filmde Animasyonun bir alt türüdür, tıpkı kukla animasyonları ve CGI animasyonları gibi. Zaten çizgi film olarak tabir ettiğimiz animasyon türünün Japoncadaki karşılığı カートゥーン yani Kātoūn’dur. Bu Kātoūn kelimesi ise İngilizcedeki karşılığı Cartoon’dur. Birbirlerinden farklı canlandırma sanatları yani animasyonlardır. Bi diğer yanlış bilgi ise Animelerin gözlerinin büyük boylarının uzun olmasını, Japonların kısa boylu küçük gözlü olmalarına bağlasalar da nedeni bu şekilde değildir. Zaten Animeler zamanında çağdaş Animenin öncüsü olarak kabul edilen Osamu Tezuka'nın 8 mm kamerasıyla Walt Disney de yapılan animasyon stillerine özenerek yaptığı çalışmalarla ortaya çıkmaya başlamıştır. Karakterlerin uzun boylu olması Estetik görünüme verilen önem, gözlerinin büyük olması da karakterin duygu düşünce ve mimiklerini çok daha iyi yansıtabilmesinden dolayıdır. Tabii ki de ilk çıkan Animlerle şu an bildiğimiz Anime kavramıyla çok farklıdır. İlk çıkan Animeler de daha çok Disney'in yaptığı tarzda hayvan şeklindeki karakterlerden oluşturuluyordu.

Örnek Olarak Imokawa Mukuzo: Chuugaeri no Maki   Animesinden 2 tane görsel       

 1917 yılı yapımı  :



İlk Renkli anime:  Hakujaden'den iki görsel       1958 Yılı yapımı
 

ve son olarak Günümüz zamanından

 Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai.  2011 yılı yapımı:

Animeler içlerinde bir çok farklı tür bulundurabilmesi nedeni ile çocuk izleyicilerden yetişkin izleyicilere kadar bir çok hitap ettiği kesim vardır.


Peki Nedir Bu ANİME TÜRLERİ:

Anime türleri izlediğimiz dizi ve filmlerdeki olan her türe hatta daha fazlasına sahiptir. Bilmemiz gereken anime Türleri:
Shounen: En popüler anime türüdür. Genel Teması Arkadaşlık, Sıkı Çalışma ve Başarı üçlemesidir. Yaş kitlesi 12-22 yaş arasındaki erkek kitledir ancak erkek haricinde de bir çok takipçisi olan bayan izleyici kitlesine de sahiptir.
En popüler bir kaç Shounen Animesi:
Naruto, One Piece, Bleach,Gintama, Fairy Tail, Fullmetal Alchemist.
Seinen: Sounen animesinin bir üst türüdür. Shounen animesinin aksine karanlık temalar ve hayatın acımasız gerçekleri tadında bir ikilemesi vardır. Bu Animeler genellikle 22-35 yaş arasındaki erkek kitlesini hedef alır ve en popüler Anime türlerinden biridir. Bu türün efsane yapımları vardır bu yapımlar:

Neon Genesis Evangelion, NHK ni Youkoso!, Mushishi, Berserk, Black Lagoon, Cowboy Bebop, Darker than Black, Ghost in the Shell, Hellsing Ultimate, Monster, Rurouni Kenshin: Meiji Kenkaku Romantan - Tsuioku-hen (OAV) ve Serial Experiments Lain'dir

Ecchi: İçinde aşırıya kaçmayacak kadar cinselliğin ve çoğu zaman komedinin birleştiği animelerdir. En popüler Anime türlerindendir. Hedef aldığı izleyici kitlesi %95 oranında erkek izleyicilerdir. Bu türde çok büyük bir oranda açıklık teması bayan karakterler üzerinden kullanılır ve içinde bol miktarda fan service (fan service, izleyen kişi sayısını arttırmak amaçlı yapılan +17 temasıdır.) bulundurur. Genel olarak Shounen animesinin alt türü olarak yayınlanır. Ecchi Animelerin de açık sahneler olacak diye bir şart yoktur, bu tür içinde hiç açık sahneler barındırmadan sadece içinde geçen diyaloglarla da Ecchi kategorisine girebilen Animeler de vardır. Yaş sınırı +17'dir.

En Popüler Ecchi Animeleri:
School Days, Highschool DxD, Highschool of the Dead, Rosario Vampire, To Love-Ru, Sora No Otoshimono, Kampfer ve Kore wa Zombie Desu ka'dır
Harem : Bir erkek karakterin arkasından, birden fazla bayan karakterin peşinden koşturduğu anime türüdür. Genel olarak türünde Ecchi de içerir ama Ecchi içermeyen de bir çok yapımı vardır. Shounen Animesinin bir alt türüdür.

En Popüler Harem Animeleri:
Date a Live, to Love ru, Nagasarete Airantou, Hentai Ouji to Warawanai Neko  (HENTAİ DEĞİLDİR), Nisekoi, Boku wa Tomodachi ga Sukunai ve The World God Only Knows'dır.

Ters Harem: Haremin tam tersidir. Bir bayan karakterin peşinden bir çok karakterin koştuğu anime türüdür.
En ünlü Animeleri:
Ouran Highschool Host Club, Vanpire Knight ve Akatsuki no Yona'dır
Hentai: Kelime manasıyla Sapık demektir. yetişkin  içerikli anime türüdür. Bu Animenin de bir çok alt türü vardır.
Shoujo: Genel olarak bayan izleyicilere hitap eden bir anime türüdür. İçinde ağır bir şekilde romantizm içerir ancak açık sahneleri bulundurmaz.  Yaş kitlesi 12-22 yaş arasındakilerdir.
En Popüler Shoujo Animeleri:
Kimi ni Todoke ve Lovely Complex'tir

Josei: Shoujo Anime Türünün bir üst türüdür. Shoujo animeleri 12-22 yaş kitlesini hedeflerken Joseiler  22- 35 yaş arasındaki kitleyi hedef alır. Ancak Shoujonun aksine içinde hafiften açık temaları da bulundurur. Bu türün en popüler animesi Nana'dır.

Mecha: Popüler Anime türlerindendir. İçinde dev robotların olduğu Animelerdir. Shounende de Seinen türlerinde de oldukça sık kullanılmaktadır.
Popüler Mechalar:
Tengen Toppa Gurren Lagann, Eureka Seven, Gundam, Evangelion, Code Geass ve Full Metal Panic'dir.

Mahou Shoujo: Daha çok Moe sektörüne çalışan bir anime türüdür. Bu türde bayan karakterler büyücü kızlara dönüşüp dünyayı kötülüklerden korurlar.  Hedef kitlesi erkek izleyicilerdir.
En ünlü Serileri:
Mahou Shoujo MadokaMagica, Bishoujo Senshi Sailor Moon (Sailor Moon), Ojamajo Doremi, Shugo Chara! ve Cardcaptor Sakura'dır.

Tokusatsu: Bunun çok fazla bir anime türü örneği yoktur. Mahou Shoujonun ters türüdür. Bu tarz Animeler de erkek karakterler teknolojik zırhlar giyerek kötülüklere karşı Savaşırlar. Power Rangers daki gibi. İzleyici kitlesi gene erkeklerdir.
Popüler Tokusatsu Animeler:
Sacred Seven, Saint Seiya ve Accel World'dür.

Genel Anime türleri bunlardır. Bunun dışında çok önemli ve her Anime de istisnasız bulunan Anime karakter tiplemeleri vardır.
Bunlar:
Moe, Tsundere, Yandere, Kuudere, Dandere, Meganekko, Dojikko ve Loli'dir. Bu özellikler %98 oranında bayan karakterlerde kullanılır.

Moe: Japoncada bile bir kelime manası olmadığından dolayı anlaşılması en zor tipleme ve Aynı zamanda Anime Karakter Türüdür.
Bu karakter tipleri olmasa da iç karakter tipleri sevimli ve gördüğünüzde insanın içinde onu korumasına dair his oluşturan sakar ve masum karakterlerdir.
Tsundere: Tsundere tatlı sert manasına gelen bir kelimedir.  Bu karakteristik özelliğe sahip olan karakterler. Başta sevdiği birisine karşı sert sonradan ona karşı yumuşayan bir özelliğe sahiptir.
Yandere: Akli dengesi pek yerinde olmayan ve sevdiklerini takıntı yapan karakter tiplemesidir. Bu karakterler sevdikleri kişiyi ona zarar gelmemesi için etrafındaki kişileri veya kişinin direk kendisini bile öldürebilecek tarzda yapıları vardır.
Kuudere:  Genel olarak sessiz takılan ama önemli yerlerde konuşan ve konuşmasıyla da söze son noktayı koyan karakter tiplemeleridir.
Dandere: Kuudere'ye oldukça benzer karakterlerdir. Fark olarak konuşmayı tercih etmezler Sessiz sakin ve masum karakterlerdir. Genel olarak sürekli kitap okurlar.
Meganekko: Gözlük kullanan bayan karakterlerdir.
Dojikko: Moe özelliklerini taşıyan bir karakterdir. Ancak Moe'den daha sakar karakterlerdir.
Loli: 7 - 16 yaş arası görünen çocuk görünümlü anime karakterlerine denir.
Anime Ne Değildir?
Anime Japonya da yapılan bir ANİMASYON türüdür çizgi film değildir.   Zaten Anime de Fransızca kökenli animasyon kelimesine gelen bir kelimeden Japonların diline geçmiştir.  Çizgi film ise zaman içinde türleşerek animasyonun farklı bir türü olmuştur, bunu zaten görsellerine ve animasyon üslup tarzlarına baktığımızda rahatlıkla görebilmekteyiz. Anime ve çizgi film bir birinden farklı iki animasyon türüdür. Zaten yazının başındaki kısımda da yazılışından tutun anlam farklılıklarına kadar ki olan kısımları yazmaktadır. 

1960 ve Öncesi Japon Animasyon Filmleri

       Japon animasyonu, Fransa ve Amerika'da yapılan animasyonların  keşfedilmesiyle beraber yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamış ve filmlere değişik ve daha farklı bir hava verebildiğinden dolayı Japonların ilgisini üzerinde toplayıp 20. yüzyılda popülerleşmeye başlamıştı.
       Japonlar, filmlerinde oynatmak için yeterli miktarda aktörleri, paraları ve araçları yoktu; ama animasyonda aktör sıkıntısı olmadığından ve bütçesi de oldukça düşük olduğundan dolayı kağıtlara çizilerek yapılan bu sanat dalına yoğunlaşıldı. İlk japon animasyonu 1917 yılında Junichi Kouchi tarafından yapılan "Hanawa Hekonai Kappa Matsuri" adlı eseri olmuştur. Komedi türünde hazırlanılan bu animasyon Japonya'da yayınlanan ilk Japon animasyonu olmuştur aynı zamanda "Hanawa Hekonai Kappa Matsuri" gibi "Nakamura Katana"da 1917 de gene aynı kişi tarafından yapılmıştır. Bu animasyonlar yaklaşık iki dakika süren ve sessiz animasyonlardı. Bundan bir sene sonra yani 1918'de yine siyah beyaz olan "Urashima Taro" adlı Japon animasyonu yayınlanmıştır. 1917'de genelde çocuklara hitap etmek üzere "Imokawa Mukuzo: Chuugaeri no Maki" ve "Imokawa Mukuzo: Genkanban" no Maki gibi iki dakikaya yakın uzunlukta animasyonlar yayınlandı. Bu animasyonların, büyüğünden küçüğüne, bir çok Japon izleyiciyi çektiği anlaşılınca, yapımlara biraz daha farklı türler eklemenin uygun olacağı düşünüldü.
       Yapılan animasyonlarda tarihi öğeler daha ön plana çıkacak şekilde hazırlanıp insanların beğenisine sunuldu. 1933 ve bundan on iki yıl kadar sonra da "Chikara to Onna no Yo no Naka" 1945'lerde yayınlandı. İçinde biraz daha aksiyon teması işlenmiş olan "Momotarou: Umi no Shinpei" animasyon filmleri gibi.  Osama Tezuka da bir zamanlar yaptığı çizgi romanların, daha sonra, sekiz mm'lik kamerasıyla animasyon çekimlerini yaparak günümüzdeki anime teması olayını yakalamış ve animenin öncüsü olmuştur.
       İlk renkli anime de 1958 yılında yapılan "Hakujuden" adlı animedir. Bu anime, Masatake Kita, Yasuji Mori, Daikichirou Kusume ve Okuyama Reiko adlı kişilerden oluşan bir ekip tarafından yapılmıştır, akabinde, 1960 yılında çıkmış olan "Saiyuuki" isimli animede Walt Disney ve Max Flischer'ın etkileri görülür. Bu isimler aynı zamanda Japon animasyonunun öncüsü olmuştur.

  

Merhaba arkadaşlar bu zamana kadar bir çok yer de farklı şekillerde bir şeyler yazıp sonrasında kaybettim gitti. Hayatın içinde mutluluklar, hüzünler ve dahası var. Bunların hepsini içeren kendi hayatını arayan bir genç adamın hikayesini okuyacaksınız. Kitabımın ismini "Yabancı" olarak düşünüyorum. Bu kitapta iki paralel evrende geçen bir hikaye anlatılıyor. Kahramanımız genç bir adam. Obsesyon(Takıntı) rahatsızlığını yaşayan belirtiler görülüyor kendinde. O pes edip hayatı bırakacak mı yoksa iki dünya içinde önemli şeyler yapıp huzura mı dolacak?

Romanı yazmaya başlamamadan önce bir süreç geçirmek gerekiyor. Belirli kurgular, kişiler oluşturulmalı. Ancak ben aklıma estiği gibi o anda ilhamın geldiği anda yazmayı sevenlerdenim. Hiç bir şey için plan yapmıyorum. Her şey o anda gelişiyor, ve yazıyorum. Umarım sizlerde roman denememi okuyup bu gencin hayatın anlamını bulmasına yardımcı olursunuz.. Lütfen wattpad'e yazdığım bu romanı oylayın ve okuyunuz en önemliside yorumlarınızı eksik etmeyiniz. Sizlerle birlikte güzel bir yazı, güzel bir hikaye, kurgu bazen kişisel gelişim notları ve roman çıkarmak dileğiyle.Hepinizin 30 Ağustos Zafer bayramı da kutlu olsun. Ulu öncerimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyorum.

Romanıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Yorumlarınız benim içn çok değerli hepinize saygılar ve sevgiler, sağlıcakla kalın..